PERU’DA İKİNCİ FUJİMORİ DÖNEMİ

upa-admin 29 Temmuz 2026 97 Okunma 0
PERU’DA İKİNCİ FUJİMORİ DÖNEMİ

Giriş

Güney Amerika kıtasının batısında yer alan önemli bir devlet olan Peru’da, ülkeyi uzunca bir dönem (1990-2000) yöneten Japon asıllı önemli devlet adamı Alberto Fujimori’nin kızı Keiko Fujimori, 7 Haziran 2026 tarihinde ikinci turu düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerini az farkla (%50,1 oy ile rakibi Roberto Sanchez’in %49,9 oyuna karşılık) kazanarak, babasından sonra bu göreve gelen ikinci Fujimori oldu. 1975 doğumlu Fujimori, bu şekilde ülkesinin seçim yoluyla başa geçen ilk kadın Devlet Başkanı unvanını da kazanmış oldu. Bu yazıda, Peru hakkında temel bilgiler özetlendikten sonra, Keiko Fujimori ve Peru seçimleri hakkında bilgi verilecektir.

Peru Hakkında Temel Bilgiler

Peru, Güney Amerika veya Latin Amerika kıtasının batısında yer alan ve antik İnka medeniyetinin mirasçısı olarak zengin biyoçeşitliliği ve büyüleyici coğrafyasıyla tanınan çok ilginç ve renkli bir ülkedir. Nüfusu 34,5 milyon civarında olan Peru, yaklaşık 1.285.216 kilometrekarelik yüzölçümüyle oldukça büyük (Güney Amerika’da üçüncü) bir ülkedir. Koloni mirası nedeniyle İspanyolcanın resmî dil olduğu ülkede nüfusun yarıya yakınını (%45) yerli nüfus, kalanını da melez (%37), beyaz (%15), Çinli ve Japon nüfus oluşturmaktadır.

Latin Amerika haritasında Peru

Peru adı, Quechua dilinde “bolluk ülkesi” anlamına gelen bir kelimeden türemiştir. Bu ad, yüzyıllarca bölgeyi yöneten zengin ve son derece gelişmiş antik İnka uygarlığının yarattığı ekonomik zenginliğe bir göndermedir. Ülkenin geniş mineral, tarım ve deniz kaynakları, uzun zamandır ülkenin ekonomik gelişiminin temelini oluşturmuş ve 20. yüzyılın sonlarından itibaren turizm de Peru’nun ekonomik kalkınmasının önemli bir unsur haline gelmiştir. Nitekim uluslararası gezginlerin gözde destinasyonları arasında yer alan ve Cuzco’nun yaklaşık 80 km kuzeybatısında bulunan antik İnka kalıntıları bölgesi Machu Picchu ile Peru’nun kuzey kıyı şeridindeki antik mezarlardan çıkarılan eserleri barındıran müzeler her yıl turist akınına uğramaktadır.

Peru bayrağı

Başkenti Lima olan ve batısında Pasifik Okyanusu bulunan Peru, Ekvador, Kolombiya, Brezilya, Bolivya ve Şili ile komşu olup yaklaşık 335 milyar dolarlık, görece küçük bir ekonomiye sahiptir. Ülkenin kişi başına düşen yıllık gayri safi milli hasıla oranı ise 10.000 dolar civarında olup, bu, kıta standartlarında ilk 10’a giren ciddi bir gelişime işaret etmektedir. Ülkenin başkenti Lima, yaklaşık 11 milyon insana ev sahipliği yaparken, ülkenin diğer önemli şehirleri tarihi Cusco ve beyaz taşlı Arequipa’dır.

Peru haritası

Peru, Birleşmiş Milletler’in (BM) saygın bir üyesi olup, FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü), WB (Dünya Bankası), IMF (Uluslararası Para Fonu), UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu, Örgütü veya Teşkilatı), Dünya WTO (Dünya Ticaret Örgütü), G-24 ve G-77 gibi uluslararası ekonomik platformlarda da yer almaktadır. Bölgesel ve kıtasal entegrasyon bağlamında ise, Peru, sekreterliği Lima’da bulunan And Topluluğu-CAN’un kurucu ve tam üyesi, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS/ADÖ) üyesi, Asya-Pasifik Ekonomik İş Birliği (APEC) daimi üyesi ve MERCOSUR’a (Güney Amerika Ortak Pazarı) tam üye olmadan ortak üye statüsünde dahildir. Ayrıca, Peru, OECD’ye üye olma noktasında da son aşamadadır. Ülkenin en önemli dış ticaret ortakları ise; Çin (Halk Cumhuriyeti), ABD (Amerika Birleşik Devletleri), Avrupa Birliği (AB), Hindistan, Kanada, Japonya ve Brezilya’dır.

Başkanlık tipi bir demokrasiyle yönetilen ve anayasal bir Cumhuriyet rejimi olan Peru’da, ekonomi; tarım (başta ülkenin anavatanı olduğu domates ve patates üretimi), hayvancılık (alpaka ve lüks bir meta olan alpaka yünü üretimi), madencilik (gümüş, bakır, kalay, cıva, lityum ve altın kaynakları), deniz ürünleri , kahve, şeker kamışı ve turizm gelirlerine dayanmaktadır. Ülkenin ihracatının yüzde 65’lik büyük bölümünü madencilik ürünleri oluşturur.

Ülke yönetiminde en yetkili kişi (yürütmenin başı), 5 yıllığına halk oyuyla demokratik şekilde seçilen Cumhurbaşkanı veya Devlet Başkanı’dır. Ek olarak, ülkedeki yasama işleri, tek meclisli bir yapıya sahip olan ve 130 üyeden oluşan Cumhuriyet Kongresi (Congreso de la República) tarafından yürütülmektedir. Peru, ilginç bir şekilde üniter bir devlet niteliğinde olmasına rağmen, idari olarak 25 bölgeye ayrılmıştır. Bu bölgeler, 4 yıl süreyle seçilen bölge başkanları ve yerel meclisler tarafından yönetilmektedir.

Peru’nun Siyasi Görünümü

Peru, son yıllarda kronik siyasi istikrarsızlık, sık Cumhurbaşkanı değişiklikleri ve yürütme ile yasama organları arasındaki derin çatışmalarla anılan çalkantılı bir dönemden geçmiş ve “istikrarsızlık” ile anılır olmuştur. Nitekim son 10 yılda çok sayıda Cumhurbaşkanı, yolsuzluk suçlamaları, görevden almalar veya istifalar nedeniyle koltuğunu kaybetmiştir. Bunları listelemek gerekirse; 2016-2018 döneminde görevde kalan Pedro Pablo Kuczynski, 2018-2020 döneminde başta olan Martín Vizcarra, yalnızca 5 gün başkanlık yapan Manuel Merino, 2020-2021 döneminde bir yıldan kısa iktidarda kalan Francisco Sagasti, halk oyuyla başa geçmesine karşın 2021-2022 döneminde iktidarını koruyabilen Pedro Castillo ve 2021 yılında seçilen solcu Pedro Castillo’nun 2022’de azledilip tutuklanmasının ardından yerine ve 3 yıl başta kalabilen ülkenin ilk kadın Cumhurbaşkanı Dina Boluarte’dir. Kongre tarafından seçimsiz başa geçen Boluarte’den sonra ise, Peru’da yeniden seçim dönemi başlamıştır.

Alberto Fujimori

Böyle bir ortamda, istikrarsızlık ve siyasi dağınıklıktan yaka silken Peru halkı, ülkeyi 10 yıl boyunca sertlikle ve görece istikrarlı bir ortamda yöneten eski ünlü Başkan Alberto Fujimori’yi hatırlamaya başlamıştır. İlk kez 1990 yılında seçimle iktidara gelen Japon asıllı siyasetçi, 1992 yılında ordu desteğiyle Siyaset Bilimi literatürüne “autogolpe” (öz darbe veya kendi kendine darbe, İngilizcesiyle “self-coup“) olarak geçen süreçte Kongre’yi feshetmiş ve anayasayı askıya alarak otoriter yönetime geçmiştir. Bu dönemde, Marksist “Aydınlık Yol” (Shining Path-Sendero Luminoso) gerilla grubuna karşı çok sert askeri önlemler alarak ülkede terörizmin kökünü kazıyan Fujimori, İstihbarat Başkanı olan Vladimiro Montesinos ile birlikte çalışarak medya, siyaset ve ordu üzerinde sıkı bir kontrol kurmuş; muhalifleri baskı altına alarak iktidarını güçlendir ve ülkede görece istikrar sağlamayı başarmıştır. 1995 ve 2000 yıllarında iki kez daha seçim kazanan Fujimori, buna karşın sert yönetimine yönelik artan halk tepkileri ve rüşvet aldığını ispatlayan çeşitli dokümanlar nedeniyle daha sonra istifaya zorlanmıştır. İktidarını kaybetmesinin ardından yargılanan ve 25 yıl hapis cezası alan Fujimori, buna karşın 2022 yılında sağlık sorunları nedeniyle hapisten salıverilmiş, 2024 yılında da vefat etmiştir. Ancak Fujimori, tüm hatalarına karşın, istikrarsız ülkede görece istikrar sağlayabilmesi nedeniyle halk tarafından unutulmamış ve Susana Higuchi’den olan ve siyasete girmek isteyen büyük kızı Keiko, bu nedenle yakından takip edilen popüler bir isim haline gelmiştir.

Keiko Fujimori Kimdir?

1975 doğumlu Keiko Fujimori, “diktatörün kızı” olarak adlandırıldığı 1990’ların başından sonra, anne-babasının boşanmasını müteakiben, henüz 19 yaşındayken Peru’nun “first lady“si ilan edilmiştir. Bu dönemde ABD’de eğitim alan Keiko, Stony Brook, Boston ve Columbia gibi prestijli üniversitelerde öğrenim görmüştür. Babası gibi muhafazakâr sağ, aşırı sol gruplara karşı sertlik yanlısı ve ekonomide liberal tutumuyla bilinen Keiko, genç yaşlarından itibaren ülkesinin Cumhurbaşkanı olmak istediğini söylemiş ve bu yönde çaba da göstermiştir.

Keiko ve Alberto Fujimori

2006-2011 döneminde ilk kez Kongre’ye milletvekili olarak giren genç Fujimori, 2011, 2016 ve 2021 yıllarında girdiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kılpayı farklarla ikinci turda kaybetmiştir. 7 Haziran 2026’da yapılan seçimlerde ise, nihayet, solcu rakibi Roberto Sánchez’i az bir oy farkıyla geride bırakarak başkanlığı kazanmıştır. Böylelikle, yeni nesil Fujimori, 20 yıllık siyasi mücadelesinin ardından istediği konuma ulaşmıştır.

Keiko Fujimori, seçim kampanyasında El Salvador modeline benzer şekilde ülkede devasa hapishaneler inşa etmeyi ve organize suçla mücadele için hâkimlerin kimliklerini gizli tutmayı (anonim yargıçlık) vaat etmiştir. Özellikle “10 yıllık istikrarsızlığı sona erdirmek” sloganıyla seçmenden destek alan Fujimori, ekonomide ise kamu-özel sektör ortaklıklarını kolaylaştırarak altyapı yatırımlarını arttırmayı ve serbest piyasa ekonomisini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Keiko, ayrıca ABD ile yakın ilişkilerini ve ABD Başkanı Donald Trump’la dostluğunu kullanarak ülkesini ABD ile birlikte geliştirmeyi planlamaktadır ki, ABD’nin seçim sonrasında onu ilk kutlayan devlet olduğunu da bu noktada hatırlatmak gerekir.

Sonuç

Sonuç olarak, güçlü bağlantılar, iyi eğitim ve zamanlaması iyi planlanmış doğru adımlarla demokratik rejimlerde dahi bir “diktatör kızı“nın halk oyuyla seçilebileceğini ispatlayan Keiko Fujimori, toplumsal gelişimini tamamlamamış toplumlarda demokrasinin o kadar da abartılmaması gerektiğinin son canlı örneği olmuş ve Peru gibi halkının isyankâr yapısıyla bilinen bir ülkede dahi sert sağ politikalarla başa geçmeyi başarmıştır. Dün yemin ederek görevine başlayan Keiko’nun başkent Lima’daki törenine İspanya Kralı VI. Felipe de katılmıştır. “Elitlerin zaferi” olarak da adlandırılabilecek bu süreç, tüm dünyada da diğer sağcı hareketlere ilham kaynağı olmuştur.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.