MOSKOVA-TAHRAN HATTINDA İSTİHBARAT, SAVAŞ TEKNOLOJİSİ VE STRATEJİK BİRLİKTELİK

upa-admin 29 Nisan 2026 83 Okunma 0
MOSKOVA-TAHRAN HATTINDA İSTİHBARAT, SAVAŞ TEKNOLOJİSİ VE STRATEJİK BİRLİKTELİK

Giriş

Rusya-İran ilişkileri, çoğu zaman enerji iş birliği, yaptırımlar, nükleer diplomasi, Suriye Savaşı ve Ukrayna cephesinde ortaya çıkan askeri-teknolojik temaslar üzerinden ele alınmaktadır. Ancak bu ilişkinin yalnızca diplomatik ya da askeri boyutlarla açıklanması, Moskova-Tahran hattının asıl derinliğini anlamak için yetersiz kalıyor. Zira son yıllarda iki ülke arasındaki temasların merkezinde giderek daha fazla istihbarat paylaşımı, rejim güvenliği, askeri-teknolojik adaptasyon, siber alan, uydu görüntüleme kapasitesi, vekil güç ağları ve Batı merkezli güvenlik düzenine karşı alternatif dayanışma mekanizmaları yer alıyor. Bu nedenle, Rusya ile İran arasındaki yakınlaşma, klasik ittifak teorileriyle açıklanabilecek düz ve tek boyutlu bir ortaklık değil; karşılıklı ihtiyaçlara, sınırlı güvene ve operasyonel mecburiyetlere dayanan çok katmanlı bir güvenlik ilişkisidir.

Bu ilişkinin tarihsel arka planı Sovyet dönemine kadar uzanmaktadır. İran İslam Devrimi sürecinde KGB’nin İran’daki siyasal dönüşümü değerlendirme biçimi, Sovyet karar alıcılarının ideolojik sınırlarını ve istihbarat analizindeki zaaflarını ortaya koymuştur. Şii din adamlarının toplumsal mobilizasyon kapasitesinin yeterince kavranamaması, Tudeh Partisi üzerinden yeni rejimde nüfuz üretme beklentisinin kısa sürede boşa çıkması ve Vladimir Kuzichkin’in ilticası sonrasında Sovyet bağlantılı ağların büyük ölçüde tasfiye edilmesi, zaman içinde Moskova açısından İran sahasının ne kadar karmaşık ve kırılgan olduğunu göstermiştir. Bu tarihsel tecrübe, bugünkü Rusya’nın İran politikasında da belirleyici bir iz bırakmıştır. Moskova, artık İran’ı ideolojik olarak dönüştürmeye çalışan bir güç olmaktan ziyade, onunla belirli güvenlik alanlarında birlikte hareket etmeye çalışan pragmatik bir aktör olarak konumlanmakta.

Bu makalede, Rusya’nın İran’a yönelik istihbarat ve güvenlik yaklaşımını tarihsel süreklilik ve güncel dönüşüm ekseninde ele almaya çalışıyorum. Temel argümanım şudur: Rusya-İran ilişkileri ne tam anlamıyla ideolojik bir ittifak, ne de yalnızca dönemsel bir taktik yakınlaşmadır. Bu ilişki, Batı baskısı, yaptırımlar, savaş ekonomisi, rejim güvenliği ve bölgesel krizler üzerinden şekillenen “istihbarat temelli stratejik işlemcilik” biçiminde okunmalıdır. Moskova ile Tahran, birbirlerine mutlak güven duymamakta; fakat birbirlerinin kabiliyetlerinden faydalanarak Batı merkezli güvenlik düzenini zorlamaya, bölgesel krizlerde manevra alanı yaratmaya ve kendi rejim güvenliklerini tahkim etmeye çalışmaktadır.

Rusya-İran Güvenlik Hattının Kurumsal Mantığı

Rusya’nın İran’a yönelik istihbarat yaklaşımı, Sovyet döneminden miras kalan derin bir güvenlik hafızası, İran Devrimi sırasında yaşanan istihbarat başarısızlıkları, Tudeh Partisi üzerinden yürütülen temaslar, Suriye Savaşı’nda oluşan operasyonel koordinasyon ve 2025 tarihli kapsamlı stratejik ortaklık antlaşmasıyla kurumsal zemine kavuşan yeni bir güvenlik mimarisi bulunmaktadır. Bu nedenle, Moskova-Tahran hattı, klasik anlamda iki devlet arasındaki diplomatik yakınlaşmadan ziyade, istihbarat, rejim güvenliği, askeri teknoloji, siber alan ve bölgesel kriz yönetimi üzerinden şekillenen çok katmanlı bir güvenlik ilişkisi olarak değerlendirilmelidir.

Bu ilişkinin tarihsel başlangıç noktalarından biri, Sovyetler Birliği’nin İran Devrimi sürecini anlamakta yaşadığı yapısal zorluktur. KGB, İran’daki siyasal dönüşümü sadece Batı karşıtlığı ve sol hareketlerin potansiyeli üzerinden değerlendirmiş; Şii din adamlarının devrimci mobilizasyon kapasitesini, toplumsal meşruiyetini ve yeni rejimin kurumsal dayanıklılığını yeterince öngörememiş ya da görmek istememiştir. Dmitry Asinovskiy’nin Iranian Studies dergisinde yayımlanan çalışması, KGB’nin İran devrimi öncesi ve sonrasındaki faaliyetlerinin Sovyet karar alıcılarının ideolojik sınırlılıklarıyla iç içe geçtiğini; KGB’nin İran’daki gelişmeleri Moskova’ya aktarma ve analiz etme kapasitesinin ciddi zaaflar taşıdığını göstermektedir. Bu bağlamda, Sovyet istihbaratının İran’daki sorunu yalnızca bilgi toplama eksikliği değil, toplanan bilginin ideolojik kalıplar içinde yanlış yorumlanmasıydı.

İran İslam Devrimi sonrasında KGB’nin öncelikli beklentisi, Tudeh Partisi ve diğer sol unsurlar aracılığıyla yeni rejim içinde etki yaratmaktı. Ancak bu beklenti kısa sürede gerçeklikten uzaklaştı. Tudeh Partisi’nin İslam Cumhuriyeti içinde kalıcı ve belirleyici bir aktöre dönüşebileceği varsayımı, İran’daki yeni iktidarın kendi güvenlik reflekslerini ve ideolojik yönelimini hafife alan bir değerlendirmeydi. KGB’nin görevi bu dönemde büyük ölçüde Sovyet Komünist Partisi ile Tudeh yönetimi arasındaki temasların sürdürülmesine, raporların aktarılmasına ve bazı mali bağlantıların yürütülmesine indirgenmiştir. Bu tablo, Sovyet istihbaratının İran’da devrim sonrası dönemde geniş çaplı bir nüfuz kapasitesi kuramadığını; aksine rejimin sertleşen iç güvenlik mekanizması karşısında giderek savunmacı bir pozisyona çekildiğini göstermektedir.

Bu dönemin en kritik isimlerinden biri Vladimir Kuzichkin’dir. İran’da görev yapan bir KGB subayı olan Kuzichkin’in 1982’de İngilizlere sığınması, yalnızca bireysel bir iltica vakası değil, Sovyetlerin İran’daki istihbarat ağını derinden sarsan bir kırılma olarak da okunmalıdır. Kimi uzmana göre, Kuzichkin’in verdiği bilgiler İngiliz ve/veya Amerikan kanalları üzerinden İran yönetimine aktarılmış; bu bilgiler, Tudeh Partisi mensuplarına yönelik geniş çaplı tutuklamalara ve bazı infazlara yol açan süreci kolaylaştırmıştır. Bu olay, İran’daki Sovyet bağlantılı ağların çözülmesine ve Moskova’nın İslam Cumhuriyeti içindeki hareket alanının daralmasına yol açmıştır. Asinovskiy de Kuzichkin’in firarı ve Tudeh’e yönelik tasfiye sürecinin KGB’nin İran’daki faaliyetlerini neredeyse tamamen durma noktasına getirdiğini belirtmektedir.

Bu tarihsel tecrübe, Rusya’nın bugünkü İran yaklaşımını anlamak açısından önemlidir. Moskova, İran’da ideolojik nüfuz üretme iddiasının sınırlarını Sovyet döneminde görmüştür. Bu nedenle, günümüz Rusya’sının İran politikası, Sovyet tarzı ideolojik etki arayışından ziyade karşılıklı güvenlik çıkarları üzerine kurulu daha pragmatik bir modele dayanmaktadır. Başka bir ifade ile, Rusya, İran’ı dönüştürmekten çok İran’la birlikte hareket edilebilir alanları kullanmayı tercih etmektedir. Bu alanların başında Suriye sahası, yaptırımları aşma mekanizmaları, askeri-teknik iş birliği, siber güvenlik, istihbarat paylaşımı ve Batı etkisini sınırlama hedefi gelmektedir.

Bu dönüşümün en görünür sahası Suriye olmuştur. 2015 yılında Rusya’nın Suriye’ye doğrudan askeri müdahalesi, İran destekli kara unsurları ile Rus hava gücü arasında fiili bir iş bölümü doğurmuştur. Rus müdahalesi, Beşar Esad yönetiminin sahadaki kontrolünü genişletmiş; aynı süreçte Rusya ile İran arasındaki düzenli askeri ve siyasi temaslar, iki ülke arasındaki iş birliğinin sınırlarını ve parametrelerini daha belirgin hale getirmiştir. Bu bağlamda Suriye, Moskova ile Tahran arasında güvenlik koordinasyonunun test edildiği ilk büyük savaş laboratuvarı olarak okunabilir.

Suriye dosyasının istihbarat boyutu özellikle Bağdat Bilgi Merkezi üzerinden somutlaşmıştır. CSIS raporuna göre, Moskova, Eylül 2015 sonunda Rusya, İran, Irak ve Suriye arasında Bağdat’ta ortak bir istihbarat paylaşım merkezi kurulduğunu duyurmuştur. Bu merkezin temel görevi, IŞİD’e karşı istihbarat koordinasyonu sağlamak ve Suriye-Irak sınırı çevresindeki operasyonları desteklemekti. Aynı değerlendirmede, İran Devrim Muhafızları, Hizbullah, Kudüs Gücü ve Suriye istihbarat unsurlarına bağlı irtibat birimlerinin Rus komuta yapısıyla koordinasyon içinde çalıştığı; İran tarafında ise Ali Şemhani’nin Rusya ile Suriye politikasını koordine etmek üzere özel bir pozisyona yerleştirildiği belirtilmektedir.  Bu nedenle, Rusya’nın politikalarını okuyan uzmanlar olarak Rusya-İran iş birliğinin tam bir stratejik uyum anlamına gelmediğini her zaman dile getiriyoruz. Moskova ile Tahran, Suriye’de Esad rejiminin ayakta kalması konusunda ortak bir hedefe sahip olmuş; ancak savaş sonrası düzen, milis yapılarının geleceği, İsrail’in Suriye’deki operasyonları ve ekonomik nüfuz alanları konusunda her zaman aynı önceliklere sahip olmamıştır. Buna rağmen, iki taraf, sahadaki zorunluluklar nedeniyle istihbarat ve askeri koordinasyon mekanizmaları geliştirmiştir. Bu durum, Rusya-İran ilişkilerinin temel karakterini ortaya koymaktadır: İki ülke arasında derin bir güven ilişkisi değil, karşılıklı mecburiyetlere dayalı operasyonel bir uyum bulunmaktadır.

2025 yılında imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması, bu fiili güvenlik yakınlaşmasını hukuki ve kurumsal bir çerçeveye taşımıştır. Antlaşmanın ilk maddesi, tarafların güvenlik ve savunma alanlarında iş birliğini güçlendireceğini ve bölgesel-küresel düzeyde faaliyetlerini yakın biçimde koordine edeceğini ifade etmektedir.

Bununla birlikte, antlaşmanın NATO tipi bir karşılıklı savunma yükümlülüğü doğurmadığı da özellikle vurgulanmalıdır. Rusya’nın Kuzey Kore ile yaptığı antlaşma, türden açık bir karşılıklı savunma maddesi içermemektedir. Bu ayrıntı, Rusya-İran ilişkisinin mahiyetini anlamak açısından önemlidir. Kısacası, Moskova ve Tahran birbirlerini stratejik ortak olarak görmekte, ancak birbirleri adına doğrudan savaşa girme yükümlülüğü altına girmemektedir. Dolayısıyla, bu ilişki, klasik ittifak kavramından ziyade “güvenlik alanında stratejik işlemcilik” veya “karşılıklı güvenlik bağımlılığı” kavramlarıyla daha doğru açıklanabilir. Antlaşmanın siber ve bilgi güvenliği boyutu da ayrıca önemlidir. Resmi metnin 11. maddesi, tarafların uluslararası bilgi güvenliği alanında siyasi ve pratik iş birliği yürüteceğini; bilgi ve iletişim teknolojilerinin suç amaçlı kullanımına karşı ortak hareket edeceğini; yetkili kurumlar arasında bilgi değişimi ve iş birliği koşullarının geliştirileceğini belirtmektedir.

Suriye Sahasında Yaşananlar

Rusya ile İran arasındaki güvenlik ilişkisinin teorik ve kurumsal çerçevesi, en somut karşılığını Suriye iç savaşında bulmuştur. Suriye sahası, iki ülkenin yalnızca diplomatik düzeyde birbirini desteklediği bir alan olmaktan çok, askeri planlama, istihbarat paylaşımı, saha koordinasyonu ve rejim güvenliği ekseninde birlikte hareket etme kapasitesinin test edildiği bir laboratuvara dönüşmüştür. Bu nedenle, Moskova-Tahran hattının istihbarat boyutunu anlamak için Suriye, tali bir örnek değil; ilişkinin mahiyetini açığa çıkaran merkezi bir vaka olarak değerlendirilmelidir. 2015 yılında Rusya’nın doğrudan askeri müdahalesiyle birlikte İran destekli kara unsurları ve Rus hava gücü arasında oluşan fiili iş bölümü, iki ülkenin güvenlik kurumları arasında daha önce sınırlı ve parçalı olan temasları operasyonel bir zemine taşımıştır. Rus müdahalesi, Suriye rejiminin sahadaki kontrol alanını genişletmiş ve İran destekli güçlerle Rus askeri kapasitesi arasında yeni bir koordinasyon modeli oluşturmuştur.

Bu sürecin en kritik isimlerinden biri Kasım Süleymani’dir. İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı olan Süleymani, aynı zamanda Tahran’ın Suriye politikasını askeri ve istihbari düzeyde yöneten merkezi figürlerden biriydi. Süleymani, Temmuz 2015’te Moskova’da Rus yetkililerle yaptığı görüşmede Suriye sahasındaki askeri tabloyu harita üzerinden anlatmış ve Beşar Esad yönetiminin sahada yaşadığı kayıpların Rusya’nın desteğiyle nasıl tersine çevrilebileceğini ortaya koymuştur. Süleymani’nin Moskova teması, klasik diplomatik görüşme kategorisine sığmayan bir mahiyet taşımaktadır. Burada söz konusu olan, iki dışişleri bürokrasisinin genel siyasi mutabakatı değil; sahadaki askeri dengeyi değiştirmeye yönelik operasyonel bir akıl yürütmedir. İran’ın sahada milis ağları, Devrim Muhafızları bağlantıları, Hizbullah unsurları ve Suriye rejim güçleri üzerindeki etkisi; Rusya’nın ise hava gücü, istihbarat toplama kapasitesi, askeri planlama kabiliyeti ve diplomatik koruma sağlayabilme imkânı bulunmaktaydı. Bu denklemde Süleymani, İran’ın sahadan topladığı askeri ve istihbari verileri Moskova’nın karar alma sürecine taşıyan bir ara yüz işlevi görmüştür. Dolayısıyla, Suriye’deki Rus-İran iş birliği, yalnızca “Esad’a destek” şeklinde açıklanamaz; bu ilişki, sahadan gelen bilgiyi stratejik askeri karara dönüştüren bir istihbarat-politika mekanizması üretmiştir.

Bu dönemde kurulan en önemli yapılardan biri de Bağdat Bilgi Merkezi’dir. Rusya, İran, Irak ve Suriye arasında 2015 yılı Eylül ayı sonunda Bağdat’ta ortak bir istihbarat paylaşım merkezi oluşturulmuştur. Merkezin temel işlevi, IŞİD’e karşı istihbarat koordinasyonu sağlamak ve özellikle Suriye-Irak sınır hattındaki operasyonlara ilişkin bilgi akışını düzenlemekti. Bu mekanizma, Rusya-İran güvenlik iş birliğinin yalnızca ikili düzeyde değil, bölgesel bir istihbarat mimarisi içinde de geliştiğini göstermesi bakımından önemli bir yapıdır. Bağdat Bilgi Merkezi’nin önemi aynı zamanda ABD’nin Irak ve Suriye’deki etkisine karşı alternatif bir güvenlik koordinasyonu üretme girişimi olarak da okunmalıdır. Irak, 2003 sonrası dönemde Amerikan askeri ve siyasi etkisinin yoğun olduğu bir ülke iken; 2015 itibarıyla Bağdat’ın Rusya, İran ve Suriye ile istihbarat paylaşım mekanizmasına dahil olması, Ortadoğu’daki güvenlik mimarisinde önemli bir kaymaya işaret etmiştir.

Suriye sahasında Rusya ve İran’ın iş birliği, birbirini tamamlayan ancak aynı zamanda birbirinden farklı kabiliyetlere dayanmaktaydı. İran, sahada daha çok insan kaynağı, milis örgütlenmesi, yerel ağlar, kara operasyonları ve rejim içi nüfuz üzerinden hareket ederken; Rusya ise hava gücü, uydu ve sinyal istihbaratı, diplomatik veto kapasitesi, askeri danışmanlık ve stratejik planlama alanlarında belirleyici oldu. Bu nedenle, Suriye’de ortaya çıkan model, iki ülkenin aynı işi yaptığı bir ortaklıktan ziyade, farklı kapasite türlerinin aynı hedef doğrultusunda birleştirildiği bir güvenlik koordinasyonuydu. Bununla birlikte, Suriye örneği, Rusya-İran ilişkisinin sınırlarını da ortaya koymuştur. İki ülke Esad rejiminin ayakta kalması konusunda ortak çıkara sahipti; fakat savaş sonrası Suriye’nin ekonomik paylaşımı, askeri üslerin statüsü, İsrail’in İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırıları, milis yapıların geleceği ve Şam üzerindeki nüfuz rekabeti gibi konularda aynı önceliklere sahip değildi. Rusya, Suriye’de kendisini devlet kurumlarının, ordunun ve diplomatik sürecin ana düzenleyicisi olarak konumlandırmaya çalışırken; İran ise daha çok rejim içi güvenlik ağları, milis yapılar, dini-siyasi bağlantılar ve uzun vadeli toplumsal nüfuz üzerinden hareket etmiştir. Bu durum, iki ülke arasındaki iş birliğinin mutlak bir stratejik bütünleşme değil, belirli kriz alanlarında üretilen pragmatik ve dönemsel bir uyum olduğunu göstermektedir.

Bu noktada Suriye sahası, Rusya’nın İran’la kurduğu istihbarat ilişkisinin üç temel niteliğini ortaya koymaktadır. Birincisi, Moskova Tahran’ı yalnızca diplomatik bir ortak olarak değil, sahada veri üreten, yerel ağlara nüfuz eden ve operasyonel gerçekliği doğrudan etkileyen bir güvenlik aktörü olarak görmektedir. İkincisi, İran Rusya için Ortadoğu’da Batı dışı bir güvenlik mimarisi kurmanın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Üçüncüsü, bu iş birliği ideolojik yakınlıktan çok ortak tehdit algısına ve rejim güvenliği mantığına dayanmaktadır. IŞİD, Suriye muhalefeti, Amerikan etkisi ve Batı destekli rejim değişikliği ihtimali, Moskova ile Tahran’ı aynı güvenlik düzleminde buluşturmuştur.

Suriye tecrübesi, sonraki dönemde Rusya-İran ilişkilerinin Ukrayna Savaşı, drone teknolojileri, siber güvenlik ve stratejik ortaklık antlaşması gibi alanlara genişlemesinin de önünü açmıştır. Başka bir ifadeyle, Suriye, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğinin yalnızca geçmişte kalmış bir vaka değil, daha sonraki askeri-teknolojik yakınlaşmanın da ön hazırlığıdır. Moskova, Suriye’de İran’ın sahadaki vekil güç ağlarını ve kriz yönetim kapasitesini test etmiş; Tahran ise Rusya’nın hava gücü, diplomatik koruma ve büyük güç statüsünden nasıl yararlanabileceğini görmüştür. Bu karşılıklı tecrübe, Ukrayna Savaşı sonrasında İran yapımı insansız hava araçlarının Rusya tarafından kullanılması ve iki ülke arasında savunma-sanayi bağlarının derinleşmesi açısından da açıklayıcı bir arka plan sunmaktadır.

Ukrayna Savaşı ile Birlikte Rusya-İran Güvenlik Ekseninin Teknolojik Derinleşmesi

Suriye sahasında kurulan operasyonel koordinasyon, Rusya-İran güvenlik ilişkisinin yalnızca bölgesel krizlere mahsus geçici bir iş birliği olmadığını göstermiştir. Ancak bu ilişkinin gerçek anlamda stratejik bir derinlik kazanması, 2022 sonrasında Rusya’nın Ukrayna Savaşı’nda karşılaştığı askeri, teknolojik ve lojistik ihtiyaçlar nedeniyle mümkün olmuştur. Ukrayna Savaşı, Moskova açısından yaptırımlar altında sürdürülen bir savaş ekonomisi, teknoloji tedariki mücadelesi, insansız sistemler yarışı ve istihbarat üstünlüğü arayışı haline gelmiştir. Bu bağlamda İran, Rusya için Batı yaptırımları altında askeri-teknolojik direnç üretme kapasitesine sahip alternatif bir güvenlik partneri olarak öne çıkmıştır.

İran yapımı Shahed tipi insansız hava araçları, bu yeni dönemin en görünür sembollerinden biridir. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik uzun menzilli saldırılarında İran menşeli ya da İran tasarımı İHA’ların yoğun biçimde kullanılması, Moskova-Tahran hattındaki güvenlik ilişkisinin sahadaki somut karşılığını oluşturmuştur. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’nın 2024 yılında aktardığı verilere göre Rusya, savaş boyunca 8.060 İran üretimi Shahed tipi insansız hava aracını Ukrayna’ya karşı kullanmıştır. Bu sayı, İran teknolojisinin Rus savaş pratiğinde tali bir destek unsuru değil, sistematik bir saldırı doktrininin parçası haline geldiğini göstermektedir.

Bu noktada dikkat çekici olan husus, İran’ın Rusya’ya yalnızca hazır sistem tedarik eden bir aktör olarak kalmamasıdır. Zamanla bu ilişki, teknoloji transferi, yerel üretim, tasarım uyarlaması ve taktik geliştirme boyutlarına evrilmiştir. Rusya’da İran tasarımı kamikaze droneların seri üretimine yönelik bir tesisin inşasında ilerleme kaydedildiği, açık kaynaklı istihbarat verileriyle ortaya çıkmıştır. Bu durum, Moskova’nın İran menşeli sistemleri kendi savaş ekonomisine entegre etmeye ve yerel üretim kapasitesine dönüştürmeye çalıştığını göstermektedir. Batı kaynaklı bilgilere göre, İHA tesisinde üretilen Geran-1 ve Geran-2 olarak bilinen İran tasarımlı droneların üretimi açısından önemli bir merkez olduğu belirtilmektedir.

Bu dönüşüm, Rusya-İran askeri ilişkisinin tek yönlü bir bağımlılık ilişkisi olmadığını da ortaya koymaktadır. İlk aşamada, Rusya, İran’ın düşük maliyetli, uzun menzilli ve doygunluk saldırılarına elverişli İHA teknolojisinden faydalanmıştır. Buna karşılık, İran, Rusya’nın elektronik harp, navigasyon, üretim optimizasyonu, hava savunma tecrübesi, uydu görüntüleme ve siber alan konusundaki kapasitesinden yararlanma imkânı aramıştır.

Le Monde’un 2026 tarihli bir haber analizinde Shahed dronelarının İran’dan Rusya’ya ihraç edildikten sonra lisanslı yerel üretime konu olduğu; Rus navigasyon ve karıştırma teknolojileriyle geliştirildiği belirtilmektedir. İsveç Savunma Araştırma Ajansı FOI’nin 2024 tarihli değerlendirmesi de Rusya-İran askeri iş birliğinin 2022 sonrasında özellikle güvenlik, savunma, drone tedariki ve askeri-teknik temaslar etrafında yoğunlaştığını göstermektedir. FOI’ye göre, İran yapımı dronelar Ukrayna Savaşı’nda Rusya açısından önemli bir rol oynamış; İran ise bu süreçte ilk kez İslam dünyası dışındaki büyük ölçekli bir savaşta bu derece derin bir şekilde taraf haline gelmiştir.

Ukrayna Savaşı, Rusya ile İran arasındaki ilişkinin asimetrisini de kısmen değiştirmiştir. Geleneksel olarak, İran, Rusya’dan gelişmiş savaş uçağı, hava savunma sistemi, uydu teknolojisi, nükleer alanda teknik destek ve diplomatik koruma bekleyen taraf olarak görülmekteydi. Ancak Ukrayna Savaşı, Rusya’nın da İran’dan belirli askeri teknolojiler konusunda doğrudan fayda sağladığı yeni bir denklem yaratmıştır. Bu nedenle Moskova-Tahran hattı, artık sadece “İran’ın Rusya’ya ihtiyaç duyduğu” bir ilişki değildir. Daha doğru ifade ile, savaş, iki ülke arasında belirli alanlarda karşılıklı bağımlılık üretmiştir. Rusya İran’dan maliyeti düşük ve kitlesel kullanıma uygun İHA teknolojisi alırken; İran Rusya’dan savaş ortamında test edilmiş taktik, elektronik harp, istihbarat ve hava savunma tecrübesi edinme imkânı bulmuştur.

Bu karşılıklılık, ilişkinin siber ve uydu istihbaratı boyutunda daha karmaşık hâle gelmektedir. Bazı batılı kaynaklara göre, İran-İsrail/ABD Savaşı’nda Rusya’nın İran’a uydu görüntüleri ve siber destek sağladığı iddia edilmiştir. Rus uyduları, Mart 2026 içinde Ortadoğu’daki bazı askeri ve kritik altyapı tesisleri üzerinde ayrıntılı görüntüleme faaliyetleri yürütmüş; Ukrayna tarafı, bu görüntülerin İran’ın bölgesel saldırı kapasitesini geliştirmek amacıyla kullanılmış olabileceğini ileri sürmüştür. Bu iddialar, açık kaynak açısından kesin hüküm gibi değil, Ukrayna istihbaratının değerlendirmesi ve batının haberleştirdiği bir güvenlik iddiası olarak ele alınmalı. Ayrıca, iddia olarak belirtmekte fayda var; Rus ve İran bağlantılı hacker grupları arasında Telegram gibi platformlar üzerinden olası koordinasyon bulunduğunu da ileri sürmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, modern istihbarat iş birliğinin artık yalnızca elçilikler, askeri ataşelikler, saha ajanları veya klasik gizli servis temasları üzerinden yürütülmemesidir. Siber alan, devlet kurumlarıyla yarı-resmi hacker grupları, gönüllü siber ağlar, propaganda kanalları, açık kaynak istihbaratı ve özel teknoloji şirketleri arasında gri bir bölge yaratmaktadır. Rusya ve İran gibi Batı yaptırımları altında bulunan ve bilgi alanını güvenlik meselesi olarak gören devletler açısından bu gri bölge, klasik ittifak yapılarından daha esnek ve inkâr edilebilir bir iş birliği zemini sunmaktadır.

Rusya-İran siber ve uydu istihbaratı ilişkisini değerlendirirken iki düzeyli bir okuma yapmak gerekir. Birinci düzey, açık ve kurumsal düzeydir. 2025 tarihli Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması, iki ülkenin istihbarat ve güvenlik kurumları arasında iş birliğine hukuki zemin sağlamakta; ortak tehditlerle mücadele, bilgi paylaşımı ve güvenlik tecrübesinin aktarımını düzenlemektedir.

İkinci düzey ise örtülü, gri ve inkâr edilebilir bir alandır. Bu alan; uydu görüntülerinin paylaşılması, elektronik istihbarat verilerinin aktarılması, drone hedefleme teknolojisinin geliştirilmesi, siber saldırı araçlarının uyarlanması, propaganda ağlarının eşgüdümü ve özel/yarı-resmi teknoloji aktörleri aracılığıyla yürütülen temasları kapsamaktadır. Bu düzeydeki faaliyetler çoğu zaman doğrudan kanıtlanabilir olmaktan uzaktır; ancak açık kaynaklarda biriken emareler, Rusya-İran ilişkisinin giderek askeri-teknolojik ve istihbari bir ekosistem niteliği kazandığını göstermektedir. Bu ekosistemin merkezinde ise ortak düşman algısı, Batı yaptırımlarını aşma ihtiyacı, savaş teknolojilerini hızla uyarlama kabiliyeti ve rejim güvenliği mantığı yer almaktadır.

Rusya açısından İran’la bu düzeyde bir ilişki kurmanın birkaç nedeni vardır. Birincisi, İran uzun yıllardır yaptırımlar altında askeri üretim yapmayı öğrenmiş bir devlettir. Bu nedenle düşük maliyetli, asimetrik ve kitlesel saldırı araçları geliştirme konusunda önemli deneyime sahiptir. İkincisi, İran’ın Ortadoğu’daki vekil güç ağları, Rusya’ya bölgesel krizlerde doğrudan sahaya inmeden de etkili olabileceği alternatif kanallar sunmaktadır. Üçüncüsü, İran’ın ABD ve İsrail’le yaşadığı gerilimler, Moskova’ya Batı’nın dikkatini ve kaynaklarını farklı cephelere yöneltme imkânı vermektedir. Bu bağlamda İran yalnızca Rusya’nın ortağı değil, aynı zamanda Batı merkezli güvenlik mimarisini zorlayan daha geniş bir stratejik baskı aracıdır.

İran açısından ise Rusya ile derinleşen güvenlik ilişkisi, üç temel işlev görmektedir. İlk olarak, Moskova İran’a diplomatik koruma ve büyük güç desteği sağlayabilecek bir aktördür. İkincisi ise, Rusya’nın Suriye, Ukrayna ve daha geniş Avrasya sahasında edindiği savaş tecrübesinin, İran’ın kendi askeri-teknolojik kapasitesini geliştirmesi açısından önemli olmasıdır. Son olarak, Rusya ile kurulan ilişki, Tahran’a Batı yaptırımları karşısında yalnız olmadığını gösteren stratejik bir derinlik kazandırmaktadır. Ancak bu derinlik mutlak güven anlamına gelmemektedir. İran, Rusya’nın İsrail, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile kurduğu ilişkileri dikkatle izlemekte; Moskova da İran’ın bölgesel ideolojik ajandasının kendi çıkarlarını sınırlamasını istememektedir.

Dolayısıyla, Ukrayna Savaşı sonrası dönemde Rusya-İran güvenlik ilişkisi, klasik ittifak teorilerinin ötesinde daha esnek ve işlemci bir karakter kazanmıştır. Bu ilişki ne NATO tipi kurumsal bir savunma ittifakıdır ne de yalnızca dönemsel bir taktik ortaklıktır. Daha doğru bir kavramla ifade etmek gerekirse, Moskova ile Tahran arasında “askeri-teknolojik karşılıklılık” ve “istihbarat temelli stratejik işlemcilik” söz konusudur. Taraflar birbirine tam anlamıyla güvenmemekte; ancak birbirlerinin kabiliyetlerinden faydalanarak Batı baskısını dengelemeye, savaş alanındaki açıklarını kapatmaya ve bölgesel krizlerde manevra alanı yaratmaya çalışmaktadır.

Sonuç

Rusya-İran güvenlik ilişkisi, yüzeyde görünen diplomatik yakınlaşmanın çok ötesinde, tarihsel hafızaya, operasyonel tecrübeye ve güncel savaş teknolojilerine dayanan karmaşık bir yapıya sahiptir. Sovyet döneminde İran sahasında yaşanan istihbarat zaafları, Tudeh Partisi üzerinden kurulan sınırlı bağlantılar ve Vladimir Kuzichkin vakası, Moskova’ya İran’ın dışarıdan kolayca yönlendirilebilecek bir siyasal alan olmadığını göstermiştir. Bu nedenle günümüz Rusya’sı, İran’a Sovyet dönemindeki gibi ideolojik nüfuz üretme perspektifiyle değil, belirli güvenlik alanlarında birlikte çalışılabilecek fakat aynı zamanda dikkatle yönetilmesi gereken bir ortak olarak yaklaşmaktadır.

Suriye Savaşı, bu yaklaşımın ilk büyük operasyonel sahası olmuştur. Rusya’nın hava gücü, diplomatik koruma kapasitesi ve askeri planlama becerisi; İran’ın sahadaki milis ağları, yerel bağlantıları ve kara operasyonları üzerindeki etkisiyle birleşmiş, böylece iki ülke arasında fiili bir güvenlik koordinasyonu doğmuştur. Kasım Süleymani’nin Moskova temasları ve Bağdat Bilgi Merkezi gibi yapılar, bu koordinasyonun yalnızca askeri değil, aynı zamanda istihbari bir mahiyet taşıdığını göstermiştir. Bununla birlikte Suriye örneği, Moskova ile Tahran arasındaki ilişkinin sınırsız bir stratejik uyumdan ibaret olmadığını da ortaya koymuştur. İki ülke aynı rejimi desteklemiş, fakat savaş sonrası düzen, İsrail faktörü, milis yapıların rolü ve bölgesel nüfuz alanları konusunda farklı öncelikler taşımıştır.

Ukrayna Savaşı ise bu ilişkinin askeri-teknolojik karakterini derinleştirmiştir. İran yapımı Shahed/Geran tipi insansız hava araçlarının Rusya tarafından kullanılması, iki ülke arasındaki güvenlik ilişkisinin somut bir savaş pratiğine dönüştüğünü göstermektedir. Rusya, yaptırımlar altında sürdürülen savaş ekonomisinde İran’ın düşük maliyetli ve asimetrik askeri teknolojilerinden faydalanırken; İran da Rusya’dan savaş alanında test edilmiş taktik, üretim, elektronik harp, hava savunma, siber ve uydu istihbaratı alanlarında deneyim kazanma imkânı bulmuştur. Böylece Moskova-Tahran hattı, yalnızca siyasi dayanışma ya da diplomatik destek ilişkisi değil, karşılıklı askeri-teknolojik öğrenme süreci haline gelmiştir.

Bu noktada 2025 tarihli Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması özel bir önem taşımaktadır. Antlaşma, Rusya ile İran arasındaki fiili güvenlik yakınlaşmasını kurumsal bir zemine taşımış; istihbarat, güvenlik, savunma, siber alan ve bilgi güvenliği başlıklarını daha görünür hale getirmiştir. Ancak bu antlaşmanın NATO tipi bir karşılıklı savunma yükümlülüğü içermemesi, ilişkinin gerçek doğasını anlamak açısından kritik önemdedir. Moskova ve Tahran birbirini stratejik ortak olarak görmekte, fakat birbirleri adına doğrudan savaşa girme yükümlülüğü altına girmemektedir. Bu nedenle Rusya-İran hattı, klasik ittifak kavramından ziyade “karşılıklı güvenlik bağımlılığı”, “stratejik işlemcilik” ve “operasyonel uyum” kavramlarıyla daha doğru açıklanabilir.

Siber alan ve uydu istihbaratı iddiaları ise bu ilişkinin gelecekte daha da karmaşık hale gelebileceğine işaret etmektedir. Modern istihbarat artık yalnızca klasik ajan ağları, askeri ataşelikler veya diplomatik kanallar üzerinden yürütülmemektedir. Uydu görüntüleri, açık kaynak istihbaratı, Telegram merkezli yarı resmî ağlar, hacker grupları, özel teknoloji şirketleri ve devlet destekli siber yapılar, güvenlik ilişkilerinin yeni bir gri alanını oluşturmaktadır. Rusya ve İran gibi yaptırımlar altında bulunan, Batı ile uzun süreli rekabet içinde olan ve bilgi alanını doğrudan rejim güvenliği meselesi olarak gören devletler için bu gri alan, inkâr edilebilir, esnek ve maliyeti düşük bir iş birliği zemini sunmaktadır.

Bütün bu tablo, Rusya-İran ilişkilerinin basit bir “Batı karşıtı ittifak” olarak okunmayacağını göstermektedir. İki ülke arasında tarihsel güvensizlikler, bölgesel rekabet alanları ve farklı stratejik öncelikler bulunmaktadır. Rusya, İran’ın bölgesel ideolojik ajandasının kendi çıkarlarını sınırlamasını istememekte; İran ise Rusya’nın İsrail, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile kurduğu ilişkileri dikkatle izlemektedir. Buna rağmen taraflar, Batı yaptırımları, Amerikan baskısı, İsrail faktörü, Ukrayna Savaşı, Suriye tecrübesi ve rejim güvenliği kaygıları nedeniyle birbirlerine daha fazla ihtiyaç duymaktadır.

Moskova-Tahran hattı, günümüz uluslararası sisteminde yaptırım altındaki devletlerin güvenlik, teknoloji ve istihbarat alanlarında nasıl alternatif dayanışma ağları kurduğunu gösteren en çarpıcı örneklerden biridir. Bu ilişki ne tam bir ittifaktır ne de geçici bir yakınlaşmadır. Daha doğru ifadeyle Rusya ve İran, birbirine tamamen güvenmeyen fakat birbirine ihtiyaç duyan iki güvenlik devletidir. Bu nedenle Rusya-İran ilişkilerinin geleceği, yalnızca diplomatik beyanlarda değil; savaş alanlarında, drone fabrikalarında, siber ağlarda, uydu görüntülerinde, istihbarat kurumları arasındaki temaslarda ve bölgesel krizlerin yönetilmesinde de aranmalıdır.

Sadık ARPACI
Uluslararası İlişkiler, Rusya Uzmanı
Tel: +90 545 932 36 77
Email: by.sadik@hotmail.com

KAYNAKÇA

Rusça Kaynaklar

  • Интерфакс (2015, 13 октября). “ВВС Ирака стали использовать российские разведданные для авиаударов по ИГ”.
    https://www.interfax.ru/world/473159,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • Коммерсантъ (2015, 30 сентября). “Багдадский сбор”.
    https://www.kommersant.ru/doc/2821293,
    Erişim tarihi: 29 Nisan 2026.
  • Коммерсантъ (2022, 26 сентября). “Дроны ударили по послу Ирана”.
    https://www.kommersant.ru/doc/5581291,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • Кремль (2025, 17 января). “Договор о всеобъемлющем стратегическом партнерстве между Российской Федерацией и Исламской Республикой Иран”.
    https://kremlin.ru/supplement/6258,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • РИА Новости (2015, 27 сентября). “Россия, Сирия, Иран и Ирак скоординируются для борьбы с ИГ”.
    https://ria.ru/20150927/1285366451.html,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • РИА Новости (2015, 1 октября). “Первые сутки операции ВКС России в Сирии”.
    https://ria.ru/20151001/1294805926.html,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • РИА Новости (2026, 5 февраля). “Нарышкин заявил, что СВР имеет очень хорошие контакты с иранскими спецслужбами”.
    https://ria.ru/20260205/svr-2072458902.html,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • РИА Новости (2026, 1 апреля). “Нарышкин рассказал о контактах с ЦРУ по теме Ирана”.
    https://ria.ru/20260401/svr-2084214308.html,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • Российский совет по международным делам (2022, 18 июля). “Расширение отношений между Ираном и Россией в контексте украинского кризиса”.
    https://russiancouncil.ru/blogs/ahmadvakhshiteh/rasshirenie-otnosheniy-mezhdu-iranom-i-rossiey-v-konteste-ukrainskogo-/,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • Российский совет по международным делам (2026, 20 апреля). “Какую роль космический потенциал играет в обеспечении безопасности государства?”.
    https://russiancouncil.ru/analytics-and-comments/comments/kakuyu-rol-kosmicheskiy-potentsial-igraet-v-obespechenii-bezopasnosti-gosudarstva/,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • ТАСС (2015, 1 октября). “ВКС России уничтожили штаб ИГ в Сирии на окраине Эль-Латамна фугасной авиабомбой”.
    https://tass.ru/armiya-i-opk/2307936,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • ТАСС (2018, 19 апреля). “Представители силовых ведомств Ирака, Ирана, РФ и Сирии встретились в Багдаде”.
    https://tass.ru/mezhdunarodnaya-panorama/5142304,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • ТАСС (2025, 12 августа). “Расцвет “Герани”: как развиваются российские ударные дроны и почему такие БПЛА копируют”.
    https://tass.ru/armiya-i-opk/24763583,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.
  • ТАСС (2026, 5 февраля). “Нарышкин отметил хорошее взаимодействие спецслужб России и Ирана”.
    https://tass.ru/politika/26357295,
    Erişim Tarihi: 29 Nisan 2026.

İngilizce Kaynaklar

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.