PAŞİNYAN’IN SEÇİM ZAFERİ VE RUSYA’NIN ERMENİSTAN İKİLEMİ

upa-admin 10 Haziran 2026 191 Okunma 0
PAŞİNYAN’IN SEÇİM ZAFERİ VE RUSYA’NIN ERMENİSTAN İKİLEMİ

Giriş

Nikol Paşinyan liderliğindeki yönetimin Ermenistan siyasetinde gücünü koruması, Güney Kafkasya’daki bölgesel dengeler açısından yalnızca bir iç politika gelişmesi olarak değerlendirilemez. Bu sonuç, Karabağ sonrası dönemde Ermenistan’ın güvenlik, dış politika ve devlet kimliği konularında yeni bir arayışa girdiğini göstermektedir. Erivan’ın Rusya ile ilişkilerini tamamen koparmadan Batı ile temaslarını artırması, klasik ittifak ilişkilerinin sınırlarını ve küçük devletlerin büyük güç rekabeti içindeki manevra alanlarını yeniden tartışmaya açmaktadır.

Ermenistan, uzun yıllar boyunca güvenlik mimarisini büyük ölçüde Rusya ile kurduğu askeri, ekonomik ve kurumsal bağlar üzerine inşa etmiştir. Ancak 2020 Karabağ Savaşı ve 2023 sonrasında ortaya çıkan yeni gerçeklik, bu modelin Ermeni kamuoyu nezdindeki meşruiyetini zayıflatmıştır. Moskova açısından bakıldığında, Rusya’nın bölgesel dengeler, Azerbaycan ile ilişkiler ve Ukrayna Savaşı nedeniyle sınırlı bir hareket alanına sahip olduğu söylenebilir. Buna karşılık, Erivan açısından mesele, Rusya’nın hukuki yükümlülüklerinden çok, kriz anında güvenilir bir güvenlik sağlayıcı olup olmadığı sorusuna dönüşmüştür.

Bu nedenle, Paşinyan’ın dış politika çizgisi yalnızca “Batı’ya yönelme” veya “Rusya’dan uzaklaşma” şeklinde açıklanamaz. Daha doğru okuma, Ermenistan’ın güvenlik bağımlılığını azaltmaya, dış politika seçeneklerini çeşitlendirmeye ve yeni bölgesel koşullara uyum sağlamaya çalıştığı yönündedir. Ancak bu arayış, Rusya açısından ciddi bir stratejik ikilem yaratmaktadır. Moskova’nın sert tepki vermesi Ermenistan’daki Rusya karşıtı eğilimleri güçlendirebilir; pasif kalması ise Güney Kafkasya’daki nüfuz kaybı algısını derinleştirebilir.

Bu makalede, Paşinyan’ın seçim başarısının ardından Ermenistan-Rusya ilişkilerinde ortaya çıkan yeni tablo dört başlık altında ele alınacaktır. İlk olarak Karabağ sonrası güvenlik algısındaki kırılma değerlendirilecek; ardından Erivan’ın yeni dış politika arayışı analiz edilecektir. Üçüncü bölümde Moskova’nın karşı karşıya kaldığı stratejik ikilem incelenecek; son bölümde ise Paşinyan’ın siyasi avantajı ve Ermeni muhalefetinin stratejik açmazı ele alınacaktır.

Karabağ Sonrası Güvenlik Algısındaki Kırılma

Ermenistan’ın son yıllardaki dış politika yönelimini anlamak için Karabağ sonrası oluşan güvenlik ortamını merkeze almak gerekir. 2020 Karabağ Savaşı ve 2023’te Karabağ’daki Ermeni varlığının fiilen sona ermesi, Erivan açısından dış politika paradigmasının da sorgulanmasına yol açan bir kırılma yaratmıştır. Ermenistan, uzun yıllar boyunca güvenlik mimarisini büyük ölçüde Rusya ile kurduğu askeri ve kurumsal bağlar üzerine inşa etmişti. Ancak Karabağ krizinde bu mimarinin beklenen caydırıcılığı sağlayamaması, Ermeni siyasal elitleri ve kamuoyu nezdinde ciddi bir güven tartışması doğurmuştur.

Bu noktada meseleyi sadece “Rusya Ermenistan’ı korumadı” şeklinde basitleştirmek doğru değil. Moskova, Karabağ’ı Ermenistan’ın uluslararası tanınmış sınırları içinde görmeyen hukuki ve diplomatik çerçeveyi dikkate almış; aynı zamanda Azerbaycan ile ilişkilerini tamamen koparmamaya özen göstermiştir. Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya’nın askeri, diplomatik ve ekonomik kapasitesinin farklı cephelerde zorlanması, Kremlin’in Güney Kafkasya’daki hareket alanını da daraltmıştır.

Ancak uluslararası ilişkilerde ittifakların yalnızca hukuki metinlerle değil, algılanan güvenilirlik üzerinden de işlediği unutulmamalı. Erivan açısından sorun, Rusya’nın teknik olarak hangi yükümlülükleri üstlendiğinden çok, kriz anında Ermenistan’ın güvenlik beklentilerini karşılayıp karşılamadığıdır. Bu nedenle, Karabağ sonrası dönemde Ermenistan’da Rusya merkezli güvenlik anlayışına duyulan güven belirgin biçimde zayıflamıştır. Başka bir ifadeyle, Moskova’nın hukuki pozisyonu kendi içinde tutarlı görünse bile, Ermeni kamuoyunda oluşan siyasi algı Rusya’nın güvenilir bir güvenlik sağlayıcı olmadığı yönünde şekillenmekte.

Paşinyan yönetimi bu kırılmayı Ermenistan’ın devlet kimliğini yeniden tanımlama fırsatı olarak değerlendirmektedir. Hükümetin “gerçek Ermenistan” söylemi, Karabağ merkezli tarihsel ve siyasal yüklerden uzaklaşarak, uluslararası tanınmış sınırlar içinde daha pragmatik bir devlet aklı oluşturma arayışını yansıtmaktadır. Bu yaklaşım, Ermenistan’ın güvenlik politikasını sembolik iddialardan çok, ekonomik sürdürülebilirlik, sınır güvenliği, diplomatik normalleşme ve çok yönlü dış ilişkiler üzerinden kurma çabasına dayanmaktadır.

Kremlin çevrelerinde, hükümetin geliştirdiği “gerçek Ermenistan” söylemleri rahatsızlık yaratıyor. Çünkü Rusya’nın Ermenistan üzerindeki nüfuzu askeri üsler, enerji yatırımları veya Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğiyle sınırlı değildir. Bu nüfuzun temelinde, Ermenistan’ın güvenlik bakımından Rusya’ya ihtiyaç duyduğu varsayımı bulunmaktadır. Eğer Erivan bu varsayımı sorgulamaya başlar ve güvenliğini farklı aktörlerle çeşitlendirmeye yönelirse, Rusya’nın ülkedeki kurumsal varlığı devam etse bile siyasi etkisi aşınabilir.

Bu nedenle, Karabağ sonrası süreç, Ermenistan-Rusya ilişkilerinde basit bir diplomatik soğumadan daha derin bir anlam taşıyor. Ermenistan, Rusya’dan tamamen kopabilecek bir jeopolitik konumda değildir; enerji, ekonomi, göç ve güvenlik alanlarında Moskova ile bağları hâlâ güçlüdür. Fakat bu bağların stratejik meşruiyeti zayıflıyor. Paşinyan’ın siyasal avantajı da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır: Ermeni toplumuna eski güvenlik düzeninin geri dönmeyeceğini, bu nedenle ülkenin daha esnek ve çok yönlü bir dış politika çizgisine yönelmesi gerektiğini söylemektedir.

Erivan’ın Yeni Dış Politika Arayışı

Paşinyan yönetiminin dış politika çizgisi çoğu zaman “Batı’ya yönelme” ya da “Rusya’dan uzaklaşma” şeklinde tanımlanır. Bu değerlendirme belirli ölçüde doğru olmakla birlikte, Ermenistan’ın mevcut stratejik arayışını açıklamak için tek başına yeterli değildir. Erivan’ın temel hedefi, kısa vadede Rusya ile ilişkileri bütünüyle koparmak değil; ülkenin dış politika seçeneklerini zenginleştirmek, güvenlik bağımlılığını azaltmak ve uluslararası manevra alanını genişletmektir. Bu nedenle Paşinyan dönemindeki dış politika değişimini salt ideolojik bir eksen değişiminden çok, küçük ve kırılgan bir devletin yeni bölgesel şartlara uyum sağlama çabası olarak okumak daha isabetlidir.

Ermenistan için dış politikada şu an Avrupa Birliği ile yakınlaşma kendi politik araçların zenginleşmesi adına arayışın en görünür boyutudur. Paşinyan yönetimi, AB ile ilişkileri reform, kurumsal dönüşüm, ekonomik destek ve siyasi meşruiyet alanlarında bir imkân olarak görmektedir. Batı ile kurulan temaslar, Ermenistan’a hem iç kamuoyunda yeni bir gelecek perspektifi sunmakta hem de Moskova karşısında daha geniş bir pazarlık alanı yaratmaktadır. Bu yönüyle Avrupa açılımı, Erivan için yalnızca jeopolitik bir tercih değil, aynı zamanda devlet kapasitesini ve diplomatik görünürlüğünü artırma aracıdır.

Bununla birlikte, Ermenistan’ın Batı’ya yönelimi sınırsız bir hareket alanına sahip değildir. Ülke, coğrafi olarak Avrupa güvenlik mimarisinden uzak; ekonomik olarak ise Rusya ve Avrasya coğrafyasıyla derin bağlara sahip bir konumdadır. Ermenistan’ın enerji altyapısı, ticaret bağlantıları, işgücü hareketliliği, Rusya’daki Ermeni diasporasının ekonomik etkisi ve Avrasya Ekonomik Birliği içindeki avantajları, Moskova ile ilişkilerin kısa sürede koparılmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla, Erivan’ın politikası, Rusya’dan ani bir ayrışmadan çok, Rusya’ya bağımlı kalmadan Rusya ile ilişkiyi sürdürme arayışı olarak şekillenmektedir.

Bu noktada Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği arasında kurulmak istenen denge, Ermenistan dış politikasının en hassas başlıklarından biri haline gelmektedir. Erivan, bir yandan AB ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini derinleştirmek istemekte; diğer yandan AEB üyeliğinin sağladığı pazar erişimi, ticari kolaylıklar ve ekonomik avantajlardan vazgeçmek istememektedir. Ancak bu iki yönelimin uzun vadede aynı anda ve sorunsuz bir şekilde sürdürülebilmesi kolay değildir. Çünkü AB ile AEB yalnızca farklı ekonomik yapılar değil, aynı zamanda farklı teknik standartlar, gümrük rejimleri, düzenleyici normlar ve dış ticaret mantıkları üzerine kuruludur.

Moskova’nın bu konudaki hassasiyeti de buradan kaynaklanmaktadır. Rusya, Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmesini yalnızca siyasi bir uzaklaşma olarak değil, aynı zamanda Avrasya entegrasyonunun kurumsal bütünlüğünü zorlayan bir gelişme olarak değerlendirmektedir. Kremlin açısından sorun, Erivan’ın Batı ile temas kurması değildir; asıl mesele, Ermenistan’ın Rusya merkezli ekonomik sistemin avantajlarından yararlanırken aynı anda AB standartlarına uyum sağlamaya çalışmasıdır. Bu durum Moskova tarafından sürdürülebilir olmayan bir “çifte yönelim” olarak görülmektedir.

Erivan açısından ise bu denge arayışı rasyonel fakat kırılgan bir stratejidir. Rasyoneldir; çünkü Ermenistan mevcut jeopolitik koşullarda tek bir merkeze mutlak bağımlılığın maliyetini görmüştür. Kırılgandır; çünkü ülkenin ekonomik kapasitesi, coğrafi konumu ve güvenlik ihtiyaçları, tam bağımsız bir manevra alanı yaratmasına izin vermemektedir. Başka bir ifadeyle Ermenistan, stratejik özerklik arayışındadır; ancak bu özerkliği destekleyecek ekonomik ve askeri kapasite henüz sınırlıdır.

Bu nedenle, Paşinyan’ın dış politikası, ideolojik bir Batıcılıktan ziyade pragmatik bir risk dağıtma stratejisi olarak değerlendirilmelidir. Erivan, Rusya ile ilişkileri tamamen koparmadan Batı ile yakınlaşmak; Batı ile yakınlaşırken de Rusya’nın ekonomik ve güvenlik alanındaki baskı araçlarını kontrol altında tutmak istemektedir. Fakat bu politikanın başarısı, yalnızca Erivan’ın diplomatik becerisine bağlı değildir. Rusya’nın vereceği tepki, Avrupa Birliği’nin Ermenistan’a sunabileceği somut imkânlar, Türkiye-Azerbaycan hattındaki normalleşme süreci ve bölgesel güvenlik ortamı bu stratejinin sınırlarını belirleyecektir.

Moskova’nın İkilemi

Paşinyan’ın seçim başarısı, Moskova açısından yalnızca Ermenistan’daki mevcut iktidarın devamı anlamına gelmemektedir. Asıl sorun, Erivan’ın dış politika yöneliminde yaşanan değişimin toplumsal onay üretmeye başlamasıdır. Bu durum, Kremlin’i klasik baskı araçlarını kullanmakla uzun vadeli nüfuz kanallarını korumak arasında zor bir tercih yapmaya zorlamaktadır. Rusya, Ermenistan’daki gelişmelere sert tepki verdiğinde kısa vadede etki üretebilir; ancak bu etkinin uzun vadede Moskova’nın aleyhine dönebileceği de açıktır.

Rusya’nın elinde Ermenistan üzerinde kullanabileceği önemli araçlar bulunmaktadır. Enerji fiyatları, ticaret akışları, gümrük ve lojistik düzenlemeler, Ermeni işçilerin Rusya’daki konumu, güvenlik iş birliği, askeri varlık ve Avrasya Ekonomik Birliği mekanizmaları Moskova’nın başlıca baskı ve pazarlık unsurlarıdır. Bu araçlar, Erivan’ın ekonomik kırılganlıkları dikkate alındığında hafife alınamaz. Ermenistan küçük, dışa bağımlı ve coğrafi olarak sınırlı seçeneklere sahip bir ülkedir. Bu nedenle Rusya’nın ekonomik ve kurumsal baskısı, kısa vadede Paşinyan yönetimini zorlayabilecek bir kapasiteye sahiptir.

Ancak dış politikada baskı araçlarının etkisi her zaman doğrusal sonuçlar doğurmaz. Moskova’nın Ermenistan’a yönelik sert bir tutum alması, Paşinyan yönetiminin iç politikada kullandığı egemenlik söylemini güçlendirebilir. Böyle bir durumda Erivan yönetimi, Rusya’dan gelen baskıyı “Ermenistan’ın bağımsız karar alma hakkına müdahale” olarak sunabilir. Bu da Paşinyan’ın zayıflamasından çok, Rusya karşıtı toplumsal reflekslerin güçlenmesine yol açabilir. Dolayısıyla Kremlin’in cezalandırıcı bir stratejisi, hedeflediği siyasal sonucu üretmek yerine Ermenistan’daki Rusya karşıtı eğilimi daha da kalıcı hale getirme riski taşımaktadır.

Moskova açısından ikinci seçenek, daha kontrollü ve uzun vadeli bir strateji izlemektir. Bu yaklaşım, Ermenistan ile ilişkileri tamamen koparmadan, mevcut nüfuz kanallarının korunmasına dayanır. Rusya’nın Ermenistan’daki etkisi yalnızca hükümetler arası diplomatik ilişkilerden ibaret değildir. Enerji altyapısı, ticaret hacmi, güvenlik kurumları, medya alanı, kültürel bağlar, Rusya’da çalışan Ermeni vatandaşları, eğitim bağlantıları ve diaspora ilişkileri, Moskova’nın hâlâ önemli bir etki alanına sahip olduğunu göstermektedir. Bu alanlar, sert diplomatik açıklamalardan daha kalıcı ve daha derin nüfuz araçlarıdır.

Bu nedenle Kremlin açısından temel mesele, Paşinyan yönetimini anlık olarak cezalandırmak değil, Ermenistan’daki Rusya etkisinin yapısal zeminini kaybetmemektir. Çünkü Paşinyan geçici bir siyasal aktör olabilir; fakat Ermenistan toplumunda Rusya’ya yönelik güvenin zayıflaması daha kalıcı bir dönüşüm yaratabilir. Moskova’nın yalnızca Paşinyan karşıtlığı üzerinden politika üretmesi, Ermenistan’daki daha derin toplumsal değişimi görmesini engellemeye olabilir. Oysa Rusya açısından asıl risk, Paşinyan sonrası dönemde dahi Ermeni siyasetinin Rusya merkezli güvenlik anlayışına dönmek istememesidir.

Bu noktada Rusya’nın karşı karşıya olduğu ikilem daha net ortaya çıkmaktadır. Sertleşmek, Moskova’nın bölgedeki caydırıcılığını gösterme imkânı sağlayabilir; fakat Ermenistan’ı daha hızlı biçimde Batı’ya itebilir. Sessiz kalmak veya fazla yumuşak davranmak, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki prestij kaybını daha da derinleştirebilir. Bu nedenle Kremlin’in Ermenistan politikasında ne tamamen cezalandırıcı ne de tamamen pasif bir çizgi sürdürülebilir görünmektedir. Daha gerçekçi bir seçenek, seçici baskı ile kontrollü angajmanı birlikte kullanan karma bir stratejidir.

Bu karma stratejinin amacı, Ermenistan’a Rusya ile ilişkilerin maliyet-fayda dengesini hatırlatmak; fakat Ermeni toplumunu tamamen karşı cepheye itmemektir. Moskova, enerji, ticaret ve AEB başlıklarında Erivan’a sınırlarını gösterebilir. Ancak aynı zamanda kültürel, ekonomik ve toplumsal bağları koruyarak Ermenistan’ın Rusya’dan bütünüyle uzaklaşmasını engellemeye çalışabilir. Bu yaklaşım, kısa vadede güçlü bir zafer görüntüsü yaratmayabilir; ancak uzun vadede Rusya’nın ülkedeki nüfuzunu tamamen kaybetmesini önleyebilir.

Bununla birlikte Moskova’nın işi kolay değildir. Rusya’nın Ermenistan’daki imajı son yıllarda ciddi biçimde zedelenmiştir. Karabağ sonrası süreç, Ermeni toplumunda yalnızca siyasi yönetime değil, Rusya merkezli güvenlik mimarisine yönelik bir güvensizlik de üretmiştir. Bu nedenle ekonomik baskı veya kurumsal hatırlatmalar, tek başına güven krizini çözmeye yetmeyecektir. Rusya’nın Ermenistan’da etkisini sürdürebilmesi için yalnızca güç kapasitesine değil, aynı zamanda güvenilirlik üretebilen bir diplomatik dile ve yeni bölgesel gerçekliği dikkate alan bir yaklaşıma da ihtiyacı vardır.

Paşinyan’ın Siyasi Avantajı ve Muhalefetin Stratejik Açmazı

Paşinyan’ın seçim başarısı, Ermenistan siyasetinde yalnızca mevcut iktidarın gücünü koruduğunu değil, aynı zamanda muhalefetin ülkenin yeni güvenlik ve dış politika gerçekliğine ikna edici bir alternatif üretemediğini de göstermektedir. Karabağ yenilgisi, Ermenistan toplumunda Paşinyan yönetimine yönelik ciddi bir tepki doğurmuş olsa da bu tepki, otomatik olarak Rusya’ya yakın siyasal aktörlerin güçlenmesine dönüşmemiştir. Bu durum, Ermeni siyasetinde muhalefetin temel sorununun yalnızca örgütlenme veya liderlik eksikliği olmadığını; daha derinde, yeni döneme uygun bir stratejik vizyon geliştirememekle ilgili olduğunu ortaya koymaktadır.

Uluslararası ilişkiler açısından bakıldığında, küçük devletlerin dış politika tercihleri yalnızca dış baskılarla değil, iç meşruiyet dinamikleriyle de şekillenir. Ermenistan örneğinde Paşinyan’ın avantajı, Rusya karşıtı keskin bir söylemden ziyade, eski güvenlik mimarisinin artık işlevsel olmadığı yönündeki toplumsal kanaati siyasallaştırabilmesidir. Muhalefet ise çoğu zaman Karabağ merkezli eski güvenlik anlayışına, Rusya ile daha yakın ilişkilere ve geleneksel dış politika reflekslerine dayanır. Ancak bu çizgi, Ermeni toplumunun bir bölümünde “geçmişe dönüş” arayışı olarak algılanmakta ve geleceğe dönük somut bir güvenlik projesi sunmakta zorlanmaktadır.

Bu noktada Paşinyan’ın “gerçek Ermenistan” söylemi önem kazanmaktadır. Bu söylem, yalnızca seçim kampanyasına dönük bir siyasal ifade değil, Ermenistan’ın dış politika kimliğini yeniden tanımlama girişimidir. Paşinyan, Ermenistan’ın uluslararası tanınmış sınırları içinde, Karabağ meselesinin tarihsel yükünü azaltan, daha pragmatik ve ekonomik sürdürülebilirliği önceleyen bir devlet aklı inşa etmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşımın toplumsal karşılık bulmasının nedeni, Ermeni seçmenin tamamının Paşinyan’a güçlü bir güven duyması değil; muhalefetin sunduğu alternatifin daha inandırıcı görülmemesidir.

Muhalefetin açmazı burada belirginleşmektedir. Paşinyan’ı Karabağ yenilgisinin ve Rusya’dan uzaklaşmanın sorumlusu olarak göstermek, belli bir seçmen kitlesi üzerinde etkili olabilir. Ancak seçmenin daha geniş bir kesimi açısından asıl soru, Ermenistan’ın bundan sonra nasıl güvenlik üreteceği, Türkiye ve Azerbaycan karşısında nasıl konumlanacağı, Rusya ile ilişkilerini hangi çerçevede sürdüreceği ve Batı ile yakınlaşmanın hangi somut sonuçları doğuracağıdır. Muhalefet bu sorulara bütünlüklü ve gerçekçi bir cevap veremediği ölçüde, Paşinyan’ın zayıflıkları siyasal bir yenilgiye dönüşmemektedir.

Bu tablo Moskova açısından da dikkatle okunmalıdır. Rusya, Ermenistan’daki gelişmeleri yalnızca Paşinyan’ın kişisel tercihleri veya Batı’nın etkisi üzerinden değerlendirirse, ülkedeki daha derin toplumsal dönüşümü gözden kaçırabilir. Sorun yalnızca Paşinyan yönetiminin Moskova ile mesafe koyması değildir. Daha önemli mesele, Ermeni toplumunda Rusya merkezli güvenlik modelinin meşruiyetinin tartışmaya açılmış olmasıdır. Bu nedenle Rusya’ya yakın muhalefetin başarısızlığı, Moskova’nın Ermenistan’daki siyasal etki kapasitesinin de sınırlanmaya başladığını göstermektedir.

Uluslararası ilişkiler teorisi açısından bu durum, “ittifak güvenilirliği” ve “stratejik özerklik” kavramlarıyla açıklanabilir. Ermenistan, uzun yıllar boyunca güvenliğini büyük ölçüde Rusya ile kurduğu ittifak ilişkisine dayandırmıştır. Ancak Karabağ sonrası süreçte bu ittifakın beklenen güvenlik çıktısını üretmediği algısı güçlenmiştir. Bu algı, Erivan’ı tam anlamıyla Batı blokuna taşımasa da Rusya’ya mutlak bağımlılığı azaltma yönünde bir arayışa itmiştir. Paşinyan’ın siyasi avantajı, bu arayışı temsil edebilmesinden kaynaklanmaktadır.

Buna karşılık muhalefet, Rusya ile ilişkilerin onarılmasını savunurken, bunun Ermenistan’a nasıl yeni bir güvenlik garantisi sağlayacağını yeterince açıklayamamaktadır. Başka bir ifadeyle, muhalefet geçmişte işleyen bir modeli yeniden canlandırma iddiasındadır; fakat seçmen, o modelin artık aynı sonuçları üretmeyeceğini düşünmektedir. Bu nedenle Paşinyan, eleştirilen bir lider olmasına rağmen, yeni gerçekliğe uyum sağlama iddiasıyla siyasal alanda üstünlük kurabilmektedir.

Sonuç

Paşinyan’ın seçim başarısı, Ermenistan-Rusya ilişkilerinde geçici bir diplomatik gerilimden daha derin bir dönüşüme işaret etmektedir. Bu dönüşümün merkezinde, Karabağ sonrası dönemde Ermenistan’ın güvenlik algısının değişmesi, Rusya merkezli ittifak modeline duyulan güvenin zayıflaması ve Erivan’ın dış politika seçeneklerini çeşitlendirme arayışı yer almaktadır. Dolayısıyla, mevcut tabloyu yalnızca Paşinyan’ın kişisel tercihleri veya Batı’nın Ermenistan üzerindeki etkisi üzerinden okumak yetersiz kalacaktır.

Ermenistan açısından yeni yönelim, Rusya’dan ani ve mutlak bir kopuş anlamına gelmemektedir. Ülkenin enerji, ekonomi, ticaret, göç ve güvenlik alanlarında Moskova ile kurduğu bağlar hâlâ güçlüdür. Ancak bu bağların siyasi meşruiyeti eskisi kadar sağlam değildir. Erivan, Rusya ile ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda Avrupa Birliği, Batı kurumları, Türkiye ve Azerbaycan ile daha geniş bir diplomatik alan açmaya çalışmaktadır. Bu politika, küçük devletlerin büyük güç rekabeti içinde geliştirdiği klasik dengeleme arayışının güncel bir örneği olarak değerlendirilebilir.

Moskova açısından asıl sorun, Ermenistan üzerindeki araçlarının tamamen ortadan kalkması değildir. Rusya hâlâ enerji, ticaret, güvenlik, Avrasya Ekonomik Birliği, diaspora ve toplumsal bağlar üzerinden Ermenistan’da önemli bir etkiye sahiptir. Ancak bu etkinin toplumsal kabulü ve stratejik güvenilirliği giderek zayıflıyor. Bu nedenle Kremlin’in Ermenistan politikasında yalnızca baskı araçlarına yaslanması, kısa vadede sonuç üretse bile uzun vadede Ermeni toplumundaki Rusya karşıtı eğilimleri güçlendirebilir.

Bu noktada Rusya’nın önündeki en rasyonel seçenek, Ermenistan’ı cezalandırmaya dayalı ani ve sert bir politikadan ziyade, seçici baskı ve kontrollü angajmanı birlikte kullanan daha sabırlı bir stratejidir. Moskova, Erivan’a Rusya ile ilişkilerin ekonomik ve güvenlik maliyetlerini hatırlatabilir; fakat aynı zamanda Ermenistan toplumunda tamamen kaybedilmiş bir aktör haline gelmemeye özen göstermek zorundadır. Çünkü Ermenistan’daki temel mesele, Paşinyan yönetiminin varlığı değil; Rusya merkezli güvenlik anlayışının meşruiyet kaybıdır.

Sonuç olarak Paşinyan’ın seçim zaferi, Güney Kafkasya’da tek merkezli bağımlılık ilişkilerinin zayıfladığı, küçük devletlerin daha esnek ve çok yönlü dış politika arayışlarına yöneldiği yeni bir dönemin göstergesidir. Ermenistan bu süreçte Rusya’dan tamamen kopabilecek kapasiteye sahip değildir; ancak Moskova’ya mutlak bağımlı eski konumunu da sürdürmek istememektedir. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde Ermenistan-Rusya ilişkileri açık bir kopuştan çok, karşılıklı güvensizlik, sınırlı iş birliği ve sürekli pazarlık dinamiği üzerinden şekillenecektir.

Rusya için asıl sınav, Ermenistan’ı elde tutmak değil, değişen Ermenistan toplumunu ve Karabağ sonrası oluşan yeni bölgesel gerçekliği doğru okuyabilmektir. Moskova bu dönüşümü yalnızca Paşinyan karşıtlığı veya Batı müdahalesi üzerinden açıklamaya devam ederse, Güney Kafkasya’daki nüfuz kaybını yönetmekte zorlanacaktır. Buna karşılık daha gerçekçi, çok katmanlı ve toplumsal meşruiyeti dikkate alan bir strateji geliştirebilirse, Ermenistan ile ilişkilerini eski biçimiyle olmasa da yeni koşullara uyarlanmış bir zeminde sürdürebilir.

Sadık ARPACI
Uluslararası İlişkiler, Rusya Uzmanı
Tel: +90 545 932 36 77
Email: by.sadik@hotmail.com

 

KAYNAKÇA

  1. “Партия Пашиняна на выборах в Армении набрала 49,81% после подсчета 100% голосов”, Интерфакс, 08.06.2026.
    https://www.interfax.ru/world/1094684
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  2. “Пашинян заявил, что его партия будет иметь большинство в новом парламенте Армении”, Интерфакс, 08.06.2026.
    https://www.interfax.ru/world/1094690
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  3. “Пашинян заявил о неготовности Армении к статусу страны-члена ЕС”, Коммерсантъ, 07.06.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8726767
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  4. “Пашинян назвал Армению полноправным членом ЕАЭС”, Коммерсантъ, 07.06.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8726762
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  5. “Пашинян заявил, что Армению «ждет активная работа» в ЕАЭС”, Коммерсантъ, 08.06.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8727248
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  6. “Путин: интеграцию с Арменией свернут при переходе на стандарты ЕС”, Коммерсантъ, 29.05.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8707363
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  7. “Путин: если Армения перейдет на стандарты ЕС, интеграцию с ней придется свернуть”, ТАСС, 29.05.2026.
    https://tass.ru/politika/27580991
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  8. “Путин назвал планы Армении по интеграции в ЕС суверенным правом страны”, Интерфакс, 05.06.2026.
    https://www.interfax.ru/forumspb/1094036
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  9. “Пашинян поставил Путина перед тяжелым выбором: как Кремль может выбраться из ереванского капкана”, Московский комсомолец, 09.06.2026.
    https://www.mk.ru/politics/2026/06/09/pashinyan-postavil-putina-pered-tyazhelym-vyborom-kak-kreml-mozhet-vybratsya-iz-erevanskogo-kapkana.html
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  10. “Россия ставит Армению перед выбором: ЕАЭС или ЕС”, Коммерсантъ, 2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8688885
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  11. “Никол Пашинян интегрируется без России”, Коммерсантъ, 05.05.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8636026
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  12. “Страна Отмения: какие рынки пострадают от российско-армянского конфликта”, Коммерсантъ, 24.05.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8688995
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  13. “Россия расширяет ограничения на ввоз товаров из Армении”, Коммерсантъ, 23.05.2026.
    https://www.kommersant.ru/doc/8688621
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  14. “Россельхознадзор ограничивает ввоз цветов из Армении”, Россельхознадзор, 20.05.2026.
    https://fsvps.gov.ru/news/rosselhoznadzor-ogranichivaet-vvoz-czvetov-iz-armenii/
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  15. “Запрет на ввоз и продажу воды «Джермук» из Армении затронул 37 млн бутылок”, Forbes Russia, 23.05.2026.
    https://www.forbes.ru/biznes/561465-zapret-na-vvoz-i-prodazu-vody-dzermuk-iz-armenii-zatronul-37-mln-butylok
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.
  16. “Россельхознадзор с 30 мая ограничит ввоз овощей, клубники и зелени из Армении”, Forbes Russia, 28.05.2026.
    https://www.forbes.ru/biznes/561811-rossel-hoznadzor-s-30-maa-ogranicit-vvoz-ovosej-klubniki-i-zeleni-iz-armenii
    Erişim Tarihi: 10.06.2026.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.