28 Şubat 2026 tarihinde İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (kısaca ABD) İran İslam Cumhuriyeti (kısaca İran) topraklarındaki seçili hedeflere yaptığı sürpriz saldırılarla başlayan 2026 İran Savaşı, İran’ın Körfez ülkelerini de içeren karşı taarruzları ve Hürmüz Boğazı üzerinde yaşanan denetim krizi ardından bugün (18 Haziran 2026) imzalanan mutabakatla şimdilik sona ermiş gibi görünüyor. Nitekim G7 Zirvesi kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Versay Sarayı’nda onuruna verdiği yemekte 14 maddelik mutabakat metnini imzaladı. Aynı saatlerden İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan da imzaladığı mutabatı sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Başkan Trump mutabakat metnini imzalıyor
Anlaşma kapsamında tarafların üzerinde uzlaşmaya vardıkları 14 maddelik mutabakat şu şekildedir:
1. İran ve ABD, müttefikleriyle birlikte ateşkes anlaşması imzaladı. Taraflar, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonları derhal ve kalıcı olarak sonlandırıyor. Söz konusu devletler, bundan böyle birbirlerine karşı savaş başlatmayacaklarını ve güç kullanma tehdidinden kaçınacaklarını taahhüt ediyor. İlgili taahhütler, Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına alıyor. Nihai anlaşma, birinci maddedeki hükümlerin kalıcı olarak uygulanmasını teyit edecek.
2. ABD ve İran, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi taahhüt ediyor. Taraflar, iç işlerine müdahale etmekten kesinlikle kaçınacak.
3. ABD ve İran, ateşkes anlaşması sonrası nihai anlaşmayı en geç 60 gün içinde müzakere ederek sonuçlandıracak. Taraflar, belirlenen zaman dilimini karşılıklı rızayla uzatma hakkını saklı tutuyor.
4. Mutabakat zaptının ve ateşkes anlaşması maddelerinin imzalanmasıyla, ABD, bölgedeki deniz ablukasını derhal kaldıracak. İran tarafına yönelik tüm engellemeler 30 gün içinde tamamen sona erecek. Ablukanın kalktığı dönemde gemi trafiği İran tarafından savaş öncesi seviyelerle orantılı şekilde yeniden tesis edilecek. Ayrıca, ABD, nihai anlaşmanın ardından 30 gün içinde askeri güçlerini İran coğrafyasının sınırlarından çekecek.
5. İran, mutabakat zaptının imzalanması üzerine ticari gemilerin geçişi için düzenlemeler yapacak. Gemiler, Basra Körfezi üzerinden Umman Denizi yönüne 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapacak. Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak. İran, mayın temizleme ve askeri engellerin kaldırılması operasyonlarını 30 gün içinde tamamlayacak. İran, uluslararası hukuk kuralları doğrultusunda diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşecek. Yetkililer, Hürmüz Boğazı idaresini tanımlamak için Umman Sultanlığı ile diyalog kuracak.
6. ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran ekonomisinin yeniden inşası için fon oluşturacak. Taraflar, en az 300 milyar doları kapsayan kesin ve karşılıklı kabul edilebilir bir kalkınma planı geliştirecek. Ateşkes anlaşması sonrasında yeniden inşa planının uygulama mekanizması 60 gün içinde sona eriyor. İlgili finansal işlemler için gereken tüm lisanslar ve izinler ABD yönetimi tarafından eksiksiz olarak verilecektir.
7. ABD, tüm birincil ve ikincil tek taraflı yaptırımları sonlandırmayı taahhüt ediyor. Karar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ambargolarını kapsıyor. Yaptırımların kalkması nihai anlaşmanın bir parçası olarak belirlenen takvime göre şekillenecek. İran ve ABD ambargoların sonlandırılması konusunun kritik önemini kabul ediyor. Taraflar, karşılıklı anlaşmaya varmak amacıyla müzakerelerde mevcut sorunları derhal ele alacak.
8. İran, nükleer silah tedarik etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit ediyor. ABD ve İran, ateşkes anlaşması metni uyarınca zenginleştirilmiş materyal tasfiyesini onayladılar. Tasfiye süreci, yedinci maddede belirtilen takvime uygun olarak yürütülecektir. İran, söz konusu materyali, asgari metodoloji olarak, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde sahada seyreltecek. Taraflar, İran’ın nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili zenginleştirme konusunu tatmin edici bir çerçevede tartışacak. Nihai anlaşma sekizinci maddenin hükümlerini doğrulayacak. Taraflar, nükleer konuların kritik önemini kabul ederek müzakerelerde hızla masaya oturacak.
9. Nihai anlaşma sağlanana kadar ateşkes anlaşması yürürlükte kalacak ve taraflar mevcut statükoyu koruyacak. İran, nükleer programının sınırlarını koruyacak ve ABD yeni yaptırımlara karşı çıkarak bölgeye ek kuvvet göndermeyecek.
10. ABD Hazine Bakanlığı, İran ham petrolü ile petrokimya ürünleri ve türevlerinin ihracatı için muafiyetler yayımlayacak. Bakanlık, muafiyetleri bankacılık işlemleri, sigorta ve taşımacılık dahil olmak üzere bağlantılı tüm hizmetler için uygulayacak.
11. ABD, ateşkes anlaşması uygulanması üzerine dondurulmuş fonları tamamen kullanıma sunmayı taahhüt ediyor. ABD ve İran, müzakereler sırasında fonların serbest bırakılma prosedürleri konusunda karşılıklı mutabakata varacak. İran Merkez Bankası, fonları orijinal hesapta tutacak veya doğrudan transfer edecek. İran Merkez Bankası fonların kullanılabilir hale geleceği nihai lehtarı doğrudan belirleyecek. ABD, ilgili işlemlere uygun olarak gerekli tüm lisansları ve yetkilendirmeleri sağlayacaktır.
12. ABD ve İran, ateşkes anlaşmasının kurallarının başarılı bir şekilde uygulanmasını izleyecek. Taraflar, nihai anlaşmanın gelecekteki uyumunu denetlemek amacıyla bağımsız bir yürütme mekanizması kuracak.
13. Taraflar, nihai anlaşmaya yönelik müzakerelere belirli şartların sağlanmasının ardından başlayacak. Süreç, mutabakatın birinci, dördüncü, beşinci, onuncu ve on birinci maddelerinin uygulanmasına bağlı olacaktır. Ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra ilgili önlemlerin sürekli olarak yürütülmesi nihai anlaşma görüşmelerinin zeminini oluşturacak.
14. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi nihai anlaşmayı bağlayıcı bir karar ile onaylayacak.

İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan imzaladığı mutabakatı basın mensuplarına gösteriyor
Anlaşmaya dair uluslararası basında yazılanlar incelendiğinde, anlaşma sayesinde ülkesinin ekonomisi ve küresel ekonomiyi daha da büyük bir felakete sürüklemeyerek Trump’ın doğru hareket ettiği, ancak savaşın daha çok kazanan tarafının İran olduğunu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, İran’ın nükleer programının sınırlanması ABD ve İsrail adına en önemli kazanım olurken, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ücretsiz ve seyrüsefer serbestisi ilkesi doğrultusunda açılması da bir diğer önemli başarı olarak öne çıkabilir. İran ise, ABD güçlerini bölgeden çekilmeye ikna etmesinin yanı sıra, savaş nedeniyle oluşan ağır yaralarını ödenecek tazminat ve kaldırılacak yaptırımlar sayesinde kısa sürede sarma umudu taşıyor. Bu anlamda, Tahran, halkına “yenilmedik” mesajının yanı sıra, ekonomik olarak daha iyi günler de vaat edebilecek. Zira dünyanın en önemli enerji zengini devletlerinden biri olmasına karşın, İran, uygulanan ağır yaptırımlar nedeniyle ekonomik potansiyelinden yıllardır yeterince istifade edememektedir.
BM Güvenlik Konseyi tarafından da onaylanacak olan mutabakat, bu şekilde iki tarafa da bazı kazanımlar sağlamasına karşın, bunun “soğuk bir barış” ve “kırılgan bir ateşkes” olduğunu söylemek gerekir. Zira hem İsrail’in Lübnan’dan çekilmeye yanaşmaması hem de tarafların birbirlerine güven duymaması nedeniyle, ilerleyen haftalar ve aylarda anlaşmanın kadük hale gelmesi ihtimal dahilinde. Bu bağlamda, halkların yönetimleri üzerinde kuracağı barış baskısı ve özellikle ABD’deki demokratik seçimlerin hükümeti sınırlandırıcı etkisinden övgüyle söz etmek gerekir. Zira ancak bu sayede kırılgan bir barışın şartları olgunlaşmaktadır. Bu bağlamda, bu anlaşmanın hayata geçirilmesinde büyük katkıları olan Pakistan devleti ve Başbakan Şahbaz Şerif’ten de iftiharla söz etmek gerekir.
Diliyoruz, bu anlaşma kalıcı olur, İran nükleer silahlar yerine ticarete ve halkının refahına yönelir, ABD ve İsrail de bölgedeki askeri hareketliliklerine son verirler. Çünkü barış, halkların en büyük özlemidir…

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ



























































