BAŞKAN TRUMP’TAN SUUDİ NÜKLEER PROGRAMINA YEŞİL IŞIK

upa-admin 22 Temmuz 2026 233 Okunma 0
BAŞKAN TRUMP’TAN SUUDİ NÜKLEER PROGRAMINA YEŞİL IŞIK

Ortadoğu’daki birçok politikasını İsrail’in güvenliği ve bu bağlamda bu devleti tanımayan İran İslam Cumhuriyeti’nin son aşamaya ulaşan nükleer programını sonlandırmak için yapan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ilginçtir ki İsrail’i resmen tanımamasına karşın bu devletle çeşitli düzeylerde ilişkiler tesis eden Suudi Arabistan’ın nükleer programı konusunda tarihi bir anlaşmaya imza attı. Bu yazıda, Başkan Trump’ın onayıyla hız kazanması muhtemel Suudi Arabistan nükleer programını mercek altına alacağım.

Prestijli gazete WSJ ‘nin güncel (21 Temmuz 2026) bir haberine göre, 45. ve 47. ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu’daki kadim Amerikan müttefiklerinden biri olan, ancak radikal İslam akımı nedeniyle Batı dünyasında riskli görülen Suudi Arabistan Krallığı’na sivil bir nükleer program kazandıracak ve potansiyel olarak Krallık topraklarında uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin önünü açacaktır. Başkan Trump’ın resmen onayladığı ve 30 yıl sürecek bu yeni anlaşmanın değerinin on milyarlarca doları bulacağı tahmin edilmektedir. Dahası, anlaşmanın nükleer silah yapımına ilişkin güvenlik hükümleri içermediği belirtilmektedir. Anlaşma, diğer yabancı rakipleri devre dışı bırakırken, Amerikan şirketlerine Suudi Arabistan’ın nükleer altyapısının geliştirilmesinde merkezi bir rol verilmesini amaçlamaktadır. Bu şekilde, Şahlık dönemi İran’ına benzer şekilde, ABD, bölgede Suudi nükleer gücünün oluşmasına izin vermekte, hatta buna bizzet destek olmaktadır. Bu da, Suudi Arabistan’ın bölgesel jeopolitik hedeflerine dair herhangi bir şüphe duyulmadığının somut bir göstergesidir.

Bu bağlamda, muhtemeldir ki, Başkan Trump, bu anlaşma karşılığında Suudi Arabistan’ın İsrail’le ilişkilerini Abraham Anlaşmaları’na katılarak normalleştirmesini de talep edebilir. Hatırlanacak olursa, benim yıllar öncesinde öngördüğüm bu husus, 2023 yılında hakikaten de gerçeğe dönüşmek üzereyken, o dönemde yaşanan beklenmedik 7 Ekim 2023 Hamas terör saldırısı nedeniyle İsrail’in uygulamaya başladığı aşırıcı politikalar ve Suudi Arabistan’ın Filistin Devleti’nin tanınması konusundaki ısrarı nedeniyle süreç askıya alınmıştı. Ancak bu süreçte İsrail’le ilişkilerini soğutmasına rağmen ABD ile yakın temaslarını sürdüren Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, ülkesinin Batı yönelimini geliştirmeye devam etti ve Başkan Trump tarafından iyi bir müttefik olarak algılandı. Bu nedenle, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki şiddet politikalarını sonlandırması ve Filistin Devleti’nin kurulmasına izin vermesi halinde, Riyad’ın da Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) benzer şekilde İsrail’i resmen tanıma yoluna girmesi ve Abraham Anlaşmaları’na katılması bence ihtimaller arasındadır. Bunun sebebi, ABD ve İsrail’in öncelikli güvenlik riski algılamasında İran’ın çok ağır basması ve bu yıl yaşanan ve hâlen kısmen devam da eden savaşta İran rejiminin yıkılmamış olmasıdır. Ayrıca son dönemde İsrail iç siyasetinde, İran’ın ardından hedef tahtasına oturtulacak ülkeler olarak Katar ve Türkiye’nin isimlerinin ön planda olduğunu ve Suudi Arabistan’a yönelik ılımlı bir yaklaşımın ortaya çıktığını da belirtmek gerekir.

Sonsöz olarak, dileğimiz bölgede ve dünyada hiçbir devletin nükleer silahlara erişememesidir. Ancak nükleer silahlanma bölge ülkeleri arasında bir yarışa dönüşecekse, kuşkusuz Türkiye’nin de bu sürecin dışında kalması beklenmemelidir. Zira tüm demokratik eksikliklerine rağmen, Türkiye, bölgedeki en Batılı rejim olmayı sürdürmektedir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.