YÜKSELİŞ, DÜŞÜŞ VE SESSİZLİK: ROMAN STAROVOYT’UN ÖLÜMÜ ÜZERİNDEN RUS DEVLET AYGITINI OKUMAK

upa-admin 09 Temmuz 2025 769 Okunma 0
YÜKSELİŞ, DÜŞÜŞ VE SESSİZLİK: ROMAN STAROVOYT’UN ÖLÜMÜ ÜZERİNDEN RUS DEVLET AYGITINI OKUMAK

Giriş

Devletin kendi iç işleyişinde, bazı ölümler sessizdir. Ne kamuoyunda yankı buluri ne de siyasal sonuçlar doğurur. Ancak tam da bu sessizlik, o olayın sistem içindeki yerini daha anlamlı kılar. Roman Vladimiroviç Starovoyt’un ölümü, Rusya’da yalnızca bir Bakan’ın hayatını kaybetmesi değil; aynı zamanda sadakat, sorumluluk ve görünmez sınırlar üzerine inşa edilmiş bir devlet mimarisinin içten içe nasıl işlediğini gözler önüne seren istisnai bir örnektir.

Starovoyt’un görevden alınması ve birkaç saat içinde ölüm haberinin medyaya yansıması, Rusya siyasetinde çok nadir rastlanan bir zamanlama eşleşmesine işaret etmektedir. Görevden alınış gerekçesinin kamuoyuna açıklanmaması, ardından gelen “güven kaybı söz konusu değildir” yönündeki Kremlin açıklaması ve olayın tüm ayrıntılarına dair devam eden suskunluk; bu ölümün yalnızca bireysel bir çöküş olmadığını, aynı zamanda sistemsel bir refleksin dışavurumu olduğunu düşündürmektedir.

Starovoyt’un kariyeri, Putin sonrası dönemde Rus devlet aygıtı içinde şekillenmiş teknokrat bir bürokratın sıradanlaşmış başarı hikâyesi gibi görünse de, sonu bu hikâyenin sistemsel kırılganlıklarını da beraberinde açığa çıkarmaktadır. Valilikten Bakanlığa uzanan yükselişi, belirli bir liyakat çizgisinden ziyade merkezî düzeye gösterilen sadakatin ve yönetim içi itaatin ödüllendirilmesi olarak okunabilecek bir örüntüydü. Ancak bu tür bir yükselişin, sistemin kriz anlarında ne kadar hızla geri alınabildiği ve kişisel çöküşün siyasal yapıdaki rol dağılımına nasıl içkin hâle geldiği, Starovoyt’un ölümünde açık biçimde görünür hale geldi.

Bu çalışma, Roman Starovoyt’un ölümünü bir son değil, bir temsil olarak ele almayı amaçlamaktadır. Olayın arka planında yalnızca bir yolsuzluk soruşturması değil; aynı zamanda bürokraside sorumluluk devrinin nasıl işlediğine, medya ve kamuoyu kontrolünün nasıl şekillendiğine ve bireyin devlet içindeki işlevinin sınırlarına dair yapısal kodlar bulunmaktadır. Starovoyt vakası, Rus devlet aygıtında yükselmenin, her zaman sistemin parçası olma ayrıcalığı anlamına gelmediğini; aksine, belirli anlarda sistemin kendi içinde yeniden yapılanmasına zemin hazırlayan birer değişken olarak görülebileceğini göstermektedir.

Roman Starovoyt’un Bürokratik Kimliği ve Son 48 Saati

Roman Vladimiroviç Starovoyt, Putin dönemi Rusya’sının teknik kökenli üst düzey bürokratlarından biri olarak devlet aygıtı içinde sessiz ama istikrarlı bir kariyer çizgisi izledi. Ulaştırma altyapısı alanındaki uzmanlığıyla tanınan Starovoyt, uzun yıllar boyunca Rosavtodor Başkanlığı (Федеральное дорожное агентство – Federal Karayolları Ajansı, Rusya Federasyonu’nun Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı federal bir yürütme organıdır) görevini yürüttü. Bu görevi esnasında özellikle federal karayolu projelerinin yönetiminde yer almış, Moskova merkezli teknokrat çevreler içinde güvenilir ve sadık bir figür olarak sivrilmişti. 2018 yılında Kursk bölgesine Vali olarak atanması, sadece bölgenin yerlisi olmasından kaynaklanmıyor; aynı zamanda federal merkezin bu bölgedeki kontrolünü daha kurumsal hale getirme arzusunu da yansıtıyordu.

Valilik görevinde geçirdiği yıllar boyunca kamuoyu nezdinde geniş yankı uyandıran sert reformlardan kaçınsa da federal yapılarla uyumlu bir yönetim anlayışı benimsedi. 2024 yılı itibarıyla Moskova’daki merkez kadrolara yeniden çekilerek Ulaştırma Bakanı olarak atandığında, bu görevlendirme hem teknik hem de siyasi sadakatin ödüllendirildiği bir terfi olarak Rus kamuoyunda yorumlandı. Ancak Bakanlık döneminin yalnızca 14 ay sürmesi, bu yükselişin ne kadar kırılgan temellere dayandığını gösterecekti. Görev süresi boyunca Ulaştırma Bakanlığı, Karadeniz’deki tanker kazaları, Ust-Luga’daki patlama ve amonyak sızıntısı gibi krizlerle sınanırken; ülke içi ulaşım altyapısının modernizasyonu konularında sınırlı bir ilerleme sağlanabildi. Bununla birlikte, özellikle Kursk bölgesinde devam eden savunma hattı inşaatlarındaki yolsuzluk iddiaları, Starovoyt’un ismini giderek daha sık gündeme taşımaya başladı. İddialar, yalnızca yerel müteahhitleri değil, doğrudan onun valilik dönemindeki yönetim yapısını da hedef alıyordu.

7 Temmuz 2025 sabahı yayımlanan Kremlin kararına göre, Starovoyt görevden alındı. Kararnamede herhangi bir gerekçeye yer verilmezken, Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, basın mensuplarının sorusuna karşılık alınan kararın “güven kaybı” ile ilgili olmadığını belirtmekle yetindi. Ancak görevden alındıktan yalnızca birkaç saat sonra Starovoyt’un ölü bulunduğu haberi Rus kamuoyuna yansıdı. Kommersant ve RBC gibi kaynaklara göre, eski Bakan’ın cesedi Moskova yakınlarındaki Malyeviç Parkı’nda, şahsi aracı olan Tesla Model X’in birkaç metre ötesinde çalılıklar arasında bulundu. Olay yeri bulguları, Starovoyt’un yaşamına, kendisine İçişleri Bakanı tarafından verilen Glock marka ödül tabancasıyla son verdiği yönündeydi. Yanında bulunan kadın — hem yardımcısı, hem de özel hayatında birlikte yaşadığı kişi olduğu iddia edilen Polina Karniyeva — teşhisi yapan ilk kişiydi. Telegram kanalı Mash’ın iddiasına göre, Starovoyt ölümünden hemen önce özel koruma ekibine cesedinin bulunduğu konumu ve alınması gereken zamanı bildiren bir mesaj göndermişti (bu hala bir iddia şu ana kadar teyit edilmiş değil).

Ölümünden önceki son 48 saat içinde, kamuoyuna açık son görüntüsü Ulaştırma Bakanlığı’nın Telegram kanalında yayımlandı. Burada havalimanlarındaki drone saldırılarına dair bir brifingi dinlerken görülüyordu. Hiçbir ifadesinde görevden alınacağına veya soruşturmalarla bağlantısına dair bir işaret bulunmamakla birlikte, yolsuzluk dosyasının genişlemesi ve isminin resmi olarak anılması artık bir zaman meselesi haline gelmişti. Bu kısa ama yoğun zaman aralığı, bir devlet görevlisinin bireysel kaderi ile siyasal sistemin işleyişi arasındaki ince çizgide nasıl bir kırılma yaşanabileceğini gözler önüne sermektedir.

Kursk Tahkimatları, Yolsuzluk Soruşturması ve Çöküşe Giden Yol

Roman Starovoyt’un adı, özellikle 2024 sonbaharından itibaren Kursk bölgesinde yürütülen sınır savunma projeleriyle birlikte yolsuzluk iddialarının merkezine doğru ilerlemeye başladı. Ukrayna Ordusu’nun bölgeye yönelik artan baskısına karşı inşa edilen tahkimatlar, federal hükümetin öncelikli güvenlik projeleri arasında yer alıyordu. Bu kapsamda tahsis edilen toplam bütçe 19 milyar rubleyi aşıyordu ve söz konusu ödenek, yalnızca askeri savunma amacı taşımıyor; aynı zamanda Kremlin’in bölgesel kontrol kapasitesini de göstermek açısından sembolik bir anlam taşıyordu. Ancak bu altyapı projeleriyle ilgili süreçler, yalnızca teknik eksikliklerle sınırlı kalmadı. Bir dizi müteahhitlik firmasına yapılan yüksek meblağlı peşin ödemelere rağmen çalışmaların tamamlanmadığı, projelerin çoğunun sahada fiziken bulunmadığı ve raporların gerçeği yansıtmadığı tespit edildi. Bunun yanında, bütçenin yaklaşık 4 milyar rublelik kısmının zimmete geçirildiği yönündeki bulgular, soruşturmayı federal seviyeye taşıdı. Belgelerde yer alan masraflar arasında lüks konaklama giderleri, özel araç alımları ve yüksek miktarda nakit transferleri de yer aldı.

Soruşturmanın seyri açısından en kritik gelişmelerden biri, Kursk bölgesinde Starovoyt’un Valilik döneminde birlikte çalıştığı isimlerden Aleksey Smirnov’un gözaltına alınmasıydı. Smirnov’un, tahkimat projelerinin idari denetimini üstlenen kişilerden biri olduğu ve ifade sürecinde doğrudan Starovoyt’un talimatlarını referans gösterdiği iddia edildi. İfade tutanaklarında yer alan bu bilgiler, Starovoyt’un henüz sanık pozisyonuna çekilmemiş olsa da, aktif soruşturmanın hedeflerinden biri haline geldiğini gösteriyordu. Starovoyt’un soruşturma dosyasında görünür hale gelmesi, yalnızca geçmiş yönetim sorumluluğuna dayanmıyordu. Bakanlık görevindeyken bu projelere dair denetleme ve kaynak aktarma sorumluluğunun bir kısmını sürdürdüğü, dolayısıyla hem geçmişin hem de mevcut pozisyonunun bu zincire eklendiği değerlendirilmekteydi. Özellikle 2025 Haziran ayında medyaya yansıyan bazı belgelerde, Bakanlık onaylı imza dökümleri ve ödeme planları kamuoyuna sızmıştı.

Federal İçişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırılan bazı medya raporlarında, Starovoyt hakkında resmi bir tutuklama hazırlığı olduğu ve soruşturma dosyasının Moskova’ya çekilerek üst düzey birimler tarafından takip edilmeye başlandığı bildirilmişti. Bu gelişmelerin hemen ardından gelen görevden alma kararı, kamuoyuna gerekçesiz bir biçimde sunulmuş olsa da, Kremlin içindeki karar vericilerin artık süreci siyasi bir zarar kontrolü noktasından değerlendirmeye başladığını düşündürmektedir. Starovoyt’un ölümü, bu süreci fiilen sonlandırmakla kalmadı; aynı zamanda soruşturmanın yönünü de muğlaklaştırdı. Hakkında dava açılmadan önce gelen bu ölüm, kimi çevrelerce klasik bir şekilde devlet sisteminin kendi içindeki zararları minimize etme refleksi olarak yorumlandı. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, söz konusu ölüm yalnızca bireysel bir kırılma değil, aynı zamanda bürokratik mekanizmanın görünmeyen denge arayışının da sonucu olarak ele alınmalıdır (fakat kanaatimce bu tip durumlarda Rusya’da kimse bu olayın üstüne gitmez, gidemeyecektir de).

Starovoyt’un Ölümüne Dair Senaryolar

Roman Starovoyt’un görevden alınmasının hemen ardından gelen ölüm haberi, bazı Rus kamuoyunda yalnızca bireysel bir trajedi olarak değil, devlet yapısının işleyişine dair daha geniş bir sorunsalın parçası olarak da değerlendirilmeye başlandı. Ölüm biçiminin niteliği, zamanlaması ve ardındaki sessizlik perdesi, meseleyi tek boyutlu bir intihar vakasından çıkararak, bürokratik sistemin çelişkileriyle iç içe geçmiş çok katmanlı bir vakaya dönüştürdü.

İlk senaryo, ölümün bir psikolojik çöküş sonucu gerçekleştiği yönündedir. Starovoyt’un uzun yıllar boyunca teknik kadrolarda görev yapmış, kriz dönemlerinde sessizliğini koruyarak terfi etmiş bir figür olduğu düşünüldüğünde, özellikle yolsuzluk suçlamalarıyla birlikte isminin kamuoyuna yansıması, onun için onarılamaz bir prestij kaybı anlamına gelmiş olabilir. Üstelik bu süreç, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kişisel ilişkileri ve gelecek planları açısından da sarsıcı bir etki yaratmış olabilir. Medyaya yansıyan son bilgiler, Starovoyt’un ölümünden kısa süre önce güvenlik ekibine cesedinin yerini tarif eden bir mesaj gönderdiğini ortaya koymuştur. Bu detay, ölüm kararının ani bir duygusal patlama değil, önceden planlanmış bir eylem olduğunu düşündürmektedir. Fakat bu bilgi şu saat itibarıyla resmi olarak teyit edilmemiş, medya iddiası olarak gündemde kalmaktadır.

İkinci ve daha dikkat çeken olasılık ise, bu ölümün örtük bir siyasal baskı sonucunda gerçekleşmiş olmasıdır. Kremlin’in resmi söylemi, Starovoyt’un görevden alınmasında “güven kaybı” unsuru bulunmadığını vurgulasa da yolsuzluk soruşturmasının boyutu, Starovoyt’un ifadelerde adının geçmesi ve tutuklama ihtimalinin kamuoyuna yansıması, kararın yalnızca idari değil, stratejik bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu noktada ölüm, yalnızca kişisel bir tercih değil; sistemin içsel baskılarının sonucu olarak ortaya çıkan “yüksek yoğunluklu bir geri çekilme” biçimi olarak da değerlendirilebilir.

Üçüncü bir senaryo ise, daha az dile getirilmekle birlikte, sistem içi sessiz tasfiye olasılığıdır. Rusya’da özellikle son on yılda, görevden alınan bazı bürokratların kısa süre içerisinde ya tutuklandığı ya da beklenmedik ölümlerle gündeme geldiği bilinmektedir. Starovoyt vakasında bu olasılığı destekleyen doğrudan bir kanıt bulunmasa da olayın çevresinde oluşan bilgi boşluğu ve medya üzerinden yapılan bazı örtük imalar, bu tür bir varsayımın tümüyle dışlanmasına da izin vermemektedir. Starovoyt’un olay yerinde kullandığı tabanca, geçmişte bir devlet ödülü olarak verilmişti. Bu detayın, kamuoyunda sembolik bir anlam taşıması dikkat çekicidir; ölüm yalnızca fiziksel bir son değil, aynı zamanda devletin bir figürü üzerindeki son kontrol eylemi olarak da okunabilir.

Bu üç olasılık arasında kesin bir tercihte bulunmak, mevcut verilerin doğası gereği mümkün değildir. Ancak her üç senaryo da Starovoyt’un ölümü üzerinden yükselen soruların yalnızca kişisel psikolojiyle değil; Rus bürokrasisinin iç dinamikleri, iktidar mekanizmalarının çalışma biçimi ve siyasal sorumluluğun sınırlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Olay, klasik anlamda bir intiharın çok ötesinde, sistemin kriz anlarında nasıl hareket ettiğini anlamak açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Medya Yansımaları ve Kamuoyu Sessizliği

Roman Starovoyt’un ölüm haberi kamuoyuna yansıdığında, bilgi kaynakları yalnızca resmi makamlarla sınırlı kalmadı; aksine, Telegram kanalları ve bağımsız medya organları sürecin detaylarına dair ilk elden bilgileri paylaşmaya başladı. Bu yönüyle olay, modern Rusya’da devletle medya arasındaki bilgi akışının nasıl şekillendiğine dair dikkat çekici bir örnek sunmakta. Kommersant, RBC, Komsomolskaya Pravda gibi geleneksel basın kuruluşları olayın teknik ayrıntılarını resmi açıklamalarla uyumlu biçimde verirken; Mash, Baza ve Shot gibi Telegram tabanlı haber kanalları, olaya dair sızıntıları, iddiaları ve arka plan verilerini kamuoyuna taşıdı. Telegram kanallarının sunduğu bilgiler, ölümün zamanlaması, cesedin bulunduğu yer, kullanılan tabanca ve asistanı Polina Karniyeva ile olan ilişkisi gibi detaylar üzerinden olayın daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. Örneğin, Mash kanalının haberine göre Starovoyt, intiharından hemen önce güvenlik personeline cesedinin alınacağı yer ve zamanı bildiren bir mesaj göndermişti. Bu bilgi, ölümün planlı bir eylem olduğu izlenimini güçlendirirken, aynı zamanda olayın “kontrollü bir kapanış” biçiminde yaşanmış olabileceğine dair varsayımları da gündeme getirdi.

Resmi makamların yaklaşımı ise temkinli ve iletişime kapalıydı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, görevden alma kararının “güven kaybı” ile ilgisi olmadığını açıklamakla yetinirken ölümle ilgili herhangi bir yorumda bulunmadı. Ulaştırma Bakanlığı da olay hakkında doğrudan bir açıklama yapmayarak yalnızca Starovoyt’un katıldığı son resmi etkinliğin görüntülerini yayımlamakla yetindi. Bu sessizlik, yalnızca bilgi eksikliği olarak değil; aynı zamanda kamusal algının nasıl yönlendirileceğine dair sistematik bir strateji olarak da değerlendirmek gerekiyor.

Kamuoyunun bu tür olaylara verdiği tepkisizlik ise başlı başına bir analiz konusudur. Starovoyt gibi üst düzey bir bürokratın görevden alınmasından yalnızca saatler sonra yaşamını yitirmesi, liberal-demokratik bir sistemde geniş çaplı kamu ve medya tartışmalarına yol açabilecek bir gelişme iken, Rusya’da bu olay birkaç gün içerisinde gündemden düşmüş, yerine yeni idari atamalar ve hükümet programları geçmişti. Bu durum, devletin bilgi akışını sınırlı ama yönlendirilmiş biçimde düzenlediği bir iletişim rejiminin varlığına işaret etmektedir. Bununla birlikte, olayın medya boyutunda dikkat çeken bir diğer unsur, Polina Karniyeva figürünün belirginleştirilmesidir. Bazı yayın organlarında Karniyeva’nın Starovoyt ile olan özel ilişkisine odaklanılmış, genç yaşta tıp fakültesinden mezun olan bu figür “geleceğin first lady’si” gibi tanımlamalarla sunulmuştur. Bu tür dramatik anlatılar, ölümün siyasal değil duygusal gerekçelerle gerçekleştiği algısını beslerken, soruşturmanın sistemsel boyutunun gölgede kalmasına da yol açmaktadır. Tüm bu tablo, bilgiye erişimin biçimsel olarak mümkün olduğu ancak anlatıların merkezî düzeyde kontrol edildiği bir yapıya işaret etmektedir. Resmi açıklamaların eksikliği ve kamuoyunun hızla başka gündemlere yönlendirilmesi, bu tür olayların sistem içinde sorgulanmadan sindirilmesini kolaylaştıran temel araçlardan biri haline gelmektedir.

Sistemik Çerçeve- Starovoyt’un Temsil Ettiği Devlet Modeli

Roman Starovoyt’un ölümü, yalnızca kişisel bir son değil; aynı zamanda belirli bir bürokratik figür tipolojisinin kırılgan doğasını görünür kılan bir olaydır. Bu tipoloji, 2000’li yılların başından itibaren Rusya’da şekillenen ve “sadakat + teknik yeterlilik” formülüyle yükselen orta ve üst kademe devlet görevlilerinden oluşur. Starovoyt’un kariyeri, bu modelin en klasik örneklerinden biridir. Rosavtodor gibi teknik alanlarda başlayıp, doğup büyüdüğü Kursk bölgesine vali olarak atanması ve ardından kısa süreliğine Ulaştırma Bakanlığı’na geçişi, Kremlin’in belirli bürokratik figürleri sistem içinde döndürerek istikrarı sürdürme çabasının bir uzantısıdır. Bu yönetim tarzında bireyler, geniş karar alma yetkilerine sahip olmaktan çok, yukarıdan gelen talimatları uygulama becerisiyle değerlendirilmektedir. Kararların çoğu, merkezî düzeyde şekillenirken, yerel düzeyde bu kararların “sorunsuz uygulanması” temel başarı kriteri haline gelmiştir. Dolayısıyla, teknokrat kökenli yöneticilerin temel işlevi, sistemi yeniden üretmek değil, mevcut düzenin verimliliğini korumaktır. Bu çerçevede başarı, çoğu zaman görünür krizlerin yaşanmamasıyla ölçülmekte; sistem içi eleştiri ya da yapıcı çatışma kültürü ise marjinalleştirilmektedir. Ancak bu yapı, krize girildiğinde aynı figürleri kolaylıkla gözden çıkarabilen esnek ama istikrarsız bir niteliğe de sahiptir. Starovoyt’un ölümü, bu bağlamda, sadakat temelli yükselişin, yine aynı sadakatin sorgulandığı bir anda dramatik bir kopuşa yol açabileceğini göstermektedir. Görevden alınma gerekçesi açıkça belirtilmemiş olsa da, yolsuzluk dosyasındaki ilerleme, üst düzey görevlilerin verdiği ifadeler ve medya yansımaları, sistemin bu figürden kendisini geri çektiğini ima etmektedir. Bu tür bir geri çekilme, hukuki değil, daha çok siyasi bir mesafe alma biçimidir. Starovoyt’un sessiz bir şekilde sistem dışına itilmesi ve sonrasında yaşanan ölüm, bu mekanizmanın nasıl işlediğini göstermesi bakımından öğreticidir.

Putin dönemi Rusya’sında, sistem içi denetim mekanizmalarının eksikliği, kişisel sorumluluk ile siyasal koruma arasındaki çizgiyi belirsizleştirmektedir. Bürokrasi, yukarıdan aşağıya kurulan bu yapı içerisinde güvenlikli olduğu sürece varlık gösterebilmekte, ancak kriz anlarında korumasız kaldığında büyük kırılmalar yaşamaktadır. Bu nedenle, Starovoyt’un ölümü, yalnızca onun hikâyesi olarak değil; benzer konumdaki çok sayıda bürokratın potansiyel geleceği açısından da okunmalıdır.

Olay, aynı zamanda sistemin sorumluluğu nasıl kişiselleştirdiğine dair önemli bir gösterge sunmaktadır. Kamu kaynağının usulsüz kullanımı gibi ciddi iddialar söz konusu olduğunda, hesap verilebilirlik çoğu zaman sadece görevdeki birey üzerinden yürütülmekte, sistemin genel işleyişine dair daha derin bir sorgulama yapılmamaktadır. Bu yönüyle Starovoyt vakası, bireysel bir çöküş değil; devlet yapısının sorumluluk dağıtma biçiminin bir tezahürü olarak değerlendirilebilir.

Sonuç Yerine

Roman Starovoyt’un ölümü, Rusya’nın modern bürokratik yapısında nadiren rastlanan türden bir kırılmayı temsil etmektedir. Görevden alınmasıyla ölümünün aynı gün içinde gerçekleşmesi, olayın yalnızca bireysel bir psikolojik çöküş olarak yorumlanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Üzerine inşa edildiği teknik uzmanlık, sadakat ve merkezi yönetimle kurulan güven ilişkisi, onu sistemin güvenilir taşıyıcılarından biri haline getirmişti. Ancak aynı sistem, kriz anlarında sadakatin yerini sessizliğe, görünürlüğün yerini görünmezliğe, güvenin yerini ise geri çekilmeye bırakmaktadır.

Starovoyt’un yaşamı boyunca gösterdiği uyumlu duruş, görevden alınış biçimiyle kesintiye uğramış, ölümünün ardından gelen kurumsal sessizlikle birlikte sistemin sembolik dışavurumlarından birine dönüşmüştür. O artık yalnızca bir eski Bakan değil; aynı zamanda devlet mekanizmasının krizle yüzleşme yöntemine dair güçlü bir vaka örneğidir. Bu yönüyle onun ölümü, bireysel olmaktan çok yapısal bir anlatının parçası haline gelmiştir.

Kamuoyunun sınırlı tepkisi, medya organlarının parçalı anlatımı ve siyasi otoritelerin stratejik suskunluğu, bu ölümü kamu hafızasından hızla silme arzusunun göstergesi olabilir. Ancak bu olay, sistemin kendi iç işleyişini nasıl kurguladığını, krizleri nasıl yönettiğini ve sorumluluğu birey üzerinden nasıl dağıttığını anlamak isteyen herkes için hâlâ açıklanmayı bekleyen bir dosya niteliğini taşımaktadır.  Bu bağlamda Roman Starovoyt’un ölümü kapatılmış bir olay değil, sistemin kendi iç çelişkilerini görünür kılan açık bir yapısal arızadır. Onun adı artık yalnızca bir kişinin kaybını değil; aynı zamanda devlet içi denge, sadakat, sorumluluk ve görünmez baskı sistemlerinin nasıl çalıştığını sorgulamak için bir imkân sunmaktadır. Geride kalan ise, bir Bakan’ın ölümü değil; güçlü bir devlet aygıtının kendi bileşenlerini nasıl yönettiği, nasıl dönüştürdüğü ve bazen nasıl sessizce dışladığına dair kapanmayan bir dosyadır.

Sadık ARPACI
Uluslararası İlişkiler, Rusya Uzmanı
Tel:+90 545 932 36 77
Email: by.sadik@hotmail.com

KAYNAKÇA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.