AB’NİN GÜNEY KIBRIS ZİRVESİNDEN ÇIKAN MESAJLAR

upa-admin 01 Mayıs 2026 168 Okunma 0
AB’NİN GÜNEY KIBRIS ZİRVESİNDEN ÇIKAN MESAJLAR

Giriş

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 devletin lideri ve AB’nin üst düzey yetkilileri, Avrupa Birliği Konseyi’nin Kıbrıs Dönem Başkanlığı kapsamında düzenlediği gayriresmî Avrupa Konseyi toplantısı için 23-24 Nisan 2026 tarihlerinde, resmî adı Kıbrıs Cumhuriyeti olan Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin başkenti Lefkoşa ve Ayia Napa’da buluşmuşlardır. Bu yazıda, Türkçe ve İngilizce medya kaynakları doğrultusunda Güney Kıbrıs’ta düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Gayriresmi Liderler Zirvesinden çıkan mesajlar özetlenecektir.

Güçlenen Kıbrıs, Türkiye’ye meydan okuyor mu?

2004 yılında Kıbrıs Sorunu’nun çözümü için düzenlenen Annan Planı referandumuna “hayır” oyu vermelerine rağmen AB üyeliğiyle ödüllendirilen Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi, ağabeyi Yunanistan’la birlikte AB üyesi olarak son yıllarda Türkiye aleyhine ciddi kazanımlar elde etmektedir. Öyle ki, Doğu Akdeniz’de 2000’lerden bu yana keşfedilen hidrokarbon kaynakları konusunda uluslararası şirketlerle anlaşmalar imzalayarak ve Türkiye’nin dahil edilmediği Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu (EMGF) kurarak Ankara’yı irrite eden Güney Lefkoşa, son yıllarda ABD, AB, İsrail ve Fransa gibi etkili bazı devletleri yanına çekerek siyasi ve askeri olarak da güçlenmeye başlamıştır.

Bu durumun somut kazanımları ise; PESCO ve SAFE gibi Avrupa savunması yönünde bazı ciddi girişimlerin derinlik kazanması ve Türkiye’nin bunlara dahil olamaması, ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunu kaldırması, Kıbrıs’ın NATO üyeliğinin ciddi şekilde değerlendirilmeye başlanması, Türkiye karşıtı üçlü bir blok olarak hareket etmeye başlayan İsrail-Yunanistan-Kıbrıs hattında düzenlenen ortak askeri tatbikatlar, İsrail’den Kıbrıs’a gelişmiş bir hava savunma sisteminin satılması, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ekselansları Tom Barrack’ın Kıbrıs Sorunu’nu “apse“ye benzeterek sorunun çözümleneceğini iddia etmesi ve Fransa’nın Emmanuel Macron liderliğinde Kıbrıs ve Yunanistan’la çok yakın ilişkiler tesis ederek bu iki ülkeyi koruma konusunda taahhüt altına girmesi olarak sıralanabilir.

Bunlar, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda uluslararası hukukun yanında olduğunu düşünen Kıbrıslı Rumların dış siyasette atağa geçtiğinin somut ispatlarıdır. Türkiye’nin son yıllarda içeride yaşadığı 15 Temmuz hain askeri darbe girişimi, ABD ve Batı dünyasıyla sorunlu ilişkiler, toplumu kamplaştıran laik-İslamcı gerilimi, yıllardır bir türlü çözülemeyen PKK terörü ile Kürt Sorunu ve 2018’den bu yana etkili olan ekonomik kriz algısı da Kıbrıs’ın elini Ankara karşısında kuvvetlendirmektedir.

Güney Kıbrıs’ın şov zamanı: 2026 AB Liderler Zirvesi

Bunların yanı sıra, Nikos Hristodulidis Başkanlığında 2026’nın ilk yarısında Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstlenen Güney Kıbrıs, bu süreci de Brüksel’i Türkiye karşıtı çizgide birleştirmek ve Kıbrıs’ta olduğunu iddia ettikleri “işgal“i ortadan kaldırmak için Avrupalı liderleri seferber etmeye çalışmakla geçirmiştir. Bu bağlamda, Güney Lefkoşa, 23-24 Nisan 2026 tarihlerinde Lefkoşa ve Ayia Napa’da AB Liderler Zirvesi’ni düzenleyerek de dikkatleri üzerine çekmiştir. Hristodulidis, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı da Zirveye davet ettiklerini, ancak Türkiye-Güney Kıbrıs Rum Kesimi arasındaki resmî diplomatik ilişkilerin henüz tesis edilememesi nedeniyle davetlerinin reddedildiğini açıklamıştır.

AB Liderler Zirvesi aile fotoğrafı (23-24 Nisan 2026)

Renkli karelere sahne olan AB Liderler Zirvesi, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Sorunu’nu kendi perspektiflerinden yansıttıkları tarihi bir olay olarak tarihe geçmiştir. Zirve öncesinde basına konuşan Nikos Hristodulidis, 27 üye devletin saldırı altındaki üyelerine destek olmalarını 42.7 nolu maddeden kaynaklanan bir yükümlülük olarak öne çıkarmıştır. AB resmi web sitesine göre, bu Zirvede öne çıkan iki temel husus şunlar olmuştur:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı ve Ortadoğu’daki çatışma da dahil olmak üzere jeopolitik ortam ve Avrupa’nın yanıtını görüşmek,
  • 2028-2034 Mali Çerçevesi’ni oluşturmak.

Ukrayna, Ortadoğu ve Enerji

Ukrayna konusunda, AB liderleri, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile Rusya’nın saldırgan savaşındaki son gelişmeler hakkında görüşmüş ve bu bağlamda, Konsey’in Ukrayna’yı güçlendirmek ve Rusya üzerindeki baskıyı arttırmak amacıyla aldığı iki kararı memnuniyetle karşılamışlardır. Bu kararlar; a-) Ukrayna’nın 2026-2027 yılları için genel bütçesini ve savunma ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla verilen 90 milyar avroluk kredi ve b-) Rusya’nın savaş makinesini zayıflatmak için 20. yaptırım paketinin yürürlüğe sokulmasıdır. Toplantının ardından Avrupa Devlet ve Hükûmet Başkanları Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Volodimir Zelenski ortak bir bildiri yayımlayarak Ukrayna’nın AB üyeliğine giden yolda gösterdiği reform çabalarını övmüş ve müzakere gruplarının gecikmeden açılması çağrısında bulunmuşlardır.

Ortadoğu konusunda, Avrupalı liderler, 4 Nisan’da Mısır, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Körfez İşbirliği Konseyi’nden (GCC) önemli ortaklarla ortak zorlukları ve ortaya çıkan iş birliği fırsatlarını görüşmek üzere bir çalışma yemeği düzenlemişler ve ABD ile İran ve İsrail ile Lübnan arasında yakın zamanda varılan ateşkesleri memnuniyetle karşılayarak, tüm tarafları barışa ulaşmak için iyi niyetle müzakerelere katılmaya çağırmışlardır. Avrupalı liderler, gerçek barışın ancak uluslararası hukukun savunulmasıyla sağlanabileceği ilkesine dayanarak, üç temel ilke üzerinde anlaşmışlardır:

  • Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması,
  • Bölgede istikrarlı ve kalıcı bir ateşkes,
  • İran’ın nükleer silah edinmesine asla izin verilmemesi.

AB liderleri, Ortadoğu krizinin Avrupa’daki enerji ve fosil yakıt fiyatları üzerindeki etkisini de görüşmüş ve Avrupa Komisyonu’nun 19 Mart 2026’daki önceki Avrupa Konseyi toplantısında krizi çözmek için önlemler alınması çağrısına yanıt olarak hazırladığı ‘AccelerateEU’ bildirisini ele almışlardır. Başkan Costa, ayrıca koordinasyonun öneminin altını çizmiş ve AB’nin enerji güvenliğini sağlamak için enerji geçişini hızlandırması ve yerli temiz enerji kaynaklarının kullanımını ivmelendirmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Genel jeopolitik durum göz önüne alındığında, Avrupalı liderler, AB’nin karşılıklı savunma ilkesini, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42.7 maddesini ve olası bir AB Ordusu girişimini görüşmüşlerdir. Görüşmelerde, maddenin pratikte nasıl kullanılabileceği ele alınmış ​​ve AB Yüksek Temsilcisi liderlere devam eden çalışmalar hakkında bilgi vermiştir. Bu bağlamda, AB Ordusu konusunda çok hevesli olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Kıbrıs ve Yunanistan’a yönelik saldırılar olursa Fransa’nın Avrupalı ortaklarını koruyacağınıaçıklaması özellikle Türkiye’de büyük tepki yaratmıştır. Macron’un sözleri Türkiye açısından hoş olmamakla birlikte, Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs’a saldırma gibi bir niyetinin bulunmadığı da düşünülürse, bu açıklamanın büyütülmesi ve polemiklere girilmesi gereksizdir. Üstelik ülkenin Cumhurbaşkanı veya Dışişleri Bakanı dururken bu açıklamaları Milli Savunma Bakanlığı sözcülerinin yapması da diplomatik teammüllere aykırı ve yakışıksız bir durumdur.

AB’nin 2028-2034 Bütçesi

AB liderleri, Kıbrıs’ta AB’nin uzun vadeli bütçesi olan 2028-2034 çok yıllık mali çerçevesini görüşerek, AB’nin hedeflerine uygun finansman düzeyini belirlemeyi amaçladılar. Başkan Costa, AB liderleri arasındaki tartışmanın, bütçenin finansmanında yeni öz kaynakların önemli bir rol oynayacağını doğruladığını belirtti. Ayrıca, Komisyonun önerisinin daha sonraki çalışmalar için temel oluşturacağını ve Avrupa Parlamentosu tarafından sunulanlar da dahil olmak üzere diğer önerilerin de değerlendirilmesine açık olduklarını vurguladı. Liderler, Kıbrıs dönem başkanlığı tarafından hazırlanan rakamlar içeren ilk öneri (“müzakere kutusu“) temelinde, 18 ve 19 Haziran 2026 tarihlerinde yapılacak Avrupa Konseyi toplantısında Çok Yıllık Mali Çerçeve’yi görüşecek.

Gayriresmi görüşmenin ardından, Kıbrıs Devlet Başkanı, Avrupa Parlamentosu Başkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı, en yüksek siyasi önceliğe sahip somut önlemleri ve zaman çizelgelerini belirleyen “Tek Avrupa, Tek Pazar” yol haritasını imzaladılar. Avrupa Konseyi’nin rehberliğine dayanan yol haritası, 5alanda yasal ve politika girişimlerini içermektedir:

  • Basitleştirme kuralları,
  • Daha bütünleşik bir tek pazar,
  • Güçlü ticareti desteklemek,
  • Enerji fiyatlarını düşürmek ve karbondan arındırmak,
  • Dijital ve yapay zekâ dönüşümüne öncülük etmek.

Sonuç

Sonuç olarak, Güney Kıbrıs ev sahipliğindeki AB Liderler Zirvesi, Türkiye’nin bir türlü çözülemeyen Kıbrıs Sorunu nedeniyle AB ile ilişkilerinin derin krizlere gebe riskli bir aşamaya geçtiğini göstermesi açısından oldukça önemlidir. İçeride ekonomik sorunları olan ve Ortadoğu’da ciddi güvenlik riskleri bulunan Türkiye’nin bir de AB ile düşmanca ilişkilere yönelmesi ve kendisini iyice yalnızlaştırması kuşkusuz akılcı bir tavır değildir. Ancak AB’nin de artık Ankara’ya karşı makul davranması, Kıbrıs Sorunu’nun Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleşmeden çözülmesinin kolay olmadığını anlaması, Türkiye’nin yıllardır AB kapısında tutulması nedeniyle Türk toplumunda Brüksel’e büyük tepkilerin oluştuğunu fark etmesi ve ikili ilişkileri krizden ve Rum-Yunan provokasyonlarından uzak tutacak bir ara formül oluşturması gerektiğini idrak etmesi gerekmektedir. Bizce aksi takdirde elbette Türkiye kaybedecek, ama kendisiyle birlikte AB’yi de dibe çekecektir…

Kapak fotoğrafı: Avrupa (AB) Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Kıbrıs Cumhuriyeti (GKRY) Devlet Başkanı Nikos Hristodulidis ve AB (Avrupa) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (The National Herald).

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.