FRANSA-ÇİN İLİŞKİLERİ

upa-admin 16 Mayıs 2018 432 Okunma 0
FRANSA-ÇİN İLİŞKİLERİ

Bu yazıda dünyanın önemli iki siyasi, ekonomik ve askeri gücü olan Fransa ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler değerlendirilmeye çalışılacaktır. Analizde geçmiş yüzyıllara dair siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerden ziyade, son yıllarda ve günümüzde oluşan siyasi tablo anlaşılmaya gayret edilecektir.

Tarih boyunca, özellikle 17. ve 18. yüzyıllardan itibaren daima ilişki içerisinde olan Fransa ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik temaslar, Çin’de Mao Zedong önderliğinde yaşanan komünist devrim sonrasında bir süre kesintiye uğramıştır. Nitekim Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, diğer Batılı devletler gibi Fransa da Tayvan’daki milliyetçi Kuomintang rejimini Çin’in gerçek temsilcisi olarak kabul etmiş ve Pekin’le diplomatik ilişkilerini kesmiştir. Ancak o dönemde ABD’den ve Transatlantikçi çizgiden bağımsız ve daha ulusalcı bir dış politika izleyen Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, 1964 yılının Ocak ayında beklenmedik bir hamle yaparak Çin’i tanıma kararı almış ve Fransa’yı Pekin’i resmen tanıyan ilk büyük Batılı ülke yapmıştır.[1] Pek bilinmese de, Fransa öncesinde de zaten birçok önemli Avrupa ülkesi (İsveç, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Norveç, İsviçre) zaten Çin’le diplomatik ilişkiye geçmişlerdir.[2] Ancak elbette Fransa gibi büyük bir ülkenin Pekin’i tanıması, diplomasi tarihi açısından önemli bir kırılmaya işaret etmektedir. De Gaulle, bu politikasını 1963 yılından itibaren şekillendirmeye başlamış ve Pekin de bu konuda son derece istekli davranmıştır. Bunun sebepleri; Pekin nezdinde Fransa’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden ve NATO’nun en önemli üyelerinden birisi olması ve sanayileşmiş bir ülke olması sebebiyle Çin’e “know-how” desteği ve teknoloji transferi sağlayabilecek olmasıdır.[3] Pekin, Fransa’nın kendisini tanımasıyla birlikte ABD’nin diplomatik çevreleme stratejisini de aşabileceğini düşünmüştür. Fransa ise, ABD ile Sovyet Rusya arasındaki iki kutuplu düzene dayalı Soğuk Savaş döneminde İngiltere ile beraber arka plana itilmeye başladığını anlamış ve bu sayede bir açılım yaparak yeniden büyük bir güç olarak dünya siyaset sahnesinde çıkış yapmayı amaçlamıştır. Nitekim bu durum, De Gaulle’ün bağımsızlıkçı dış siyaset anlayışı ve Fransız Devrimi etkisiyle Fransız halkına yoğun şekilde sirayet etmiş olan milliyetçi hislerle de uyumludur. Ayrıca Pierre Caquet’ye göre, De Gaulle, Fransa ve Avrupa için çok daha öncelikli ve büyük bir tehdit arz eden Sovyet Rusya’ya karşı Pekin’le bir tür “arka kapı diplomasisi” oluşturmak istemiştir.[4] Şimdilerde Çin Halk Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı olan Wang Yi’nin Fransa-Çin ilişkilerinin 40. yılı onuruna yaptığı bir konuşmada belirttiği bir husus ise, her iki devletin de tek kutuplu ya da iki kutuplu değil, çok kutuplu dünya düzeninden yana olmalarıdır.[5]

Edgar Faure

Nitekim 1964 kararı öncesinde, De Gaulle, güvendiği bir eski Bakanı ve sırdaşı olan Edgar Faure’yi 1963’ün Ekim-Kasım aylarında Çin’e temaslar için göndermiş ve Faure, Çin’de Başbakan Zhou Enlai ve Devlet Başkanı Mao Zedong’la görüşmeler yaparak, diplomatik tanımanın altyapısını oluşturmuştur.[6] Pekin, Paris’ten Tayvan’la ilişkilerini kesmesini istemiş ve Fransa bu konuda henüz karar vermemişken, Tayvan, 1964 Şubat’ında Fransa ile diplomatik ilişkileri durdurmuştur. De Gaulle, bu dönemde aslında Henry Kissinger’ın 1970’lerde ABD için geliştireceği “İki Çin politikası”nı (hem Çin, hem de Tayvan’la ilişkileri sürdürmek) uygulamak istemiştir; ancak Tayvan’ın tepkisi nedeniyle 1964-1978 döneminde Fransa-Tayvan ilişkileri tamamen kopmuş ve bu konu Fransa dış politikasında bir süre tabu haline gelmiştir.[7] De Gaulle’ün bu açılımı Fransız halkına 5. Cumhuriyet’in bir Amerikan kuklası olmadığını gösterir ve özgüvenlerini tazelerken, Çin de bu işten son derece kârlı çıkmış ve kısa süre içerisinde ABD’nin de Fransa’yı takip etmesi ve Pekin’i tanımasıyla birlikte Tayvan’ın yerine BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri haline gelmiştir.

De Gaulle 1966 yılında Kamboçya’yı ziyaret ederken yanında Prens Norodom Sihanouk oturuyor[8]

Fransa-Çin ilişkileri, 1964’te itibaren yavaş adımlarla da olsa ilerlemeye başlamıştır. De Gaulle’ün bu dönemde uygulamaya soktuğu Çin politikası, aslında Fransa’nın o dönemdeki Uzak Asya politikası ve genel olarak dış politikasının bir uzantısıydı. Nitekim De Gaulle, 1950’lerde Vietnam’daki etkisini kaybeden Fransa’nın, Çin desteğiyle bu coğrafyada yeniden etkili olmaya başlayabileceğini umuyordu. Bunun yanında, Charles De Gaulle, Soğuk Savaş döneminde ABD liderliğindeki Batı bloğu ile her konuda aynı doğrultuda hareket etmenin Fransa’nın ulusal çıkarlarına aykırı olduğunu düşünüyor ve 1966 yılında NATO’nun askeri kanadında da çekilme kararı alıyordu.[9] Fransa’nın NATO’ya dönüşü ise tam 43 yıl sonra Nicolas Sarkozy’nin Cumhurbaşkanlığı döneminde olacaktı. 1964 kararının ardından 1965 yılında ekonomik ilişkilerde bir yeşerme gözlemlendi. Örneğin, Pekin’de 1965 yılında düzenlenen iş fuarına 250 kadar Fransız firması ve onbinlerce Çinli katıldı ve kısa sürede Fransa, Almanya’dan sonra Çin’in ikinci büyük ticaret ortağı haline geldi.[10] Kültürel ilişkiler de bu dönemde derinleştirildi ve -her ne kadar Fransız filmleri Komünist Parti sansürünü aşamasa da- 50 civarında Fransızca öğretmeni ve bazı Fransız Sinologları Çin’e girme şansı yakaladılar. Ancak bu olumlu gidişat, Çin Kültür Devrimi ve sonrasındaki olaylar nedeniyle devam edemedi. Yine de, Fransa Dış İşleri Bakanı Maurice Schumann 1972’de Çin’i ziyaret eden ilk Batılı Dış İşleri Bakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Georges Pompidou da 1973’te Çin’i ziyaret eden ilk Batılı Devlet Başkanı oldular (ABD Başkanı Richard Nixon’ın 1972 ziyareti özel ziyaret kapsamında değerlendirilmektedir). Bu durum, Fransa’nın Çin politikasının De Gaulle’le sınırlı kalmadığının ve kalıcı olacağının ispatı niteliğindeydi. O döneme dair önemli bir anekdot, De Gaulle’ün önemli Bakanlarından olan Alain Peyrefitte’in 1973 yılında yayımladığı Quand la Chine s’éveillera… Le monde tremblera (Çin Uyandığında Dünya Sarsılacak) adlı kitabın Fransa’da büyük satış oranlarına ulaşması ve Çin yükselişine Batı dünyasında dikkat çeken ilk eserlerden biri olmasıdır. Ayrıca gençliğinde Fransa’da bulunmuş ve bu ülkeyi iyi bilen Deng Xiaoping’in 1975 yılındaki Paris ziyareti de bu durağan dönemde ekonomik ilişkileri bir nebze olsun canlandırmayı başarmıştır.

Fransa Cumhurbaşkanı Georges Pompidou’nun 1973 yılındaki Çin ziyareti

1964’te yeniden tesis edilen diplomatik ilişkiler, karşılıklı Devlet Başkanları ziyaretlerine rağmen genelde -Soğuk Savaş koşulları nedeniyle- durağan geçen 1970’ler ve 1980’lerin ardından, 1980’lerin sonunda ve 1990’ların başında yeniden gerilmiş ve bir kez daha kopma noktasına gelmiştir. Burada en temel unsur, 1989 Tiananmen Meydanı katliamı nedeniyle Çin rejimine yönelik tepkiler ve Fransa’nın Tayvan’a silah satışları gerçekleştirmesidir.[11] Bu dönemde Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının da etkisiyle adeta büyüklük hissine kapılan Batılı liberal demokrasiler, Pekin’in de hızlı bir şekilde demokratik reformlar gerçekleştirmesini istemiş ve bu ülkenin öznel koşullarını gözardı etmiştir. Fransa da bu durumdan etkilenmiş ve Paris’te Çin’e yönelik olumsuz bir hava hâkim olmaya başlamıştır. Nitekim bu dönemde Çinli muhalif öğrencilere kapılar açılmış, Pekin’le askeri işbirliği (silah satışları) rafa kaldırılmış ve üst düzey diplomatik temaslar kesilmiştir.[12] Ancak iki ülke, birkaç yıl içerisinde bu sorunların üstesinden gelmiş ve 1994 yılında yayınlanan bir ortak bildiriyle Fransız silah üreticilerinin Tayvan’a silah satışının durdurulduğu duyurularak, ikili ilişkiler yeniden ve bu defa hızlı bir gelişim sürecine girmeye başlamıştır.[13] Bu dönemden başlayarak Fransız dış politikasında Çin’e yönelik sıcak sinyaller artmıştır. Örneğin, 1997’de Danimarka tarafından verilen ve Çin’i insan hakları sicili nedeniyle kınayan bir Birleşmiş Milletler yasa tasarısı Fransa tarafınca reddedilmiş ve buna gerekçe olarak da Çin’in kültürel farklılıkları öne sürülmüştür.[14] 2001 yılında Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne kabulüyle birlikte ekonomik ilişkiler de süratle yoğunlaşmıştır.

Jacques Chirac’ın Çin ziyareti

2004 yılı, Fransa-Çin diplomatik ilişkilerinin 40. yılı olması bağlamında oldukça önemlidir. Nitekim bu kapsamda, 26-29 Ocak 2014 tarihlerinde Çin Devlet Başkanı Hu Jintao Fransa’yı ziyaret etmiş ve Fransa’da 2004 “Çin Yılı” ilan edilmiştir. Aynı şekilde Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın ziyareti vesilesiyle Çin’de de 2004-2005 “Fransa Yılı” ilan edilmiştir. Chirac’ın Çin ziyaretindeki en önemli 3 gündem maddesi; Fransa-Çin ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi, AB’nin Çin’e uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması için Fransa’nın arabulucu olması ve 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında ortaya çıkan yeni dünya düzeninde Çin-Fransa stratejik ortaklığının oluşturulmasıdır.[15] Bu iddialı hedefler doğrultusunda, iki ülke arasında 5 milyar dolarlık ve 20’nin üzerinde (Bunlar arasında 26 Airbus uçağının 2,2 milyar dolara satışı ve 1,7 milyar dolarlık Alstom anlaşması öne çıkmaktadır) ticaret anlaşması imzalanmıştır. Bunların dışında, Fransız enerji şirketi Total, Fransız Telekom’u, nükleer enerji firması Areva, dünyanın en büyük nükleere elektrik üreticisi olan Electricité de France, helikopter şirketi Eurocopter, otomotiv firması Peugeot ve daha birçok Fransız firması Çin pazarına girebilmiştir.[16] Ayrıca iki ülke arasında stratejik ortaklıktan da ilk kez bu dönemde bahsedilmeye başlanmıştır. 5. ASEM toplantısında Chirac’ın söylediği “Amerikan hegemonyasının dünyanın kültürel çeşitliliğini ve zenginliğini yok ettiği” tezi, o dönemde çok kutuplu dünya düzeni konusunda Fransa’nın ABD’dense Çin’e yakın durabileceği düşüncelerine bile yol açmıştır.[17] Tayvan konusunda da Çin’e büyük destek veren Chirac, söz verdiği şekilde Avrupa ülkelerinden Çin’e yönelik silah ambargosunun kaldırılmasını istemiştir. Dolayısıyla, sağ görüşlü olmasına karşın, Chirac, komünist Çin’le Fransa arasındaki stratejik ortaklık konusunda epey iddialı hamleler yapmıştır.

Nicolas Sarkozy ve Dalai Lama

Nicolas Sarkozy döneminde ise Fransa’nın ABD ve Transatlantikçi yönelimi ağır basmaya başlamıştır. Sarkozy’nin Cumhurbaşkanlığı sırasında NATO’nun askeri kanadına geri dönen Fransa, bu dönemde Çin’deki insan hakları ihlallerini daha sık vurgulamaya başlamıştır. Bu dönemde kriz yaratan olaylardan birisi, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları meşalesinin Paris’ten geçtiği sırada Çinli muhalifler ve Tibetli aktivistlerin meşaleyi iki defa söndürmeleri ve bazı olayların çıkmasıdır. Bu olay nedeniyle iki ülke ilişkileri yıllar sonra bir kez daha gerilmiş[18] ve Çin hükümetinden Fransa’ya yönelik bir uyarı mesajı verilmiştir.[19] Bu dönemde özellikle Tibet Sorunu ve Dalai Lama’nın durumu ikili ilişkileri olumsuz yönde etkilemiştir. Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Tibet’in ruhani lideri Dalay-Lama’yı “Devlet Başkanı” olarak değilse de “Dini Lider” olarak Paris’te kabul edeceği bildirilince, Çin tarafında tepkiler artmış ve Çin’in Paris Büyükelçisi Kong Quan Fransa’yı kınayan bir açıklama yapmıştır.[20] Bu ziyaret, tepkilere rağmen 2008’in Kasım ayında gerçekleşmiş ve Pekin’de Çin’in “iç işlerine karışıldığı” gerekçesiyle büyük tepkilere neden olmuştur.[21]

Şi Cinping ve François Hollande Versailles Sarayı’nda

Fransa’da Nicolas Sarkozy’nin yerine 2012 yılında Cumhurbaşkanı seçilen François Hollande, 2013 yılında Çin’e ilk resmi ziyaretini yapmış ve yeni Airbus uçaklarının satışı ve enerji anlaşmalarını da içeren bu ziyaret, Çin basınında çok kutuplu dünya düzenini amaçlayan iki müttefikin ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan başarılı bir hamle olarak değerlendirilmiştir.[22] Ancak başta Tibet ruhani lideri Dalai Lama’nın durumu olmak üzere birçok konuda Çin’in Avrupa demokrasileriyle uyuşmayan çizgisi nedeniyle, ilişkiler daha çok ekonomik menfaat temelinde görülmeye devam etmiştir. Ayrıca 2014 yılında diplomatik ilişkilerin başlamasının 50. yılı vesilesiyle Fransa’da bir kez daha “Çin Yılı” ilan edilmiştir. Bu yıl içerisinde Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping, Fransız Krallarının sembolü olan Versailles Sarayı’nda ağırlanmış, kendisine Kraliyet protokolü uygulanmış ve önüne kırmızı halılar serilmiştir. Hatta dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, “Çin’i tanımak, gelecek seçimi yapmaktır” diyerek Şi Cinping’e ve ülkesine iltifatta bulunmuştur.[23] Fransa için Çin günümüzde Asya’daki en önemli ticari ortak görünümündeyken, aynı zamanda tek kutuplu dünya düzenine karşı Rusya’ya kıyasla her zaman daha çok güvenilebilecek olan bir süper güç adayıdır. Dönemin Fransa Başbakanı Manuel Valls da 2015 yılı başlarında Çin’i ziyaret etmiş ve Çin Başbakanı Li Keqiang’la yaptığı görüşmede dış ticaret açığının kapatılması konusunda bazı girişimlerde bulunmuştur.[24]

Emmanuel Macron ve Şi Cinping

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dönemine dair ilk önemli ziyaret ise 24-26 Kasım 2017 tarihlerinde Fransa Dış İşleri Bakanı Jean-Yves Le Drian tarafından yapılmıştır. Le Drian, mevkidaşı Wang Yi ve Başbakan Yardımcısı Liu Yandong ile görüşmeler yapmış ve 2016 yılında rekor düzeydeki 62 milyar avro (euro) seviyesine ulaşan ticari ilişkilerdeki makasın kapanması için çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Ali Rıza Taşdelen’e göre, Fransa’nın Çin pazarındaki payı 16 milyarken, Çin’in Fransa pazarındaki payı 46 milyardır ve arada 30 milyar avroluk büyük bir dış ticaret açığı (dengesizliği) bulunmaktadır.[25] 2016 yılı itibariyle, Çin, Fransa için en büyük 7. ihracat pazarıyken, aynı zamanda Almanya’dan sonra ikinci en büyük ithalat kaynağıdır. Bu bağlamda, hakikaten de Fransa’nın Çin’e yönelik dış ticaret açığı ciddi bir siyasal mesele haline gelmeye başlamıştır. Ancak buna rağmen, Fransa’dan bugüne değin -ABD’de Trump yönetiminin yaptığı gibi- ticari ilişkileri engelleme yönünde bir adım gelmemiştir.

Fransa’nın en büyük 10 ihracat ve ithalat pazarı[26]

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da 2018 yılı başlarında Çin’i ziyaret etmiş ve Çinli lider Şi Cinping’le görüşmüştür. Ziyarete Fransız ve Çin basınında büyük önem verilmiş ve hatta merkez sol çizgideki Le Monde gazetesince, bu 3 günlük ziyaret, -manşetten- “La Chine et la France peuvent créer un des axes moteurs du monde post-américain” (Çin ve Fransa, Amerika sonrası dünyanın motoru olacak bir eksen oluşturabilirler) başlığıyla verilerek[27], ziyarete tarihi bir önem atfedilmiştir. Cumhurbaşkanı Macron’a 5 Bakanının ve 60 kadar Fransız şirket temsilcisinin eşlik ettiği bu ziyaret kapsamında 50 yeni anlaşma imzalanmış ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler pekiştirilmiştir. Bu anlaşmalar arasında toplam değeri 18 milyar doları bulan 184 Airbus uçağı satışı öne çıkmaktadır.[28] Ayrıca Areva şirketinin 10 milyar avro değerinde bir nükleer atık işleme tesisi inşa etmesi ve Pekin’in Fransız malı etlere yönelik 2001 yılında koyduğu yasağı kaldırması da kararlaştırılmıştır.[29] Kültürel alanda ise, Şanghay kentinde bir Pompidou Merkezi’nin açılması ve Xiamen’de Arles Uluslararası Fotoğraf Festivali’nin düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Çin’e yakın Türkiye merkezli sosyalist çizgideki Aydınlık gazetesinden analist Ali Rıza Taşdelen, bu süreci yorumlarken, aslında Atlantikçi bloğun adayı olan Macron’un, reel politik gerekçelerle; yani dünya ekonomisinin Avrasya-Asya eksenli olarak yeniden oluşması ve Çin’in bir süper güç haline gelmeye başlaması, Batı müttefikliğinden çıkmadan bu ülkeyle ilişkilerini geliştirmeye çalıştığını iddia etmektedir.[30] Hakikaten de, Brexit süreci ve Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle oldukça zorlu bir sürece giren Avro-Atlantik İttifakı’nın önemli bir temsilcisi olan Fransa, ihtiraslı genç lideri Macron döneminde dünyadaki tüm önemli siyasi güçlerle ilişkilerini derinleştirme amacı gütmekte ve Fransa’yı yeniden dünya siyaset sahnesinde öne çıkarmayı amaçlamaktadır.[31] Macron, bu tarz girişimlerle AB’nin yeni patronunun kendisi olduğunu da göstermeye çalışmakta ve Birleşik Krallık gibi Çin’le ilişkilere salt ekonomik menfaat temelinde yaklaşmamaktadır.[32] Cumhurbaşkanlığı kampanyası döneminde Macron’un Çin’le ticarete yönelik sıcak mesajlar vermediğini hatırlatan Natixis uzmanı Alicia Garcia-Herrero ise, bu bağlamda Macron’un Çin’le yeni bir stratejik ortaklık arayışında olabileceğini iddia etmektedir.[33] Bu noktada Çin’in Yeni İpek Yolu projesi olarak da bilinen “Tek Kemer Tek Yol” girişimi ön plana çıkmaktadır. Bu proje vasıtasıyla Avrupa ve Asya ekonomilerinin entegre olması sağlanabilirse, küresel düzlemde ekonomik ve siyasi tablo tamamen farklı bir hal alabilecektir. The Diplomat dergisinden Charlotte Gao, Macron’un Çin’in bu iddialı projesine sıcak baktığını iddia etmekte ve yeni dönemde Fransa-Çin ilişkilerinin daha da derinleşebileceğini öngörmektedir.[34] Bugün Çin’in Fransa açısından teşkil ettiği öneme dair Fransa Dış İşleri Bakanlığınca vurgulanan birkaç husus ise şöyledir:[35]

  • Diplomatik personel sayısı anlamında Fransa’nın Çin Büyükelçiliği ülkenin en büyük diplomatik ağıdır.
  • 2015 yılında 2,2 milyon Çinli turist Fransa’yı ziyaret etmiştir. Çinliler için Asya dışındaki en popüler ikinci turistik ülke Fransa’dır.
  • Çin’de faaliyet gösteren 1.600 civarında Fransız şirketi ve Fransa’da faaliyet gösteren 700 Çin ve Hong Kong şirketi bulunmaktadır.

İkili ticari ilişkiler 2016 yılından beri de sürekli olarak gelişim göstermektedir ve 2017 yılı verilerine göre toplam ticaret hacmi 75 milyon avroyu aşmıştır.[36] Bu gidişle, Fransa ile Çin arasındaki ticaret hacmi daha da büyüyebilir. Ancak şimdiye kadar Batı yönelimli dış politikasını bozmadan bunu gerçekleştirmeyi başaran Fransa, Donald Trump ve Brexit sürecindeki Birleşik Krallık gibi müttefikleri varken bu durumu gerçekleştirmekte giderek daha zorlanabilir. Çünkü ABD, son aylarda Avrupa Birliği’ni ve Avrupa ülkelerini İran nükleer programı, İsrail-Filistin sorunu ve Çin’le ticari ilişkiler gibi konularda sürekli bir tercihe zorlamakta ve yeniden Batı (Avro-Atlantik) bloğunu kendi kontrolünde hizalamaya gayret etmektedir.

 

Dr. Ozan ÖRMECİ

 

KAYNAKÇA

[1] “De Gaulle sets up tie to Red China”, The New York Times, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.nytimes.com/1964/01/28/de-gaulle-sets-up-tie-to-red-china.html.

[2] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 1.

[3] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 2.

[4] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 5.

[5] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 5.

[6] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 3.

[7] Jean-Pierre Cabestan (2001), “France’s Taiwan Policy: A Case of Shopkeeper Diplomacy”, s. 3.

[8] Michelle Vachon (2016), “De Gaulle’s Visit: A Time Before Glory Faded”, The Cambodia Daily, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.cambodiadaily.com/editors-choice/de-gaulles-visit-time-glory-faded-119051/.

[9] “Fransa’nın Nükleer Silah ve NATO’dan Ayrılış Hikayesi: De Gaulle” (2017), Stratejik Ortak, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.stratejikortak.com/2017/12/de-gaulle-donemi.html.

[10] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, ss. 3-4.

[11] Eşref Hilmi Açık (2008), Geçmişten Günümüze Türkiye Fransa İlişkileri, s. 390.

[12] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 8.

[13] “France Bars Taiwan Sales, Warming China Ties” (1994), The New York Times, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.nytimes.com/1994/01/13/world/france-bars-taiwan-sales-warming-china-ties.html.

[14] Pierre Caquet (2014), “50 Years of Franco-Chinese Relations”, s. 8.

[15] Eşref Hilmi Açık (2008), Geçmişten Günümüze Türkiye Fransa İlişkileri, s. 391.

[16] Eşref Hilmi Açık (2008), Geçmişten Günümüze Türkiye Fransa İlişkileri, s. 391.

[17] Eşref Hilmi Açık (2008), Geçmişten Günümüze Türkiye Fransa İlişkileri, ss. 392-393.

[18] “Paris’te Olimpiyat protestosu” (2008), DW, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: http://www.dw.com/tr/pariste-olimpiyat-protestosu/a-3249605.

[19] “Raidissement des relations sino-françaises” (2008), RFI, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: http://www1.rfi.fr/actufr/articles/100/article_65073.asp.

[20] “Fransa ile Çin arasında Dalay-Lama gerginliği” (2008), Hürriyet, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: http://www.hurriyet.com.tr/dunya/fransa-ile-cin-arasinda-dalay-lama-gerginligi-9418478.

[21] “China assails France after Sarkozy meets with Dalai Lama” (2008), The New York Times, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.nytimes.com/2008/12/07/world/europe/07iht-france.1.18462289.html.

[22] “China media: Francois Hollande visit” (2013), BBC, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: http://www.bbc.com/news/world-asia-china-22305620.

[23] Ali Rıza Taşdelen (2017), “Fransa-Çin ilişkilerine bakış”, Aydınlık, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.aydinlik.com.tr/fransa-cin-iliskilerine-bakis-ali-riza-tasdelen-kose-yazilari-kasim-2017.

[24] “French Prime Minister Manuel Valls Seeks Trade ‘Rebalance’ with China” (2015), NDTV, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.ndtv.com/world-news/french-prime-minister-manuel-valls-seeks-trade-rebalance-with-china-735610.

[25] Ali Rıza Taşdelen (2017), “Fransa-Çin ilişkilerine bakış”, Aydınlık, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.aydinlik.com.tr/fransa-cin-iliskilerine-bakis-ali-riza-tasdelen-kose-yazilari-kasim-2017.

[26] “France: Trade Statistics”, Global Edge, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://globaledge.msu.edu/countries/france/tradestats.

[27] “La Chine et la France « peuvent créer un des axes moteurs du monde post-américain” (2018), Le Monde, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: http://www.lemonde.fr/idees/article/2018/01/07/la-chine-et-la-france-peuvent-creer-un-des-axes-moteurs-du-monde-post-americain_5238453_3232.html.

[28] “Çin, 184 Airbus uçağı alacak” (2018), Dünya, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.dunya.com/dunya/cin-184-airbus-ucagi-alacak-haberi-397938.

[29] “Relations between France and China are entering a new era” (2018), Gouvernement.fr, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.gouvernement.fr/en/relations-between-france-and-china-are-entering-a-new-era.

[30] Ali Rıza Taşdelen (2018), “Fransa-Çin ilişkilerinde dönüm noktası”, Aydınlık, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.aydinlik.com.tr/fransa-cin-iliskilerinde-donum-noktasi-ali-riza-tasdelen-kose-yazilari-ocak-2018.

[31] Kim Willsher & Tom Phillips (2018), “Emmanuel Macron to visit China as Beijing shifts focus from UK to France”, The Guardian, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.theguardian.com/world/2018/jan/07/emmanuel-macron-china-visit-beijing-ties-eu-xi-brexit.

[32] Georgiana Boboc (2018), “Macron and May: A Tale of 2 China Visits”, The Diplomat, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://thediplomat.com/2018/02/macron-and-may-a-tale-of-2-china-visits/.

[33] Huileng Tan (2018), “Macron’s China visit points to Beijing’s shifting relationship with Europe”, CNBC, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.cnbc.com/2018/01/10/macrons-china-visit-points-to-beijings-shifting-relationship-with-europe.html.

[34] Charlotte Gao (2018), “Why Did France’s Macron Start His China Trip in Xi’an?”, The Diplomat, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://thediplomat.com/2018/01/why-did-frances-macron-start-his-china-trip-in-xian/.

[35] “France-China, a global strategic partnership (Infographic)”, France Diplomatie, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: https://www.diplomatie.gouv.fr/en/country-files/china/france-and-china/france-china-a-global-strategic-partnership/.

[36] Vincent Bonhaume & Thibaut Minot (2018), “China-France Relations Gaining Momentum in 2018”, China Briefing, Erişim Tarihi: 16.05.2018, Erişim Adresi: http://www.china-briefing.com/news/2018/01/23/china-france-relations-gaining-momentum-2018.html.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.