AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASI’NIN GEÇMİŞİ VE TÜRKİYE’NİN ÖNCEKİ PERFORMANSLARI

upa-admin 25 Haziran 2024 387 Okunma 0
AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASI’NIN GEÇMİŞİ VE TÜRKİYE’NİN ÖNCEKİ PERFORMANSLARI

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, önceki dönemden ciddi dersler çıkaran ve askeri ve ekonomik güç eksenli hamaset yerine ekonomik entegrasyon ve siyasi iş birliği temelinde yeni ve daha başarılı bir sistem kurmayı başaran Avrupa ulusları, artan siyasi ve ekonomik ilişkilerine paralel olarak, kendi özerk kurumlarını ve turnuvalarını da yıllar içerisinde oluşturmuş ve kurumsallaştırmıştır. Öyle ki, 1954 yılında Avrupa futboluna yön vermesi için kısaca UEFA olarak bilinen Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’ni (İngilizce: Union of European Football Associations; Fransızca: Union des Associations Européennes de Football; Almanca: Vereinigung Europäischer Fußballverbände) İsviçre’de oluşturan Avrupa ulusları, ünlü Fransız futbol yöneticisi Henri Delaunay’ın yıllar öncesinden hayal ettiği Avrupa Futbol Şampiyonası’nı da 1960 yılından itibaren her dört yılda bir düzenlemeye başlamışlardır.

UEFA, Avrupa futbol ekonomisinin milyar dolarları aşan yüksek etkisi ve gücü sayesinde, bugün tam 55 devletin üye olduğu ve etki alanı Avrupa kıtasının dışında çok daha uzak ülkelere/coğrafyalara kadar ulaşabilen etkili bir yapıdadır. Nitekim 27 Avrupa Birliği (AB) üyesi devletin yanı sıra, Andorra, Arnavutluk, Azerbaycan, Beyaz Rusya (Belarus), Bosna Hersek, Cebelitarık (Gibraltar), Ermenistan, Faroe Adaları, İngiltere, Galler, Gürcistan, İskoçya, İsrail, İsviçre, İzlanda, Karadağ, Kazakistan, Kosova, Kuzey İrlanda, Kuzey Makedonya, Liechtenstein (Lihtenştayn), Moldova, Norveç, Rusya (Ukrayna savaşı nedeniyle üyeliği geçici olarak askıya alınmıştır), San Marino, Sırbistan, Türkiye ve Ukrayna da UEFA üyesidirler. Bu anlamda, UEFA, Avrupa kültürü, normları ve futbol ekonomisinin Avrupa dışında Kafkasya (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan sayesinde), Orta Asya (Kazakistan ve Rusya sayesinde) ve hatta Ortadoğu’ya (İsrail ve Türkiye sayesinde) kadar ulaşabilmesini sağlamaktadır.

1960 yılından beri -bu turnuva da dahil olmak üzere- toplam 17 defa düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası (kısaca EURO) ise, ulusüstü (supranasyonal) bir yönetim anlayışını öngören Avrupa Birliği projesinin başarısına karşın, Avrupa halklarının kendi ulusal kimliklerini koruyabilmeleri ve futbol endüstrisi alanındaki gelişimlerini gösterebilmeleri anlamında önemli bir mihenk taşı olmuştur. İlk turnuvalarda yalnızca 4 takımın mücadele ettiği Avrupa Futbol Şampiyonası, 1980’den itibaren 8 takım, 1996’dan itibaren 16 takım ve 2016’dan itibaren 24 takıma yarışma şansı vererek, giderek daha kapsayıcı ve büyük bir etkinliğe dönüşmüştür.

Avrupa Futbol Şampiyonası’ndaki şampiyonluk sayıları, kuşkusuz futbol endüstrisinin gelişimini göstermesi bakımından önemli bir kriterdir. Bu bağlamda, şampiyonluk sayıları şöyledir:

  • İspanya: 3 şampiyonluk (1964, 2008, 2012),
  • Almanya: 3 şampiyonluk (1972, 1980, 1996),
  • İtalya: 2 şampiyonluk (1968, 2020/21*),
  • Fransa: 2 şampiyonluk (1984, 2000),
  • Rusya/SSCB: 1 şampiyonluk (1960),
  • Çekya/Çekoslovakya: 1 şampiyonluk (1976),
  • Hollanda: 1 şampiyonluk (1988),
  • Danimarka: 1 şampiyonluk (1992),
  • Yunanistan: 1 şampiyonluk (2004),
  • Portekiz: 1 şampiyonluk (2016).

Bu bağlamda denilebilir ki, Avrupa’nın futbol endüstrisi ve branşında ileri gitmiş ve organize bir sistem kurmayı başarmış ulusları İspanya, Almanya, İtalya ve Fransa’dır. Ayrıca Premier League sayesinde büyük bir ekonomik gücü ve etkisi olan İngiltere (Birleşik Krallık), yıllar içerisinde kendisine özgü bir futbol ekolü oluşturmayı başaran Hollanda, son yıllarda çok başarılı bir sistem kuran ve hep zirvelerde yer alan Portekiz de Avrupa’nın önemli futbol ekolleridir.

Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmak da önemli bir ekonomik etkinlik ve prestij meselesi olup, şimdiye kadar düzenlenen 17 turnuvanın 13’ü tek bir ülke tarafından, 4’ü ise birkaç ülke tarafından ortaklaşa düzenlenmiştir. 3 defa ev sahibi ülke olan Fransa (1960, 1984, 2016) ile 2 defa turnuvayı düzenleme hakkı elde eden İtalya (1968, 1980) ve Almanya (1988, 2024) bu konuda başı çeken devletler olurken, İspanya (1964), Belçika (1972), Yugoslavya (1976), İsveç (1992), İngiltere (1996) ve Portekiz (2004) de diğer ev sahipleri olmuşlardır. Son yıllarda ise birkaç ülkenin birlikte şampiyonaya ev sahipliği yapması anlayışı kabul görürken, EURO 2000’i Belçika ve Hollanda, EURO 2008’i Avusturya ve İsviçre, EURO 2012’yi Polonya ve Ukrayna ve 2021’de düzenlenen EURO 2020’yi 11 farklı UEFA üyesi (Almanya, Azerbaycan, Danimarka, Hollanda, İngiltere, İskoçya, İspanya, İtalya, Macaristan, Romanya, Rusya) birlikte düzenlemişlerdir. EURO 2028’i Birleşik Krallık ve İrlanda ortak düzenleyecekken, EURO 2032 ise Türkiye ve İtalya ortaklığında yapılacaktır. Bu anlamda, Avrupa Futbol Şampiyonaları, mümkün olduğunca farklı coğrafyalara/ülkelere açılarak, Avrupa kültürü ve “fair play” ruhuna uygun centilmence rekabet anlayışını toplumlara yaymak ve siyasi meselelerde de benzer şekilde çatışmasız mücadele anlayışını empoze etmek arayışındadır.

EURO 2032’ye İtalya ile birlikte ev sahipliği yapacak olan 1999’dan beri AB tam üye adayı bir devlet olan Türkiye ise, bu turnuvayla birlikte 6 defa Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılmış önemli bir Avrupa futbol ülkesidir. İlk kez Fatih Terim antrenörlüğünde İngiltere’de düzenlenen EURO 1996’ya katılan ay-yıldızlılar, bu turnuvayı gol atamadan 0 puanla kapatmasına karşın, ilerleyen yıllarda önemli başarılar kazanmıştır. 2000 yılında Mustafa Denizli antrenörlüğünde çeyrek finale kadar yükselen Türkiye, EURO 2008’de ise yine Fatih Terim antrenörlüğünde en büyük başarısını elde etmiş ve yarı finale kadar yükselmeyi başarmıştır. Türkiye, Fatih Terim liderliğinde EURO 2016 ve Şenol Güneş liderliğinde EURO 2020’de ise grup aşamasında elenmiştir. İtalyan futbol adamı Vincenzo Montella antrenörlüğündeki Türkiye, EURO 2024’te grup aşamasından çıkma anlamında ciddi şansa sahiptir. Ancak diğer takımların çok güçlü olması nedeniyle, son 16 turunun ötesine geçebilmek, Türk spor kamuoyunca pek beklenmemektedir. Lakin Türkiye’nin ilerleyen yıllarda muazzam başarı potansiyeli olup, özellikle Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi genç ve yetenekli oyuncularıyla, ay-yıldızlarının ilerleyen yıllarda yeniden üst sıralara oynaması olasılık dahilindedir.

Son olarak, Avrupa Futbol Şampiyonası, küçük çapta bir Dünya Kupası gibi, muazzam insan hareketliliği, ciddi bir ekonomik ivmelenme ve farklı uluslar/devletler arasında kurallara dayalı centilmence rekabet gibi müspet unsurları ile, günümüzün çağdaş Avrupası’nın önemli bir kazanımı olup, Türkiye’nin de bu seviyelerde yer alması kendisi adına çok faydalıdır. Zira ekonomide ve sanatta olduğu gibi, Avrupa kıtası, halen sporda özellikle futbolda da dünyanın zirvesindedir. Türkiye de, bu nedenle, hem spor, hem de ekonomik anlamda ilerleyebilmek için Doğu kadar Batı ile de bağlarını güçlendirmeli ve özellikle İtalya ile birlikte ev sahipliğini yapacağı EURO 2032’ye çok iyi hazırlanarak, bu turnuvada zirvede yer almalıdır.

* Koronavirüs pandemisi nedeniyle EURO 2020, 2021 yılında düzenlenmiştir.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.