KERKÜK PETROL ANLAŞMASI: ANKARA İLE BAĞDAT ARASINDA ARTAN İŞ BİRLİĞİ

upa-admin 29 Temmuz 2026 110 Okunma 0
KERKÜK PETROL ANLAŞMASI: ANKARA İLE BAĞDAT ARASINDA ARTAN İŞ BİRLİĞİ

Giriş

Türkiye ile Irak arasındaki enerji iş birliğinin temelleri, 1973 yılında imzalanan anlaşma kapsamında inşa edilen Kerkük–Yumurtalık (Ceyhan) Ham Petrol Boru Hattı’na dayanmaktadır. Bu hat aracılığıyla, Irak’ın kuzeyinde üretilen ham petrol Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmaktadır. Son dönemde, taraflar, enerji alanındaki stratejik ortaklığı derinleştirerek, hattın kapasitesinin arttırılmasını ve Ceyhan’ın bölgesel bir enerji merkezi olarak konumunun güçlendirilmesini hedeflemektedir.

Enerji alanındaki iş birliği, Türkiye-Irak ilişkilerinin yalnızca ekonomik boyutuyla sınırlı kalmayıp, güvenlik, ticaret ve ulaştırma gibi stratejik alanlara da uzanmıştır. Özellikle son yıllarda imzalanan güvenlik anlaşmaları, iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunu önemli ölçüde güçlendirmiştir. Bu çerçevede, Irak yönetimi, PKK’yı “yasaklı örgüt” olarak tanımlayarak Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dikkate alan daha yakın ve dostane bir iş birliği yaklaşımı benimsemiştir.

Güvenlik alanında sağlanan bu yakınlaşma, enerji ve ticaret projelerinin uygulanabilirliğini arttırırken, sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında da ikili ilişkilerin kurumsallaşmasına katkı sağlamıştır. Bu süreç, Ankara’nın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı güvenlik politikasını destekleyen önemli dış politika gelişmelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Böylece, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler, enerji merkezli ekonomik ortaklığın ötesine geçerek güvenlik, bölgesel istikrar ve stratejik iş birliğini kapsayan çok boyutlu bir ortaklık niteliği kazanmıştır.

Türkiye-Irak Enerji İş Birliğinde Yeni Dönem

Türkiye ile Irak arasında imzalanan yeni enerji ortaklığı, iki ülke ilişkilerinde stratejik iş birliğini derinleştiren en önemli gelişmelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Anlaşmanın temel hedeflerinden biri, Ceyhan üzerinden günlük 1 milyon varil ham petrol akışının sağlanmasıdır. Resmî temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin ziyareti kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda imzalanan anlaşmalar, enerji alanında uzun vadeli bir ortaklık perspektifini ortaya koymuştur. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), BP Energy Company of Kirkuk Limited’in (BP ECKL) yüzde 15 hissesini satın aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak tarafından Türkiye’ye günlük 1 milyon varil petrol tedarik edilmesi teklifinin sunulduğunu açıklarken, Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrolleri’ne ortaklık verilmesini “enerji alanındaki iş birliği açısından tarihi bir adım” olarak değerlendirmiştir.

İmzalanan anlaşma, Irak’ın en önemli hidrokarbon üretim merkezlerinden Kerkük petrol sahasındaki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsamaktadır. Bu durum, Türkiye’nin yalnızca petrol taşımacılığında transit ülke konumunu güçlendirmekle kalmayıp, üretim süreçlerine de doğrudan katılım sağlaması açısından stratejik önem taşımaktadır. Böylece, Türkiye, enerji arz güvenliğini arttırmayı, ham petrol tedarikini çeşitlendirmeyi ve Ceyhan’ı bölgesel bir enerji merkezi haline getirmeyi hedeflemektedir.

Bununla birlikte, anlaşma süreci bölgesel jeopolitik rekabetin etkilerini de yansıtmıştır. İmza töreni sırasında Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni’nin anlaşmaya yönelik çekinceleri kamuoyunda dikkat çekmiştir. El-Haseni’nin İran’a yakın Şii Koordinasyon Çerçevesi ile ilişkili siyasi çevrelere yakın olduğu yönündeki değerlendirmeler, söz konusu tutumun yalnızca bürokratik değil, aynı zamanda bölgesel güç rekabetiyle de bağlantılı olabileceğini göstermektedir. Özellikle İran’ın, Irak’ı Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına bağlamayı amaçlayan Kalkınma Yolu Projesi’nin kendi ekonomik ve jeostratejik çıkarlarını zayıflatabileceği gerekçesiyle projeye mesafeli yaklaşması, bu sürecin enerji diplomasisinin ötesinde jeopolitik bir rekabet alanına dönüştüğünü ortaya koymaktadır.

Anlaşmanın ekonomik ve stratejik etkileri çok boyutlu bir nitelik taşımaktadır. İlk olarak, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayarak petrol tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi ve dışa bağımlılıktan kaynaklanan riskleri azaltması beklenmektedir. İkinci olarak, petrolün taşınması, depolanması ve lojistik faaliyetlerinin genişlemesiyle ekonomik gelirlerin artması ve Ceyhan’ın uluslararası enerji ticaretindeki konumunun güçlenmesi öngörülmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 17 milyar dolara yaklaştığını belirterek, bu rakamı daha da ileri taşımayı hedeflediklerini söylemiş ve Irak’a verdiği önemi göstermiştir. 

Sonuç

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmede Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Türkiye ziyaretinin diplomatik bir nezaket ziyareti olmanın ötesinde, iki ülke arasında yüzyıllara dayanan tarihî ilişkilerin ve stratejik ortaklığın güçlendirilmesine yönelik güçlü bir iradeyi yansıttığını vurgulamıştır. Bu yaklaşım, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin son dönemde çok boyutlu bir iş birliği çerçevesinde yeniden şekillendiğini göstermektedir.

İkili ilişkilerde öne çıkan enerji iş birliği, Kalkınma Yolu Projesi ve güvenlik alanındaki koordinasyon, Türkiye ile Irak arasındaki stratejik ortaklığın temel sütunlarını oluşturmaktadır. Özellikle Kalkınma Yolu Projesi, iki ülke arasındaki ilişkileri yalnızca ulaştırma ve ticaret ekseninde değil; enerji güvenliği, bölgesel ekonomik entegrasyon ve jeopolitik rekabet bağlamında da yeniden tanımlayan stratejik bir girişim niteliği taşımaktadır. Projenin hayata geçirilmesi, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında önemli bir lojistik merkez olma hedefini desteklerken, Irak’ın ekonomik çeşitlenmesine ve bölgesel ticaret ağlarına daha güçlü bir şekilde entegre olmasına katkı sağlayacaktır.

Enerji alanında imzalanan yeni anlaşmalar ise Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi ve Ceyhan’ın bölgesel enerji merkezi konumunu pekiştirmesi açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu gelişmeler, Türkiye’nin enerji diplomasisini güçlendiren ve “enerjide tam bağımsız Türkiye” vizyonunu destekleyen somut adımlar olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, enerji ve ulaştırma projelerinin sürdürülebilirliği, güvenlik alanındaki iş birliğinin sürekliliğine bağlıdır. Son yıllarda terörle mücadele konusunda geliştirilen koordinasyon ve sınır güvenliğine yönelik ortak adımlar, ekonomik projelerin uygulanabilirliğini artırırken bölgesel istikrarın güçlendirilmesine de katkı sağlamaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler günümüzde yalnızca komşuluk ilişkileri çerçevesinde değil, enerji, güvenlik, ulaştırma, ticaret ve yatırım alanlarını kapsayan kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüşmektedir. Tarafların karşılıklı fayda ilkesi doğrultusunda geliştirdiği bu çok boyutlu iş birliği, hem iki ülkenin ekonomik kalkınmasına hem de Ortadoğu’nun jeopolitik ve jeoekonomik dengelerinin yeniden şekillenmesine katkı sağlayabilecek önemli bir potansiyele sahiptir.

Dr. Seda Gözde TOKATLI

İzmir Demokrasi Üniversitesi

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.