SİYASİ GEZİ/GÖZLEM YAZISI: AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

upa-admin 24 Mayıs 2024 252 Okunma 0
SİYASİ GEZİ/GÖZLEM YAZISI: AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

Giriş

Amerika Birleşik Devletleri’nde Miami’den başlayarak Binghamton, Boston, Buffalo, Portland ve California’ya uzanan seyahatimde, bu şehirlerin kültürel ve doğal güzelliklerinin yanı sıra, ülkenin siyasi atmosferini de yakından gözlemledim. Başkanlık seçimlerinin yaklaştığı bu dönemde, Donald Trump ve Joe Biden destekçileri arasındaki rekabet ve bu doğrultudaki dinamikler de oldukça dikkat çekiciydi. İşte bu şehirlerdeki detaylı gezi notlarım ve siyasi gözlemlerim…

Miami

Seyahatimin ilk durağı olan Miami, sıcak iklimi ve tropikal atmosferiyle beni hemen kendine çekti. South Beach’in beyaz kumlu plajları ve turkuaz rengi denizi, güneşlenmek ve denizin tadını çıkarmak için mükemmeldi. Ocean Drive’da yürürken Art Deco tarzındaki renkli binalar, Miami’nin retro havasını mükemmel bir şekilde yansıtıyordu. Little Havana’da Küba kültürünü yakından tanıdım; salsa müziği eşliğinde dans eden insanlar ve Küba kahvesinin tadı ise unutulmazdı.

Miami’deki gezim sırasında, Başkanlık seçimlerinin yaklaştığını ve Trump destekçilerinin yoğun olduğu bölgelerde siyasi tartışmaların hararetlendiğini fark ettim. Özellikle Kübalı Amerikalılar arasında Trump’a olan destek oldukça yüksekti, bu da Trump’ın sert göçmen politikalarının bu toplulukta yankı bulduğunu gösteriyordu.

Binghamton

Miami’den sonra Binghamton’a geçtim. Binghamton, New York eyaletinin güneyinde yer alan, doğa ile iç içe bir şehir. Susquehanna Nehri kıyısında yürüyüş yapmak ve yerel parkları keşfetmek oldukça keyifliydi. Recreation Park ve Otsiningo Park, doğa severler için ideal yerlerdi. Binghamton Üniversitesi’nin kampüsünü de ziyaret ettim. Üniversite hayatının enerjisini yansıtan bu yer, hem öğrenci etkinlikleri, hem de yeşil alanlarıyla dikkat çekiyordu. Ayrıca, Roberson Müzesi ve Bilim Merkezi de şehrin tarihini ve bilimsel gelişmelerini öğrenmek için harika bir mekânlardı.

Binghamton’da, ayrıca, Biden destekçileri arasında büyük bir heyecan olduğunu ve gençlerin bu seçimde aktif rol almak istediğini gördüm. Üniversite kampüsünde Biden’a olan destek oldukça belirgindi; bu da, gençlerin sosyal adalet ve iklim değişikliği gibi konularda Biden’ın politikalarını desteklediklerini gösteriyordu.

Boston

Bir sonraki durağım ıstakozuyla ünlü Boston oldu. Boston, Amerikan tarihine tanıklık eden önemli şehirlerden biri. Freedom Trail, Amerikan Devrimi’nin önemli noktalarını keşfetmemi sağladı. Paul Revere Evi, Old North Kilisesi ve Bunker Hill Anıtı gibi yerler, Amerikan tarihine yakından tanıklık etmemi sağladı. Boston Common ve Public Garden, şehrin doğal güzelliklerini deneyimlemem için ideal mekânlardı. Fenway Park’ta bir Red Sox maçına gitmek ise Boston kültürünü anlamak için harika bir fırsattı.

Boston’da, Trump ve Biden destekçileri arasındaki bölünmenin oldukça belirgin olduğunu gözlemledim. Özellikle şehir merkezinde Biden’a olan destek güçlüydü, ancak çevre bölgelerde Trump destekçileri de vardı. Boston, liberal eğilimleri ve eğitimli nüfusuyla Biden’ın güçlü destekçilerine ev sahipliği yaparken, sanki banliyölerde ve kırsal alanlarda Trump’ın popülist mesajları daha çok yankı buluyordu.

Buffalo

Boston’un ardından Buffalo’ya geçtim. Buffalo, Niagara Şelaleleri’ne yakınlığı ile ünlü bir şehir. Niagara Şelaleleri’nin muhteşem manzarası karşısında büyülenmemek mümkün değildi. Şelalelerin gücü ve güzelliği, doğanın ne kadar etkileyici olabileceğini bir kez daha gösterdi. Buffalo’da, ayrıca, Albright-Knox Sanat Galerisi’ni ziyaret ederek modern ve çağdaş sanat eserlerini görmek de keyifliydi. Elmwood Village bölgesi ise, kafe ve butiklerle dolu, yürüyerek keşfetmeye değer bir yerdi.

Buffalo’da, özellikle işçi sınıfı arasında Trump’a olan desteğin güçlü olduğunu fark ettim. Ekonomik endişeler ve Trump’ın popülist söylemleri, bu bölgede etkili olmuş gibiydi. Buffalo’daki Trump destekçileri, Başkan’ın iş ve ekonomi politikalarından umutluydu ve bu politikaların kendi yaşam koşullarını iyileştireceğine inanıyordu.

Portland

Seyahatimin bir sonraki durağı Maine eyaletinin sehri olan Portland oldu. Portland, Oregon eyaletinin en büyük şehirlerinden biri ve yeşil alanları ve çevreci yaşam tarzı ile ünlü. Burada bir göl evinde kaldım ve kano yaptım. Downtown’da yürüyüş yapmak ve Pearl District’teki sanat galerilerini keşfetmek oldukça keyifliydi. Powell’s City of Books, dünyanın en büyük bağımsız kitapçılarından biri olarak dikkat çekiyordu. Portland’da ayrıca, şehir merkezindeki parklar ve bahçeler de oldukça etkileyiciydi.

Şehirdeki gezim sırasında, Biden’a olan desteğin çok güçlü olduğunu gördüm. Özellikle gençler ve çevreci gruplar arasında Biden’ın iklim değişikliği politikaları büyük bir yankı bulmuştu. Zaten Portland, Trump’ın politikalarına karşı sıkça protestoların düzenlendiği bir şehir olarak da biliniyordu.

California

Seyahatimin son durağı California oldu. California, her köşesinde farklı bir deneyim sunan bir eyalet. San Francisco’da Golden Gate Köprüsü’nün ihtişamını görmek ve Alcatraz Adası’nı ziyaret etmek unutulmazdı. Fisherman’s Wharf’ta deniz ürünleri yemek ve Lombard Street’te yürümek de şehrin benzersiz deneyimlerindendi. Los Angeles’ta Hollywood’un ışıltılı dünyasına adım attım. Hollywood Bulvarı’nda yıldızların izini sürmek, Universal Studios’ta film setlerini görmek ve Venice Beach’te dinlenmek harikaydı. Beverly Hills’te ünlülerin evlerini görmek de şehrin lüks yaşam tarzını gözler önüne seriyordu. San Diego’da La Jolla’nın muhteşem sahillerinde yürüyüş yapmak, okyanus manzaralarının tadını çıkarmak ve Balboa Park’taki müzeleri ziyaret etmek oldukça keyifliydi. Ayrıca San Diego Hayvanat Bahçesi, dünyaca ünlü hayvan çeşitliliğiyle dikkat çekiyordu.

California genelinde, Biden’a olan destek çok belirgindi. Özellikle büyük şehirlerde ve kıyı bölgelerinde Biden’ın popülaritesi oldukça yüksekti. California, liberal politikaları ve çeşitliliği ile bilinirken, Biden’ın iklim değişikliği, göçmenlik ve sağlık reformu gibi konulardaki vaatleri burada geniş bir destek buluyordu.

Sonuç

Amerika’daki bu yolculuk, birbirinden farklı ve etkileyici şehirleri keşfetmek için harika bir fırsattı. Miami’nin tropikal havası, Binghamton’un huzuru, Boston’un tarihi, Buffalo’nun doğası, Portland’ın çevreci yaşam tarzı ve California’nın çeşitliliği, her biri ayrı ayrı büyüleyiciydi. Bu şehirler, Amerika’nın ne kadar geniş ve çeşitli bir ülke olduğunu bir kez daha gösterdi. Ayrıca, Başkanlık seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte, Trump ve Biden destekçileri arasındaki bölünmenin ne kadar derin olduğunu da gözlemleme fırsatım oldu. Her bir durak, bana unutulmaz anılar ve deneyimler kazandırdı. Bir sonraki macera için sabırsızlanıyorum!

Sümer Esin ŞENYURT

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.