KIBRIS’TA DİPLOMATİK HAREKETLİLİK: GUTERRES’İN ÇÖZÜM İÇİN BELİRLEDİĞİ 7 PARAMETRE

upa-admin 04 Ağustos 2026 79 Okunma 0
KIBRIS’TA DİPLOMATİK HAREKETLİLİK: GUTERRES’İN ÇÖZÜM İÇİN BELİRLEDİĞİ 7 PARAMETRE

Giriş

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in son süresinin son aylarında çözüm için son bir kez daha bastırdığı ve Kıbrıs’a bizzat gelerek genişletilmiş 5+1 konferansı konusunda taraflardan söz aldığı Kıbrıs müzakerelerindeki hareketlilik hâlâ devam ediyor. Öyle ki, deneyimli gazeteci Andreas Bimbishis imzasıyla Philenews sitesinde çıkan yeni bir haber, bu konuda BM Genel Sekreteri’nin pozisyonunu ortaya koyuyor.

Philenews ve Andreas Bimbishis

Dünyada Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla tanınan Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi’nin 1955 yılından beri yayımlanan en eski ve en yüksek tirajlı günlük gazetesi olan Phileleftheros‘un haber portalı Philenews, bu ülkenin en ciddi ve prestijli basın-yayın organlarından biridir. Haberin yazarı Andreas Bimbishis ise, Phileleftheros gazetesinde siyaset editörü ve yazar olarak çalışan tanınmış bir Kıbrıslı Rum gazeteci ve siyaset analistidir.

Haberin İçeriği

“Guterres’s seven parameters for a Cyprus solution revealed” (Guterres’in Kıbrıs çözümü için yedi parametresi açıklandı) başlıklı ve bugün (4 Ağustos 2026) tarihli haberde, Guterres’in geçen hafta Lefkoşa’da yapılan görüşmelerde Kıbrıs Sorunu’na yönelik yenilenen çabalarının temelini oluşturan 7 parametreyi ortaya koyduğu iddia edilerek, Kıbrıslı Türklerin lideri Tufan Erhürman’ın da ek geçiş noktalarının açılmasıyla ilgili yeni bir şart öne sürdüğü belirtildi.

Habere göre, Guterres, Kıbrıs konusunda, önceki BM Güvenlik Konseyi kararları ve Avrupa Birliği (AB) ilkeleri şeklinde iki ana temel üzerine kurulu ve AB içinde işleyebilen bir “normal devlet”i savunuyor. Kaynaklara göre, Guterres’in Kıbrıs sorununa yönelik devam eden çabalarıyla ilişkilendirdiği 7 parametre şunlardır:

  1. Çözüm, “federal” bir devlete yol açmalıdır.
  2. Bu çözüm, önceki BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanmalıdır.
  3. Guterres, “İki devletli çözüm” ihtimalinin olmadığını taraflara açıkça söylemiştir.
  4. BM Genel Sekreteri, “üçlü tek devlet“e katıldığını belirtmiş; yani tek egemenlik, tek uluslararası kişilik ve tek vatandaşlığın olacağı bir çözüm formülünü salık vermiştir.
  5. Kıbrıs, bu süreçle birlikte tamamı Avrupa Birliği (AB) üyesi bir devlet olacak ve Avrupa müktesebatı adanın kuzeyinde de uygulanacaktır.
  6. Çözüm sonrasında garantiler kaldırılacaktır.
  7. Çözümün ardından bu ülkedeki yabancı birlikler de adadan çekilecektir.

Bu maddeler/parametreler, Guterres’in BM kararları çerçevesinde hareket ettiğini ve etmeye devam etmeyi amaçladığını göstermekte; ayrıca taraflara da bu yönde tavsiye verdiğini ortaya koymaktadır. Hatta 28 Temmuz’daki akşam yemeğinde konuşulanlar hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Phileleftheros‘a, Guterres’in görüşme sırasında BM Güvenlik Konseyi kararlarına bağlı olduğunu ve aksi yönde hareket edemeyeceğini açıkça belirttiğini söylemiştir. Aynı kaynağa göre, toplantıda KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Tufan Erhürman’ın belirgin bir şekilde olumsuz ve sinirli görünmüştür ki, Erhürman’ın bu tavrının, Guterres’in BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve AB müktesebatına dayalı federal bir çözümü savunan pozisyonlarıyla bağlantılı olabileceği belirtilmektedir. Bundan sonraki adımlar konusunda ise, Guterres, muhataplarına Çarşamba günü düzenleyeceği basın toplantısında uluslararası bir konferans düzenleme niyetini açıklayacağını, ancak tarih vermeyeceğini söylemiştir. Bununla birlikte, konferansın müzakerelerin yeniden başlamasıyla sonuçlanması gerektiğini de açıkça belirtmiştir.

Habere göre, BM’nin hazırladığı yakınlaşma kayıtları iki şeyi odak noktasına koyacaktır. Birincisi, süreç Türk tarafının istediği gibi 2017 öncesi yakınlaşmalarla sınırlı mı kalacak, yoksa Rum tarafının istediği gibi Crans-Montana Anlaşması’nı da içerecek midir? İkincisi ise, yakınlaşmaların ötesinde, tarafların pozisyonları arasındaki ayrışmalar da ortaya çıkacak ve müzakere gündeminin temelini oluşturacaktır. Bu ayrışmalar da iki kategoriye ayrılacaktır: Rum ve Türk tarafları arasında görüşülecek iç meselelerle ilgili olanlar ve garantör güçlerin de katılımıyla görüşülecek uluslararası meselelerle ilgili olanlar.

Erhürman, geçiş noktalarının açılmasıyla ilgili olarak, görüşme sırasında, Guterres’in Athienou-Pyroi yolu önerisine yanıt olarak, ancak Arsos-Pyla yolu ve Mia Milia yolu da açılırsa bunu kabul edeceğini söylemiştir. Türkiye ise, Guterres’ten, uluslararası konferansı ilan etmeden önce güven arttırıcı önlemlerde ilerleme sağlamasını istemiştir. Ancak Guterres bunu kabul etmemiş ve iki Kıbrıslı muhatabına, açıklamasında ne söyleyeceğine kendisinin karar vereceğini iletmiştir.

Habere göre, son olarak, BM’nin hazırladığı yakınlaşmalar belgesi sadece ilgili taraflara gitmeyecek, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) tarafından da gözden geçirilecektir. Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in dün siyasi liderliğe verdiği brifinge göre, AB temsilcisi Raffaele Fitto, yakınlaşmaların AB müktesebatıyla uyumluluğunun kontrol edilmesini istediğini belirtmiştir. Bu amaçla da, AB’nin Kıbrıs Sorunu temsilcisinin bir uzman grubu oluşturması beklenmektedir.

Sonuç

Sonuç olarak, Kıbrıs’ta federal çözüm yönünde AB ve BM’nin girişimleriyle yeni bir hareketlilik yaşanacağa benziyor. Ancak garantilerin kalktığı bir düzlemde Ankara’nın bu sürece destek vermesi beklenmemektedir ki, Türkiye’nin onayı olmadan bu sorunun çözülemeyeceği de neredeyse kesin gibidir. Bu nedenle, süreç, tarafların iyi niyetli tavrına karşın, şu an için ciddi bir çözüm vaat etmemektedir. Bu noktada, garantilerle ilgili sorun gerçekten çözülmek isteniyorsa, bizce taraflara aşamalı bir plan sunulabilir. Şöyle ki, asker sayısında kısmi azalmayla başlayacak süreç, ilerleyen aylarda/yıllarda sorunların yeniden başlamadığının ispatıyla, tarafların oluruyla daha da derinleşerek sonuçta Kıbrıs’ın kendisini koruyabilen bağımsız bir devlete dönüşümüne ve NATO’ya katılımına el verebilir. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, Kıbrıslı Türklerin bir anda Türkiye’nin garantörlüğü ve desteğinden vazgeçmeleri hem duygusal, hem de güvenlik açısından hiç de kolay olmayacak ve çözümsüzlüğü ivmelendirecektir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.