Giriş
Son dönemde Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis önderliğinde dış politikada daha atak bir profil çizmeye başlayan Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi (resmi adıyla Kıbrıs Cumhuriyeti), Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin muazzam askeri gücünü dengelemek için oluşturduğu Yunanistan-İsrail-Fransa-Avrupa Birliği (AB) ekseninin yanı sıra, Orta Asya Türk devletleriyle de yakın ilişkiler kurmaya başladı. Öyle ki, Rum lider Hristodulidis, 2-4 Haziran 2026 tarihleri arasında Kazakistan’a ülkesinin tarihteki ilk resmi Devlet Başkanı ziyaretini gerçekleştirdi. Bu yazıda, Güney Lefkoşa’nın Türk devletleri açılımı mercek altına alınacaktır.
AB’nin Orta Asya Türk Devletleri Açılımı
Lider Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik destek ve saygılarından ötürü, Ankara’nın husumet yaşadığı Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi ülkelerle yakın ilişkiler kurmaktan yakın zamana kadar imtina eden Orta Asya Türk devletleri, son dönemlerde ise çeşitli sebeplerden ötürü giderek Avrupa Birliği (AB) ve bu Birliğe üye olan, Türkiye ile sorunları olan bazı devletlerle yakın ilişkiler tesis etmeye başlamıştır.
Bu konuda dönüm noktası Nisan 2025 tarihinde AB’nin yaptığı Orta Asya açılımı olmuş ve Birinci AB-Orta Asya Zirvesi sonrasında, AB’nin Küresel Geçit yatırım programı kapsamında Orta Asya bölgesine yönelik olarak 13,2 milyar dolarlık (12 milyar euro/avro) destek paketi taahhüdü karşılığında, Orta Asya Türk devletleri de, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları uyarınca Kıbrıs’ta iki devletlilik tezini desteklemekten vazgeçerek, resmi ilişkiler kurdukları Güney Kıbrıs’a, birbirlerinin peşi sıra Büyükelçi atamaya başlamışlardır. Aynı Türk devletlerinin baskısıyla, yine Mayıs 2025’te Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde ilan edilen Budapeşte Bildirisi‘nde de, Türk devletleri, Kıbrıs Sorunu’nda “iki devletli çözüm” formülüne yönelik herhangi bir destek ifadesine yer vermemiş; bunun yerine, adadaki mevcut gerçeklere uygun şekilde “müzakere edilmiş ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm planı“nı savunmuşlardır.
Kazakistan’ın Rum Yakınlaşması

Orta Asya Türk devletlerinden özellikle Kazakistan, son dönemde Kıbrıs Rum Kesimi ile kurduğu yakın ilişkilerle dikkat çekmektedir. Kazakistan, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev liderliğinde, aslında son dönemde hem Türkiye ile stratejik iş birliğini geliştirmekte, hem de Kıbrıs Rum Kesimi ile yakın ilişkiler tesis etmektedir. Öyle ki, Rum Cumhurbaşkanı Hristodulidis’in Haziran 2026 ziyaretinde, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Büyükelçilik binasının resmi açılışını gerçekleştirilmiş, iki ülke arasındaki ilk doğrudan uçuş seferleri başlamış, iki ülke arasında 2028 yılına kadar uzanan bir ekonomik iş birliği yol haritası ile hükümetler arası bir ticaret komisyonu ve iş konseyi kurulmasını kararlaştırılmış ve dahası, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine sunduğu katkılardan dolayı Hristodulidis’e Kazakistan’ın en yüksek devlet ödüllerinden biri olan 1. Derece Devlet Dostluk Nişanı’nı (Dostık) takdim etmiştir. İki Devlet Başkanı arasında imzalanan mutabakat zaptında (MoU) ise şu konular yer almaktadır:
- Yükseköğrenim ve bilimsel araştırma,
- Kültür ve spor,
- Bilgi teknolojileri, siber güvenlik ve dijital yönetim.
Görüşmelerde, ayrıca, Kazakistan, Güney Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de önemli bir lojistik merkez olarak gördüğünü belirterek, Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru (Trans-Caspian Corridor) projesine Güney Kıbrıs’ın da entegre olmasını önermiştir. Tokayev, ek olarak, Kıbrıs Sorunu’nun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesine yönelik olarak ülkesinin desteğini yinelemiştir. Rum lider Hristodulidis de, Tokayev’in tavrını övmüş ve ülkesinin Kıbrıs Sorunu’ndaki tutumu, egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği destek nedeniyle teşekkürlerini sunmuştur.
Türkiye’nin Tepkisi
Türkiye kamuoyunda pek de hoş karşılanmayan bu gelişmeler üzerine, Türk basınında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kazakistan’a yapacağı ziyaretin iptal edildiği yönünde bazı haberler yapılmış; ancak Ankara bu iddiaları reddetmiştir. Deneyimli Türk gazeteci Ardan Zentürk, Kazakistan’ın bu tavrını ve politikasını sert bir şekilde eleştirmiş ve bunu “Türk’ün sırtındaki hançer” olarak değerlendirmiştir. Türkiye’de yayınlanan bazı basın-yayın organlarında da bu konuda eleştirel haberler yapılmıştır. Hakikaten de, kendi toprak bütünlüğü adına Kazakistan’ın uluslararası hukuk ve BM düzenine desteği anlaşılır olmakla birlikte, Rum Kesimi ve onun lideri ile bu derece yakın ilişkiler kurmanın neden gerektiği konusundaki muammaya bir açıklık -en azından şimdilik- getirilememiştir. Bu da, haliyle, Türkiye kamuoyunda tepkilere neden olmaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak, Avrupa Birliği’nin dışında kalmış ve Kıbrıs Sorunu’nu bugüne kadar çözmeyi başaramamış Türkiye’nin ileride yaşayabileceği daha ciddi sorunlara da işaret eden Kazakistan-Kıbrıs Rum Kesimi yakınlaşması, uluslararası siyasette çıkarların önemini ve uluslararası hukukun etkisini göstermektedir. Devletler, kendi toprak bütünlüklerini ve çıkarlarını korumak adına, genelde BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun hareket etmeye çalışmakta ve riskli alanlara ve politikalara girmekten kaçınmaktadırlar. Bu da, Ankara’nın Kıbrıs politikası konusundaki çözümsüzlüğün Türk dış politikasına verdiği zararı açıkça ortaya koymaktadır.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ



























































