Giriş
Uluslararası ilişkiler tarihi incelendiğinde, büyük güçlerin yükseliş ve düşüş süreçlerinin çoğunlukla teknolojik dönüşümlerle doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir. Sanayi Devrimi İngiltere’yi küresel sistemin merkezine taşırken, 20. yüzyılın ikinci yarısında nükleer teknoloji Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyetler Birliği (SSCB) arasındaki güç mücadelesinin temel belirleyicilerinden biri olmuştur. Benzer şekilde, günümüzde bilgi teknolojileri ve internet devrimi de, küresel ekonomiyi, devletler arası ilişkileri ve toplumsal yapıları köklü biçimde dönüştürmektedir.
Bugün ise, insanlık yeni bir teknolojik kırılma noktasında bulunmaktadır. Yapay zekâ teknolojileri, yalnızca ekonomik üretim süreçlerini değil, uluslararası sistemin güç dengelerini de yeniden şekillendirmektedir. Bu nedenle, yapay zekâ artık sadece bir teknoloji politikası konusu değil, aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik rekabet, stratejik özerklik ve küresel liderlik tartışmalarının merkezinde yer alan bir jeopolitik unsur hâline gelmiştir.
21. yüzyılın ikinci çeyreğine yaklaşırken, devletlerin gücü yalnızca sahip oldukları askeri kapasite, enerji kaynakları veya nüfus büyüklüğüyle ölçülmemektedir. Veri üretme kapasitesi, algoritmik üstünlük, yarı iletken teknolojileri, yapay zekâ altyapıları ve dijital egemenlik gibi unsurlar da yeni güç parametreleri olarak ortaya çıkmaktadır.
Yapay Zekâ ve Yeni Güç Tanımı
Klasik uluslararası ilişkiler teorileri gücü genellikle askeri ve ekonomik kapasite üzerinden değerlendirmiştir. Ancak günümüzde bilgi üretme ve işleme kapasitesi, geleneksel güç unsurlarını tamamlayan, hatta bazı durumlarda onların önüne geçen stratejik bir değer hâline gelmiştir.
Yapay zekâ teknolojileri, büyük miktardaki veriyi analiz ederek karar alma süreçlerini hızlandırmakta, riskleri öngörebilmekte ve karmaşık problemlere çözüm üretebilmektedir. Bu nedenle, yapay zekâya sahip olmak yalnızca teknolojik gelişmişlik göstergesi değil, aynı zamanda stratejik üstünlük anlamına da gelmektedir.
Günümüzde devletler arasındaki rekabet giderek “veriye sahip olan ile veriyi işleyebilen arasındaki rekabete” dönüşmektedir. Çünkü veri, modern çağın petrolü olarak tanımlanırken yapay zekâ da bu kaynağı işleyen stratejik bir motor işlevi görmektedir.
Bu durum, uluslararası sistemde yeni bir güç hiyerarşisinin oluşmasına yol açmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerini geliştirebilen ülkeler ekonomik büyüme, savunma kapasitesi, bilimsel üretim ve diplomatik etki alanlarında önemli avantajlar elde etmektedir.
ABD-Çin Rekabeti ve Teknoloji Savaşı
Yapay zekâ alanındaki küresel rekabetin merkezinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti (Çin) yer almaktadır.
ABD, uzun yıllardır teknoloji sektörünün lideri konumundadır. Silikon Vadisi merkezli teknoloji şirketleri, dünyanın en büyük veri işleme kapasitesine sahip kurumları arasında yer almaktadır. OpenAI, Google DeepMind, Microsoft ve Nvidia gibi şirketler küresel yapay zekâ yarışının ön saflarında yer almaktadır.
Buna karşılık, Çin, devlet destekli teknoloji yatırımları sayesinde son yıllarda önemli bir atılım gerçekleştirmiştir. Pekin yönetimi, yapay zekâyı ulusal kalkınma stratejisinin merkezine yerleştirmiş ve 2030 yılına kadar dünyanın yapay zekâ lideri olmayı hedeflediğini açıklamıştır.
Bu durum, yalnızca ekonomik bir rekabet değildir. Yarı iletken üretimi, veri merkezleri, kuantum bilişim, siber güvenlik ve yapay zekâ destekli savunma sistemleri alanlarında yaşanan mücadele, küresel liderliğin geleceğini belirleyecek stratejik bir yarış olarak görülmektedir.
Bugün Tayvan merkezli yarı iletken üretimi etrafında yaşanan jeopolitik gerilimlerin temel nedenlerinden biri de budur. Çünkü yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi, yüksek performanslı çip üretimine doğrudan bağlıdır.
Yapay Zekâ ve Askerî Dönüşüm
Yapay zekânın uluslararası güvenlik üzerindeki etkisi giderek daha görünür hâle gelmektedir. Tarih boyunca savaş teknolojilerindeki her büyük yenilik, askeri doktrinlerin yeniden şekillenmesine yol açmıştır.
Barutun keşfi, tankların geliştirilmesi, hava gücünün ortaya çıkışı ve nükleer silahların üretimi savaşın doğasını nasıl değiştirdiyse, yapay zekâ da benzer bir dönüşüm yaratmaktadır.
Günümüzde insansız hava araçları, otonom kara sistemleri, deniz platformları ve yapay zekâ destekli istihbarat analizleri modern savaşların ayrılmaz parçaları hâline gelmiştir.
Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı, yapay zekâ destekli sistemlerin sahadaki etkisini gözler önüne sermiştir. Uydu görüntülerinin analizinden hedef tespitine, lojistik planlamadan siber savunmaya kadar birçok alanda yapay zekâ aktif olarak kullanılmaktadır.
Gelecekte savaş alanlarında insan faktörünün tamamen ortadan kalkması beklenmese de, karar alma süreçlerinde algoritmaların etkisinin giderek artacağı öngörülmektedir. Bu durum da, etik, hukuki ve stratejik tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Siber Güvenlik ve Hibrit Tehditler
Yapay zekâ çağında güvenlik yalnızca fiziksel sınırların korunması anlamına gelmemektedir. Devletler artık dijital sınırlarını da korumak zorundadır.
Siber saldırılar enerji altyapılarını, finans sistemlerini, ulaşım ağlarını ve kamu hizmetlerini hedef alabilmektedir. Yapay zekâ destekli saldırılar ise geleneksel siber tehditlerden çok daha karmaşık ve yıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir.
Bunun yanı sıra dezenformasyon kampanyaları, derin sahte (deepfake) teknolojileri ve algoritmik manipülasyonlar toplumların siyasi istikrarını tehdit eden yeni riskler olarak ortaya çıkmaktadır.
Özellikle seçim süreçlerinde kullanılan yapay zekâ destekli propaganda yöntemleri, demokratik sistemlerin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirebilmektedir.
Bu nedenle geleceğin güvenlik anlayışı yalnızca askeri savunmayı değil, bilgi güvenliğini, dijital egemenliği ve siber dayanıklılığı da kapsamak zorundadır.
Türkiye ve Türk Dünyası İçin Stratejik Fırsatlar
Türkiye açısından yapay zekâ yalnızca bir teknolojik gelişim meselesi değildir. Aynı zamanda ekonomik bağımsızlık, savunma kapasitesi ve uluslararası rekabet gücü açısından stratejik bir zorunluluktur.
Savunma sanayiinde elde edilen başarıların yapay zekâ ile desteklenmesi, yerli yazılım ve donanım kapasitesinin artırılması ve akademik araştırmaların teşvik edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bunun yanında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında geliştirilebilecek teknoloji iş birlikleri de dikkat çekici fırsatlar sunmaktadır.
Türk Dünyası, ortak yapay zekâ araştırma merkezleri kurabilir, ortak teknoloji fonları oluşturabilir ve üniversiteler arasında araştırma ağları geliştirebilir. Böylece bölgesel ölçekte teknoloji üretme kapasitesi artırılabilir.
Özellikle genç nüfusun yoğun olduğu Türk Cumhuriyetleri açısından yapay zekâ yatırımları ekonomik dönüşümün ve sürdürülebilir kalkınmanın temel araçlarından biri olabilir.
Sonuç
Yapay zekâ teknolojileri, 21. yüzyılın uluslararası sistemini şekillendiren en önemli stratejik unsurlardan biri hâline gelmiştir. Güç kavramının yeniden tanımlandığı günümüzde veri, algoritma ve teknoloji üretme kapasitesi devletlerin küresel konumlarını belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ alanında yaşanacak gelişmeler yalnızca ekonomik rekabeti değil, güvenlik politikalarını, diplomatik ilişkileri ve küresel güç dengelerini de etkileyecektir. Bu nedenle, devletlerin gelecekteki başarıları yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklar veya askeri güçle değil; bilgi üretme, teknoloji geliştirme ve yenilikçi çözümler ortaya koyma kapasiteleriyle de ölçülecektir.
Yapay zekâ çağında liderlik, teknolojiye sahip olmakla değil; teknolojiyi yönlendirebilmekle mümkün olacaktır. Bu nedenle hem Türkiye’nin hem de Türk Dünyasının geleceğe yönelik stratejik planlamalarında yapay zekâ ve ileri teknoloji politikalarının merkezî bir yer edinmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Dr. Hande ORTAY
KAYNAKÇA
- Allison, G. (2017). Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? Boston: Houghton Mifflin Harcourt.
- Baldwin, D. A. (2016). Power and International Relations: A Conceptual Approach. Princeton: Princeton University Press.
- Brzezinski, Z. (1997). The Grand Chessboard: American Primacy and Its Geostrategic Imperatives. New York: Basic Books.
- Buzan, B., & Hansen, L. (2009). The Evolution of International Security Studies. Cambridge: Cambridge University Press.
- Cummings, M. L. (2017). Artificial Intelligence and the Future of Warfare. Chatham House Research Paper, 1-28.
- Horowitz, M. C. (2018). Artificial Intelligence, International Competition, and the Balance of Power. Texas National Security Review, 1(3), 36-57.
- Huntington, S. P. (1996). The Clash of Civilizations and the Remaking of World Order. New York: Simon & Schuster.
- Kaplan, R. D. (2012). The Revenge of Geography: What the Map Tells Us About Coming Conflicts and the Battle Against Fate. New York: Random House.
- Kissinger, H. (2014). World Order. New York: Penguin Press.
- Kissinger, H., Schmidt, E., & Huttenlocher, D. (2021). The Age of AI: And Our Human Future. New York: Little, Brown and Company.
- Mearsheimer, J. J. (2014). The Tragedy of Great Power Politics (Updated Edition). New York: W.W. Norton.
- Nye, J. S. (2004). Soft Power: The Means to Success in World Politics. New York: Public Affairs.
- Nye, J. S. (2011). The Future of Power. New York: Public Affairs.
- Russell, S., & Norvig, P. (2021). Artificial Intelligence: A Modern Approach (4th Edition). London: Pearson.
- Scharre, P. (2018). Army of None: Autonomous Weapons and the Future of War. New York: W.W. Norton.
- Schwab, K. (2016). The Fourth Industrial Revolution. Geneva: World Economic Forum.
- Singer, P. W. (2009). Wired for War: The Robotics Revolution and Conflict in the 21st Century. New York: Penguin Press.
- United Nations. (2024). Artificial Intelligence and Global Governance Report. New York: United Nations Publications.
- Waltz, K. N. (1979). Theory of International Politics. Reading, MA: Addison-Wesley.
- Wendt, A. (1999). Social Theory of International Politics. Cambridge: Cambridge University Press.
- World Economic Forum. (2024). Global Risks Report 2024. Geneva: World Economic Forum.
- Zhang, B., Dafoe, A., & Cihon, P. (2023). The AI Index Report 2023. Stanford Institute for Human-Centered Artificial Intelligence (HAI).
- Ortay, H. (2025). Avrupa’nın Güvenlik Arayışı ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi: Yeni Jeopolitik Dönemin Dinamikleri. Global Bakış.
- Ortay, H. (2025). Çok Kutuplu Uluslararası Sistem Bağlamında Türk Dış Politikasında Güvenlik Anlayışının Dönüşümü. Dış Bakış, 3(1), 55-78.



























































