2026 İSRAİL GENEL SEÇİMİ EKİM AYI SONUNDA YAPILACAK

upa-admin 30 Temmuz 2026 135 Okunma 0
2026 İSRAİL GENEL SEÇİMİ EKİM AYI SONUNDA YAPILACAK

Giriş

Parlamenter sistemle yönetilen demokratik bir rejim olan İsrail’de, sonraki genel seçimin 27 Ekim 2026 tarihinde yapılması kesinleşti.[1] Seçim, İsrail meclisi Knesset’in 120 üyesiyle birlikte yeni hükümetin kompozisyonunu da belirleyecek. Zira bilindiği üzere, İsrail’in parçalı siyasi yapısının doğal bir sonucu olarak, bu ülkede hükümetler daima koalisyon şeklinde oluşmaktadır. Bu yazıda, seçime henüz üç ay kadar uzun bir süre varken seçime girecek önemli parti ve liderler takdim edilecek ve seçimler öncesinde İsrail’deki siyasi atmosfer analiz edilecektir.

Seçimin Arka Planı: İsrail’in Son Dört Yılındaki Kritik Gelişmeler

İsrail’de ilk kez 1996-1999 döneminde Başbakanlık koltuğuna oturan güçlü sağcı-milliyetçi siyasetçi Benyamin Netanyahu, 2009’dan beri küçük kesintilerle adeta Başbakanlığı tekeline almış ve partisi Likud’la birlikte ülke siyasetine yön veren en önemli aktör olmayı başarmıştır. 2021 seçimi sonrasında kurulan 8 partili koalisyon hükümeti nedeniyle koltuğunu bir süreliğine Yair Lapid-Naftali Bennett ikilisine devreden Netanyahu, 2022 genel seçimi sonrasında ise bir kez daha Başbakan olmayı başarmıştır. “Bibi” lakaplı Netanyahu, bu seçimde 7. kez Başbakan olmayı deneyecektir.

Netanyahu’nun 2022’den bu yana kurduğu 6. hükümetinde koalisyon ortağı olarak seçtiği partnerler Şas (Shas), Otzma Yehudit (Yahudi Gücü), Birleşik Tora Yahudiliği (Yahadut HaTora), Noam ve Dini Siyonizm Partisi gibi aşırı sağcı partiler olduğu için, İsrail’de geçtiğimiz 4 yılda yaşananlar önceki dönemleri de aşan radikal nitelikte olmuştur. “Aksa Tufanı” adı verilen 7 Ekim saldırıları öncesinde İsrail’de en önemli gündem maddesi hükümetin yargı reformu projesi olurken, ülkede başlayan kitlesel halk protestoları sonrasında hükümet bu yasa önerisini bir süre askıya almak zorunda kalmıştır. Bu yasa teklifi ilerleyen aylarda Knesset tarafından onaylansa da, sonraki süreçte Anayasa Mahkemesi tarafından geri çevrilmiştir.[2]

Yargı reformu sonrasında ise İsrail siyasetini ve hatta uluslararası siyaseti kökünden sarsan bir olay yaşanmış ve 7 Ekim 2023’te Hamas’ın yaptığı beklenmedik baskın saldırısı ise İsrail tarihinde yeni bir döneme girilmiştir. İsrail’in sağının adeta ABD’deki 11 Eylül (9/11) saldırısı gibi algıladığı olay sonucunda, İsrail, başta saldırının kaynaklandığı Hamas kontrolündeki Filistin toprağı Gazze olmak üzere, Batı Şeria, Lübnan, Suriye ve son olarak da İran İslam Cumhuriyeti dahil olmak üzere pekçok farklı cephede askeri hareketlilik içerisine girmiş ve ülkede süregelen çatışmalar nedeniyle adeta sürekli bir “olağanüstü hâl” rejimi uygulanır olmuştur. İsrail’in kurulduğu günden beri yaşadığı “kuşatılmış psikolojisi” ve Holokost (Yahudi soykırımı) travmalarını tetikleyen bu olay, yalnızca Filistin’e değil, İsrail’e de büyük zarar vermiş ve bu ülkenin dengelerinin daha da sağa kaymasına neden olmuştur. Olay, İsrail’in sonraki askeri hareketliliğinde asker-sivil demeden herkesi hedef alması nedeniyle İsrail’in uluslararası sistemdeki imajına da büyük darbe vurmuş ve başta Avrupa ülkeleri ve Türkiye olmak üzere birçok devletle İsrail’in arasını açmıştır. Bu yönüyle, Hamas militanlarının İsrail’deki aşırılık yanlıları sayesinde amaçlarına ulaştıkları ve İsrail’i dünyada en sevilmeyen devletlerden biri haline getirdikleri bile iddia edilebilir.

Bu süreçte doğal olarak başlarda sertlik yöntemleriyle öne çıkan Başbakan Netanyahu, ilerleyen süreçte ise acımasızlığı ve hükümeti içerisindeki Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi skandal açıklamalar ve eylemler yapan ortakları nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi, İsrail’in en yakın ve kadim müttefiki ABD’de bile zor duruma düşmeye başlamıştır. Zira ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’e koşulsuz desteğine karşın, İsrail hükümetinin on binlerce sivilin katledilmesini makul bulan abartılı güvenlik anlayışı, tüm dünyada insan hakları savunucularının tepkisini çekmeye başlamıştır.

7 Ekim’in ardından, Benny Gantz’ın partisi Ulusal Birlik (eski adıyla Mavi Beyaz Parti) de savaş için kurulan milli birlik hükümetine dahil olurken, bu süreçte İsrail eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot da hükümete dahil olarak ismini siyasi sahnede parlatmayı başarmıştır. Savaşın başlarında oğlunu kaybeden Eisenkot, her ne kadar ilerleyen aylarda hükümetten çekilse de, 2026 genel seçimi öncesinde Netanyahu karşıtı muhalif blok için kritik bir isim haline gelmiştir.

Bu süreçte bir diğer ilginç gelişme ise, Likud’dan ayrılan Gideon Sa’ar’ın kurduğu Yeni Umut (Tikva Hadasha) partisinin sonraki genel seçime Likud ve Netanyahu blokunda girmeyi kabul etmesi olmuştur. Bu şekilde, içeride ve dışarıdaki tepkiler nedeniyle kan kaybeden Likud bloku, yeniden iktidar olma umudunu arttırmıştır.

İsrail siyasetini 2022’den günümüze etkileyen bir diğer konu ise, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC), 21 Kasım 2024 tarihinde İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle resmi olarak tutuklama emri çıkarması olmuştur.[3] Bu karara rağmen ABD yönetiminin de desteğiyle uluslararası seyahatlerini sürdüren Netanyahu, buna karşın demokratik kamuoyunda nefret edilen bir isim haline gelmiş; hatta New York’ta seçilen yeni Belediye Başkanı Demokrat Partili Zohran Mamdani, Netanyahu’yu şehrine gelmesi halinde tutuklamakla tehdit etmiştir.[4] Netanyahu ise, insan hakları savuncusu olduğunu iddia edilen Mamdani’yi anti-Semitik olmakla ve nefreti körüklemekle suçlamakta ve bunu 1930’ların Nazi eylemlerine benzetmektedir.[5]

Netanyahu hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve yargılama süreci[6], Haredi Yahudilerin askerlik hizmetleri tartışması ve yüzde 3,25’lik seçim barajı gibi konuların da zaman zaman gündeme geldiği yakın dönem İsrail siyasetindeki en önemli parametre ise kuşkusuz, 2025 ve 2026 yıllarında ABD ile birlikte İran’la yapılan savaş ve ABD ile ilişkiler olmuştur. 2025 yılındaki On İki Gün Savaşı’nda (12 Gün Savaşı) İsrail’in ilk kez İran tarafından vurulabildiğinin ve Demir Kubbe’nin aşılabildiğinin görülmesi İsrail hükümetinin elini zayıflatırken, İran’a vurulan ağır darbeler ve özellikle Lübnan’daki Hizbullah’ın pasifize edilmesi İsrail hükümetinin başarısı olarak algılanmıştır. 2026 İran Savaşı’nda ise, İsrail, saldırıları ilk başlatan devlet olmasına karşın, sonradan öne çıkan ABD’nin arkasında kalmış ve savaş daha ziyade ABD ile İran arasında yaşanmış/yaşanmaya devam etmektedir. Savaşların ve askerlerin şehit olmasının doğal sonucu olarak İsrail’de milliyetçi ve dini duygular zirve yaparken, bunun başlangıçta hükümeti güçlendirdiği görülmüştür. Ancak zamanla savaşın bir türlü sona ermemesi, yıllar süren zor koşullar ve hayatın normalliğinin bozulması, İsrail’de de çeşitli tepkilere neden olmaya başlamış ve barış arayışları yönünde halk baskısı artmıştır.

Dahası, Başbakan Netanyahu, savaş süresince İsrail lobisi veya Yahudi lobisi olarak da bilinen Amerikalı Yahudi kuruluşlarının yoğun desteğiyle bir kez daha ABD Başkanı seçilen Donald Trump’la başlarda mükemmel bir uyum sağlamasına ve her yıl birkaç defa ABD’ye resmi ziyarette bulunmasına karşın, zamanla bu ikilinin arası Türkiye ile ilişkiler ve Lübnan’a askeri müdahale gibi sebeplerle açılmaya başlamıştır. Her ne kadar ilişkilerde bir kopma olmasa da, Netanyahu’nun sürekli askeri operasyon ve İran rejimini devirme yaklaşımının iç siyasette kendisini ve partisini zora soktuğunu ve ABD’yi dünyada Çin karşısında gerilettiğini gören Trump yönetimi, zamanla daha ölçülü adımlar atmaya başlamış; İsrail’in tepkisine rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yakın ilişkiler kurmaya gayret etmiş, İsrail’in Lübnan’daki askeri hareketliliğini durdurmaya/sınırlamaya çalışmış ve Gazze konusunda uluslararası hukuka daha uygun bir çözüm yöntemini savunmaya başlamıştır.

2026 Genel Seçimi Öncesinde Aktörler ve Anketler

26. dönem İsrail meclisini[7] belirleyecek olan 27 Ekim genel seçimi, aynı zamanda 38. İsrail hükümetinin de oluşumunu sağlayacaktır. Seçime en iddialı giren parti, kuşkusuz 1977’den beri ülkenin en önemli siyasi oluşumu olan sağcı Likud partisidir. Başbakan Netanyahu önderliğindeki parti, şu an 32 olan milletvekili sayısını koruması çok zor olsa da, 20 küsur sayıda milletvekili ve doğru ittifaklarla bir kez daha iktidar olmayı ummaktadır. İsrail’in en uzun soluklu ve en çok Başbakanlık yapan siyasetçisi olan Bibi, Polonya Yahudilerinden olan siyonist tarihçi Benzion Netanyahu’nun oğlu ve fanatik bir Yahudi (İsrail) milliyetçisidir. ABD’de eğitim alan ve mükemmel İngilizce konuşan Netanyahu, 1967’de İsrail Ordusu’nun Özel Kuvvetler birimine katılmış ve elit Sayeret Matkal özel kuvvetler biriminde takım liderliğinde yaparak militarist çevrelerde nam salmıştır. Ağabeyi Yonathan Netanyahu’yu Uganda’daki Entebbe Operasyonu’nda şehit veren Netanyahu, siyasete ilk olarak İsrail’in Washington Büyükelçiliği ve BM Daimi Temsilciliği gibi diplomatik görevlerle adım atmış, 1993 yılında ise Likud’un başına geçmiş ve Filistin Sorunu konusundaki sert tutumuyla ülkesinde sağcıların idolleştirdiği bir isim haline gelmiştir. Netanyahu’nun gençlik yıllarında Türkiye-İsrail ilişkilerini en çok destekleyen İsrailli siyasetçilerden birisi olduğunu da belirtmek gerekir. Henüz seçime oldukça uzun bir süre olmasına karşın, güncel bazı anketler, Likud’un bu seçimde yine büyük ihtimalle birinci parti olacağını, ancak bu defa milletvekili sayısının 20’lerde kalacağını göstermektedir.[8]

Bibi Netanyahu

Seçimde iddialı durumda olan ve Likud’a yakın ya da eşit sayıda Knesset koltuğu kazanması beklenen yeni bir siyasal oluşum ise Gadi Eisenkot liderliğindeki merkez-merkez sağ çizgisindeki Yashar partisidir. Özellikle Haredilerin zorunlu askerliğe alınması konusunda ısrarıyla bilinen Eisenkot ve yeni partisi, anketlere göre 20 küsur milletvekilliği kazanarak, sonraki yasama döneminde Knesset’teki en büyük veya ikinci en büyük (Likud’dan sonra) parti olmayı başarabilir.

Gadi Eisenkot

2021-2022 döneminde Başbakan Netanyahu ve Likud’u iktidardan uzaklaştırmayı başaran Naftali Bennett-Yair Lapid ikilisi ise, “Together” (Yahad-Birlikte) ittifakı çatısı altında seçime birlikte girmektedir. Yesh Atid ve Bennett 2026 partilerinin birleşimiyle ortaya çıkan bu ittifakın Başbakan adayı ise son dönemde Müslüman Kardeşler, Türkiye ve Katar karşıtı açıklamalarıyla oy tabanını genişleten genç radikal siyasetçi Naftali Bennett’tir. Güncel anketler, ittifakın 13-16 arası milletvekilliği alarak koalisyon formüllerinin kritik aktörlerinden olabileceğini göstermektedir.

Yair Lapid ve Naftali Bennett

İddialı partiler arasında sayılabilecek son oluşum ise, emekli Tümgeneral Yair Golan liderliğindeki “Sol-Siyonist ittifak“tır (sol partiler İsrail İşçi Partisi ve Meretz’in birleşimi). Son yıllarda büyük oy kaybeden İsrail solunu canlandırmayı amaçlayan ittifak, bu seçimde 9-10 milletvekilliği kazanarak önemli bir aktör olma yolunda ciddi aşama kaydedebilir.

Yair Golan

Diğer sağ/aşırı sağ partilerde ise, bu siyasi yapıların oy veren kitleleri daha ziyade fanatik hareket eden dini ve aşırı milliyetçi tabana/gruplara dayandığı için, daha stabil bir görünüm vardır. Nitekim Yitzhak Goldknopf liderliğindeki Birleşik Tora Yahudiliği’nin 9-10, Avigdor Lieberman’ın partisi İsrail Evimiz-Yisral Beitenu’nun yine 9-10, Itamar Ben-Gvir ‘in yönettiği Otzma Yehudit’in 8-9, Aryeh Deri’nin Genel Başkanı olduğu Şas’ın 7-9 ve Bezalel Smotrich’in yönettiği Dini Siyonizm Partisi-Tkuma’nın 4-5 milletvekilliği alması öngörülmektedir. Daha önceki birkaç seçimde olduğu gibi Arap partiler Hadash–Ta’al ve Balad’ın oluşturduğu Ayman Odeh önderliğindeki Birleşik Arap Listesi de 4-5 milletvekilliğini rahatlıkla kazanabilecek durumdadır. Mansur Abbas’ın Ra’am partisi de benzer şekilde 4-5 Knesset sandalyesi almaya adaydır. Bu şekilde, İsrailli Arapların da Knesset’te hatırı sayılır bir gücü olabilecektir.

Sonuç

Sonuç olarak, 7 Ekim saldırısı sonrasında sahada başarılar kazanan ama tüm dünyadaki imaj ve algı savaşını kaybeden İsrail, siyasi sorunların sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğinin en somut ve kötü örneği durumunda oldukça sorunlu bir devlet durumunda olup, elbette bunun Yahudilerin yakın geçmişlerindeki travmatik olaylarla doğrudan bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu anlamda, Filistin Sorunu’nun ilerleyen yıllarda barış içerisinde yaşayacak iki devletin kabulüyle çözümlenmesi, Filistin kadar aslında İsrail halkını da nefret ve kötülükten kurtaracak yegâne çözüm yöntemidir. Dileğimiz, bu sorunun Birleşmiş Milletler (BM) parametrelerine uygun şekilde çözülmesidir. Çünkü geçmişte Nazilerin veya Kıbrıslı Rum fanatik EOKA-B’cilerin denediği şekilde bir halkı toptan yok etmeye çalışmak, asla sonuç vermeyecek beyhude ve sapkınca bir çaba ve tarih önünde affedilemeyecek büyük bir suçtur. Bu anlamda, terörle mücadele konusunda sivilleri koruyacak daha etkin yöntemler geliştirilmesi de insancıl hukuk açısından bir tercih değil, zorunluluktur.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

DİPNOTLAR

[1] https://www.haaretz.com/israel-news/elections/2026-07-12/ty-article/.premium/israels-2026-election-will-take-place-on-october-27-netanyahu-coalition-says/0000019f-56aa-d9b4-abdf-dfebadd60000.

[2] https://apnews.com/article/israel-supreme-court-judicial-overhaul-78733a94428b8b9f2c311ee6779eba23.

[3] https://ankahaber.net/haber/israil-basbakani-netanyahu-hakkindaki-ucm-tutuklama-kararina-ragmen-washington-a-gitti-9052e6ba.

[4] https://medyascope.tv/2026/07/27/netanyahu-mamdani-tartismasi-buyuyor-kim-ne-dedi/.

[5] https://www.bbc.com/turkce/articles/czrjlvy1lvvo.

[6] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-basbakani-netanyahu-yolsuzluk-suclamalariyla-54-kez-hakim-karsisina-cikti/3747095.

[7] Önceki tüm İsrail hükümetleri için; https://main.knesset.gov.il/en/mk/government/Pages/governments.aspx?govid=3.

[8] Güncel bazı anketler için;

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.