FİLİSTİN DEVLET BAŞKANI MAHMUD ABBAS’IN ANKARA ZİYARETİ

upa-admin 13 Ağustos 2026 98 Okunma 0
FİLİSTİN DEVLET BAŞKANI MAHMUD ABBAS’IN ANKARA ZİYARETİ

Giriş

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine 11-13 Ağustos 2026 tarihleri arasında başkent Ankara’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir. 12 Ağustos’ta, iki lider, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüşmüştür. Bu yazıda, Türkiye’nin Filistin Sorunu konusundaki politikası ve Abbas’ın ziyareti değerlendirilecektir.

Abbas’ın Ziyareti

12 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleşen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Ankara ziyareti, Türkiye’nin Filistin Devleti’nin bağımsızlığı ve onuruna verdiği büyük önemin anlaşılması adına sembolik mesajlar da içermektedir. Öyle ki, süvarilerin, 16 Türk devletini temsil eden bayrakların, 21 pare top atışının ve Muhafız Alayı tören kıtasının yer aldığı protokolle, Ankara, Filistin’in bağımsızlığına verdiği kararlı desteği bir kez daha ortaya koymuştur. Ayrıca, törene Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Yakup Canbolat da katılmış; bu şekilde Mahmud Abbas ve Filistin Devleti’ne verilen önem, en üst düzey protokolle birlikte teyit edilmiştir. Liderler, başbaşa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak bir basın toplantısı da düzenlemişlerdir.

Basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin’de kararlaştırılan yasama ve Başkanlık seçimleri kararına destek vermiş; ayrıca Mescid-i Aksa ve El-Halil’de, Hazreti İbrahim Camii başta olmak üzere Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve tahriklere karşı Filistin yönetimiyle dayanışma içerisinde olduklarını belirtmiştir. İsrail’in mevcut yönetiminin politikalarını da eleştiren Erdoğan, Netanyahu yönetiminin kaostan beslendiğini ve hiçbir koşulda barış istemediğinin altını çizerek, onlar ne yaparsa yapsın Filistin Davası’nın dünyada giderek artan şekilde destek alacağını vurgulamıştırTüm sindirme politikalarına karşın Filistin halkının ayakta olduğunu söyleyen Türkiye lideri, bu sorunun “insanlığın ortak bir davası” olduğunu belirtmiş; bu konuda yapılacaklar hakkında Abbas’la değerlendirmelerde bulunduklarını ifade ederek, işgal altındaki Filistin topraklarının kurtarılması için Türkiye’nin her türlü çabaya hazır olduğunu ima etmiştir. Filistinlilerin barış istediğini de ısrarla vurgulayan Erdoğan, barışı istemeyen tarafın İsrail olduğunu açıklamıştır. Erdoğan, ayrıca konuşmasında Abbas’a “değerli kardeşim” olarak hitap etmiştir.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise, Kuran-ı Kerim’den alıntıyla başladığı konuşmasında, Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendilerine ve haklı davalarına daima destek olduğunu söylemiş ve Gazze konusunda Ankara’nın yaptığı insani yardımları övmüştür. Abbas, Filistinli öğrenciler ve yaralılar konusunda Türkiye’nin gösterdiği çabaları da hatırlatmış ve Ankara’ya bu vesileyle teşekkür etmiştir. Görüşmelerin çok önemli ve faydalı geçtiğini belirten Filistinli lider, ortak savunma konusunda dahi “Mekke İttifakı” süreciyle başlayan yeni dönemde bazı gelişmeler olabileceğini umduğunu söylemiştir. Filistin’de adil barışın ancak işgalin sona ermesiyle sağlanabileceğini söyleyen Abbas, uluslararası hukuka uygun olarak başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulması halinde sorunun çözüleceğini vurgulamıştır. Gazze’de yaşanan acı olayları anımsatan Abbas, Gazze’nin Filistin Devleti’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir: “Gazze’de bir devlet olamaz; Gazze’siz bir devlet de olamaz.” Abbas, İsrailli yerleşimcilerin vahşetinden yalnızca Müslümanların değil, Hıristiyanların da olumsuz etkilendiğini sözlerine eklemiştir. Abbas, “tehcir” gibi bir politikayı asla kabul etmeyeceklerini de özellikle belirtmiştir. Ek olarak, Abbas’ın ortak basın toplantısında yakasına taktığı anahtar rozeti ve Filistin bayrağı, geri dönüş hakkının (Nekbe) güçlü bir mesajı olmuştur.

Abbas’ın rozeti

Analiz

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Ankara ziyareti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la sıcak diyaloğu, Ankara’nın Filistin konusundaki hassasiyetinin bir Müslüman Kardeşler (İhvan) veya Hamas desteğinden değil, tamamen uluslararası hukuk ve insancıl temellere dayandığının somut bir kanıtı olmuştur. Zira ABD’de yansıtıldığının aksine, Türkiye’nin Hamas’a desteği, bu örgütün Gazze’de yapılan seçimleri kazanmasından kaynaklanmış, dahası, aynı ölçüde destek Batı Şeria’daki Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) de verilmiştir. Nitekim şimdi Kasım ayı sonunda yapılacak seçimlerde kim sandıktan çıkarsa çıksın, Ankara’nın Filistin’e desteği sürecektir.

Açıkçası Türkiye’nin Filistin konusundaki duruşu bir Yeni-Osmanlıcı paradigmanın sonucu da değildir; bölgede sürekli gerilime, çatışmalara, terörizme, dahası ke-kendi vatandaşı olan Müslümanların ve genel olarak tüm Müslümanların radikalleşmesine yol açan Filistin Sorunu çözülmediği sürece bölgede barış ve istikrar sağlanamayacağını anlayan Ankara, bu sorunun çözümünün uluslararası hukuka uygun şekilde başarılmasını istemekte; ama her defasında iki tarafın radikallerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle bu amacına ulaşamamaktadır. Sırf bu bile bölgede barışı ve istikrarı kimin istemediğinin net bir kanıtıdır.

Türkiye’nin resmen tanıyan ilk Müslüman devlet olarak katkıda bulunduğu İsrail ise, son yıllarda artık tamamen evrensel ilkeler ve uluslararası hukuktan caymış ve yanlış politikalara yönelmiştir. İsrail’in huzuru ve güvenliği, bölgesindeki ülkelerle barış yapmasından geçmektedir. Bunun en gerekli ilk adımı, kuşkusuz Filistinlilerle barış yapmaktır.

Bu noktada elbette İsrail’in aşırıcı politikalarından sivillerin zarar görmesi nedeniyle, zaman zaman Müslüman dünyasında ve özellikle İslamcı çevrelerde İsrail ve Yahudileri hedef alan terör eylemleri ve örgütleri konusunda hoş olmayan bazı duyarsız yaklaşımların oluştuğu da söylenmelidir. Ancak Türkiye’nin resmi dış politikası hiçbir zaman bu doğrultuda olmamış; aksine, İsrail’le ilişkiler Filistin’le barış süreci olduğu dönemlerde daha da iyiye gitmiştir. Bu bağlamda, her konuda İsrail’i destekleyen ABD’deki Donald Trump yönetimiyle bile anlaşamayan İsrail’in artık bir özeleştiri yapması ve silahları susturarak, barış sürecine katkı sağlaması gerekmektedir. Dileğimiz, iki ülkedeki seçimler sonrasında Filistin’de yeni bir barış sürecinin başlaması ve iki devletli çözümün artık hayata geçirilmesidir. Çünkü hem toplumsal gerçeklikler, hem de uluslararası hukuk buna uygundur.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.